Yozgat’ta kahvehanelerde okeye kim dönerse, iyi okey oynayanlar konuşulurdu.
Bugün ise ekonomi konuşuluyor.
Kahvehanede oturan, oyun oynayan adamı ekonomist yaptık. Artık oynadığı oyunun tadı kaçtı. Dövizi, altını, gümüşü, borsayı konuşuyor. Market fiyatlarını, et ve süt fiyatlarını konuşuyor; hangi markette hangi ürün ucuz, onun tartışmasını yapıyor.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e teşekkür etmemiz lazım. Ekonomi, iktisat ve maliye bölümlerini okumadan herkesi ekonomist yaptı. Kahvehane hayatın özetidir. Toplumun aynasıdır. Siyasilere tavsiyem; bilginiz, görgünüz eksik ise ara sıra uğrayın…
Çok faydasını görürsünüz.
Sadece kahvehanedekiler değil…
Esnaf soruyor.
Çiftçi soruyor.
İşçi soruyor.
Emekli soruyor.
Memur soruyor.
Sağlık çalışanı soruyor.
Okuyup atanamayan gençler soruyor:
“Biz ne olacağız?”
Ülkenin gündemi her gün değişiyor.
Ekranlarda tartışmalar sürüyor.
Ama hayat beklemiyor.
Vatandaş artık tartışma istemiyor; ay sonunu hesaplıyor.
İnsanlar büyük sözler değil, uygulanabilir çözümler duymak istiyor.
Esnaf vitrini değil, faturayı düşünüyor.
Çiftçi açıklama değil, üretim güvencesi arıyor.
İşçi emeğinin karşılığını almak istiyor.
Hayat pahalılığı ve alım gücünün dip seviyelere düşmesi aşikâr…
Emekli geçinmek, memur ise yoksullaşmamak derdinde.
Sağlık çalışanı alkıştan fazlasını, adil çalışma şartlarını bekliyor.
Gençler ise tek bir şey söylüyor;
“Hayata başlayabilmek istiyoruz.”
Sokakta sloganların karşılığı kalmadı.
Seçmen artık vaat değil, plan görmek istiyor.
Takvimi belli, kaynağı hesaplanmış çözümler bekliyor.
Siyasetin önünde yeni bir eşik var.
Eleştirmek kolay, güven vermek zor.
Çünkü güven artık sözle değil; eylemle, aksiyon almakla ve hazırlıkla kuruluyor.
Belki de bu yüzden kararsız seçmen büyüyor.
İnsanlar siyasetten uzaklaşmıyor; kendisini görmeyen siyaseti beklemeye alıyor.
Bugün sokakta en çok duyulan cümle şu:
“Her şeyi konuşuyorsunuz… Peki bizim hayatımız ne zaman konuşulacak?”
Mesele artık nettir.
Memleketin gündemi kürsüler değil, mutfak masasıdır.
Tartışma değil, geçim hesabıdır.
Kim kazanacak sorusu önemini yitirdi.
Asıl soru hâlâ aynı;
“Bu ülkenin insanı nasıl yaşayacak?”
Ve herkesin dilinde tek cümle var:
“Biz ne olacağız?”
Selametle…