enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
42,5007
EURO
49,3389
ALTIN
5.763,59
BIST
10.898,70
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat
Çok Bulutlu
14°C
Yozgat
14°C
Çok Bulutlu
Pazar Hafif Yağmurlu
8°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
5°C
Salı Açık
7°C
Çarşamba Çok Bulutlu
7°C

“Dava adamlığı”

“Dava adamlığı”
21.11.2025
A+
A-

Bu cümle, belki yeni nesiller için çok fazla önemli görülmeyebilir. Fakat biz ve bizden önceki nesiller için çok önemli bir kavramdı! Hayatını günlük, basit ihtiyaçlar için geçiren bir grup veya kesim için ideal, boş bir hayal veya avunma olarak düşünüldüğünde, onun kişiye kazandıracağı herhangi bir değer olmayacaktır.

Dava insan için ne manaya geliyor? Eskiden bir kişinin kendine bir ideal seçmesi, onun kendini belli bir konuma ulaştırması ve seviye kazanması demekti. Sıradan bir kişi olmaktan çıkmak ve kendine belli bir hedef koymak suretiyle önemli bir işe adapte olmaktı. Yani, hayatın bir amacının olması demekti.

Böyle bir hayat perspektifi, bir anlamda büyük düşünmek ve kişisel hesapların ötesine geçmekti. Bu idrak, o kişiyi hedeflediği misyona uygun tutum ve çabalara yönelme psikolojisine hazırlıyor ve onu bir davanın insanı hâline getiriyordu.

Günümüzde insanlar, davalarıyla değil, günübirlik beklenti ve ihtiyaçlarıyla öne çıkıyor. Arayışları büyük ölçüde maddi ve şahsi ihtiyaçlarla sınırlı. Hayatın geniş bir çerçevesi olmasına rağmen, arayışlarını daraltmak, kişilerin yaşama ufkunu da o ölçüde sınırlı hâle getiriyor. Halbuki sıradan ihtiyaçlar, izafi ve geçici bir nitelik taşır. Ayrıca, ihtiyaçların insan ve toplum için bir amaç olabilmesi mümkün değildir!

Aslında, insanın kendine ait bir hayat gündemi veya programı olması gerekir. Çünkü insan, her yönüyle mükemmel bir varlıktır. Onun hayata bakışında birçok fikir ve hedef, onun çabalarıyla gerçekleşme imkânına sahiptir. Kişiyi disiplinli ve bir amaca yönelik hâle getiren de böyle büyük hedeflerin varlığıdır.

Ama kültür ve geleneğin eksikliği, sistemli bir yaşama imkânını kişiye sağlayamaz. Çünkü kültür, ahlak ve gelenek, insana bir yaşama çerçevesi çizer. Ayrıca, insanı bir takım etki odaklarının güdümüne girmekten uzaklaştırır. İşte böyle bir hayat programının varlığı, insanı faydasız ve gereksiz iş ve meşguliyetlerden uzak tutabilir; zaman ve enerjisini daha önemli ve gerekli işlere kanalize etmesine imkân verir.

Bir davanın adamı olmak; Dava kelimesinden bahsettik. Dava, kişinin kendi varlığı ve şahsi tutum ve ihtiyaçlarının ötesine bir gayeye kendini bağlaması ve onun için, sıradan isteklerinden fedakarlık etmesi demektir. Tabii ki bu tavır kolay bir şey değildir ve sıradan insanların rahatlıkla yapamayacağı bir fedakarlıktır.

Aslında insan, bazı isteklerine gem vurup onları keyfi değil, hayat felsefesi doğrultusunda düzenleme iradesine sahip olmasıyla ön plana çıkabilir. Bu özellik, sadece insana has bir özellik olup onun akıl ve değerleriyle yaşayan bir varlık olduğunu gösteren önemli bir niteliktir.

Peki, günümüz insanı neden böyle geniş bir perspektiften olaylara bakamayıp dar ve geçici istekleri ön plana getiriyor ve ferdiyetçi bir tutum içine giriyor? Çünkü o, sadece kendisi ve ihtiyaçlarından oluşan bir dünyada yaşamaktadır. Halbuki insan, “hakikat arayışı” içinde olan ve bir şeyin asıl amacını arayan bir niteliğe sahiptir. Felsefe tarihi, insanın hakikat arayışı ve onun için ortaya koyduğu inanılmaz çabaları göstermektedir.

İnsanın bir robot hâline getirilmesi, onu mutlu etmez. Sadece bir yönüne ait ihtiyaç ve zevkin karşılanması onu huzurlu kılmaz. İnsan, çok alternatif arasından en iyiyi seçmeye eğilimlidir. Hedeflediği bir şeyi yaptığında mutlu olan, emek çekmediği işi ve çabayı değerli bulmayan bir yapıya sahiptir.

İnsan, hayatının büyük bölümünde sosyal ve psikolojik bir çerçeve içinde hareket eden düşünce ve duygu merkezli bir varlıktır. Bu iki özellik birbirini tamamlayıcı bir niteliğe sahiptir. Böylece insan, en uygun ve dengeli bir şahsiyete sahip olur ve olayları değerlendirmede ölçülü bir davranış ortaya koyabilir.

Davasının idealinin ülküsünün mürüvvetini görmek ve yaşamak, her insanın hedefi olmalıdır.

Vesselam…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.