enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
42,5007
EURO
49,3389
ALTIN
5.763,59
BIST
10.898,70
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat
Az Bulutlu
13°C
Yozgat
13°C
Az Bulutlu
Cumartesi Çok Bulutlu
13°C
Pazar Hafif Yağmurlu
8°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
6°C
Salı Az Bulutlu
6°C

“Yozgat’ın sessiz çığlığı”

“Yozgat’ın sessiz çığlığı”
20.11.2025
A+
A-

Ben Yozgat’ta doğdum, büyüdüm; çocukluğum ve gençliğim Yozgat’ta geçti. Yozgat’ın dağına, taşına, ovasına, kuşuna, insanına elbette bir vefa borcunu alev alev içimde yaşıyor ve hissediyorum. Dolayısıyla tarihe not olması bakımından böyle bir yazı yazmayı istedim.

Yozgat, şehirlerden bir şehir değil benim için. Kişi, an gelir yalnızlığını paylaşır onunla; an gelir, gecenin karanlığında kendine sohbet arkadaşı eder onu. Mısralarla, cümlelerle çektiklerini, yaşadıklarını, hissettiklerini, en koyu ıstırabını, sevincini anlatır ona; an gelir, seyrine meftun olduğu dağına, ovasına türkülerle seslenir, rahmet okur bu toprakları bırakanlara, Fatihalar gönderir. Şehir böyle bir şeydir; şairin, yazarın, anlamasını, sevmesini ve korumasını bilenlerin nazarında…

Ne var ki bugün, çözümsüzlüğe doğru giden, gürültüsü ve patırtısı her gün artan, tepeden bakınca insanın ruhunu bunaltan bir dağınıklığın ve karışıklığın esiri olmuş; damlarına kuşların konmadığı, samimiyetin nişangâhı halinde yükselen evlerin toprağa dönüştüğü şehirlerde insanlar, habire yer değiştiriyorlar.

Zamanı ve mekânı şaşkınlığa uğratıyormuşçasına oradan oraya koşturup duruyorlar. Bu tavırlarıyla daha güzel evlerde oturarak bazı duygularını tatmin etmeye çalışmak isteseler de aslında hep bir şeyleri arıyorlar. Kendilerinin yarattığı hapishanelerde, hep daha büyüğünü yapmanın ihtirasıyla yanıp kavruluyorlar.

Bir yerde yerleşik olmanın, komşuluk, arkadaşlık ve dostluk gibi sağlam bağlarla birbirine bağlayamadığı insanlar, dağılmanın ve savrulmanın şokuyla böyle davranarak, olanı biteni görmezden gelmeye çalışıyorlar. Ama eksik olan bir şey var; hem de çok önemli bir şey: Mutlu olamadıkları, mutlu olamadığımızdır.

Bu eşsiz, benzersiz kültür ve insanlık mirasının yerlerine yenilerini koymak mümkün olmadığından, onları gözümüz gibi korumalı ve nasıl teslim almışsak gelecek nesillere de öyle teslim etmeliyiz.

Tarihi eserlerimizi bakımlı, tertemiz ve özenle muhafaza edip, bu hâlde karşılarına geçip o ruh açıcı görüntülerini seyrettikçe, yaşadığımız yere bağlılığımız ve sevgimiz derinleşir. Geçmişimizle daha da gururlanır, atalarımıza olan saygımız artar; böylesine yüksek seciyeli bir milletin çocukları olmanın övüncü ve gönenciyle geleceğe bakarız.

Tarihi eserlerimize göstereceğimiz ilginin, yaşadığımız yerle kuracağımız bağın anlam kazanmasına ve giderek kuvvetlenmesine olan tesiri hakkında çok şey söylenebilir. Ancak bu konuda bir Yozgat aşığı arkadaşımın, şehirde yaşayanlara rehber olacak sözleri ibret niteliktedir:

“Tarihi eserlerimize bakıp zevk almayı öğrenin ki sizde de Yozgat sevgisi oluşsun.”

Bugünkü problemlerimizin en başta geleni, şehirle insan arasında olması gereken bağı kurmakta son derece büyük güçlükler yaşanmasıdır. Alınan göçle birlikte şehirlerimizin her geçen gün nüfus açısından hızla büyümesi, fakat sosyal ve kültürel açıdan giderek küçülmesi ve köyleşmesi de ayrı bir sorun teşkil etmektedir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.