Ak Parti, sokağı, sahayı ve alanı her hâliyle dikkate alan ve siyasetinin temelini bunun üzerine kuran bir parti olmuştur. Recep Tayyip Erdoğan’ın başarısının sırrı da burada yatıyor. Anketler, ölçme-değerlendirmeler hep buna müzahir şekilde yapılıyor AK Parti’de.
CHP 107. mitingini yaptı. Yaptığı mitinglerin doğrusu yanlışı bugün konumuz değil!
AK Parti eskisi gibi miting yapmıyor… Neden?
Genel değerlendirmeler, resmi açıklamalar, parti sözcüsünün haftalık bilgilendirme toplantıları ve en önemlisi TBMM grup toplantısı… Bu kadar.
AK Parti Genel Merkezi siyasette gündem oluşturmaktan hayli uzaklaştı. Vatandaşın nabzını, yanını, yönünü, tarafını, hissiyatını biliyor da mı ses çıkarmıyor? Yoksa “Nasıl olsa oyu Tayyip Bey alıyor, seçimlere yakın gereğini yapar” diyerek mi rahat davranıyor, anlamış değilim.
Bu tespitleri yaptıktan sonra gelelim kendi değerlendirmelerime.
AK Parti iktidarını sürdürmek istiyorsa ki elbette istiyor, o zaman kim ne diyorsa, söylüyorsa, yazıp çiziyorsa dikkate almalıdır. AK Parti’yi bildiğimi, siyasetini anladığımı ve siyaset yapma tekniğini bilen birisi olarak yazıyorum. AK Parti şu üç şeyden korkar, çekinir.
Sessiz seçmen
Mağdurun yanında olma psikolojisi
Ekonomik kriz
Bu yazdıklarım elbette ana başlıklardır. AK Parti, sessiz seçmenin gazabını bilir; sandıkta aleyhine bir durum gelişeceğini anlar.
AK Parti, cezaevine her ne sebeple girerse girsin, orada yatan insana karşı vicdanen bir sorumluluk hisseder ve merhamet eder. Bu mağdurun yanında olan seçmen de AK Parti’nin karşısına dikilir. AK Parti bu endişeyi de taşır.
Üçüncüsü; ekonomik kriz… Vatandaşın içinde bulunduğu durumu yıllarca siyasetinin başlıca argümanı hâline getiren AK Parti, son yıllarda “Her şeyi yaptık, daha ne istiyorsunuz?” diyen ya da demeye çalışan, bunu ağzının içinde mırıltı hâlinde siyaset malzemesi yapan bir grupla kendi içinde mücadele ediyor.
Mesela; Cumhurbaşkanı yardımcısı kişi başı millî gelirden bahsediyor ve diyor ki: “Kişi başı gayrisafi millî hasılamız 17 bin dolar.” İyi, güzel… Eğer böyleyse…
Ama sokak, saha bunu böyle söylemiyor. Emekli 20 bin lira ile geçinmeye çalışıyor. Asgari ücretli 28 bin lira ile geçinmeye çalışıyor. E, 17 bin dolar nerede? Ya da kim 17 bin dolar gelire sahip?
85 milyonun yarısı ya asgari ücretli ya da emekli.
Yani demem o ki; bu tür açıklamaların sokakta, seçmende bir karşılığı yok. Anlamsız ve işlevsiz geliyor. Bilmem anlatabildim mi!
AK Parti, CHP’yi kendi içinde tartışmalı bir parti konumunda tutmak istiyor. Esasen bunu da başarıyor. Lakin bu tür siyaset anlayışları AK Parti’ye oy getirmiyor. Bunu iyi anlamak lazım.
AK Parti’nin ilk yıllarını bilen bir insan olarak; Tayyip Bey’e başka siyasi partilerin yapıp yapamadıkları sorulunca cevaben, “Biz onlara bakmayız, kendi gündemimize ve çalışmalarımıza odaklanırız” derdi. Şimdi ise başka siyasi partilerin hata ve yanlışlarından kendilerine siyaset yapma alanı yakalama peşindeler.
Bu son derece yanlıştır.
AK Parti’nin korkuları yersiz değil ama çözülmesi de mümkün. Akl-ı selim galip gelecektir. Cumhurbaşkanlığı istişare kurulunda son derece ehil, yetkin ve siyasetin duayeni kişiler vardır.
Bizden hatırlatması…
Selametle…