enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,9555
EURO
53,4828
ALTIN
6.627,71
BIST
14.200,20
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat
Az Bulutlu
13°C
Yozgat
13°C
Az Bulutlu
Pazar Az Bulutlu
18°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
20°C
Salı Parçalı Bulutlu
21°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
20°C

“Tayyip Bey ve Devlet aklı”

“Tayyip Bey ve Devlet aklı”
03.06.2026
A+
A-

Bölgesel ve küresel krizlerin arttığı, güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemde Türkiye’nin izlediği politikalar sıkça tartışılırken, “devlet aklı” vurgusu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yürütülen stratejik adımlar, ülkenin iç ve dış politikadaki yönünü belirleyen temel unsurlar arasında gösteriliyor.

Dünya bambaşka bir hâl aldı, alıyor. Kapitalizm, liberalizm, komünizm gibi zihniyet ve anlayışlar çöktü. Batı çaresiz; Batı aslını ve yönünü kaybetti. Eski defterler kapanıyor. Liberal düzenin parlak cümleleri yorgun düştü. Güvenlik yeniden siyasetin merkezine yerleşti. Enerji hatları, ticaret yolları, limanlar, demiryolları, savunma sanayii ve finans merkezleri artık aynı cümlenin içinde konuşuluyor. Türkiye bu fırtınayı kenardan izleyen bir ülke değil; haritanın tam ortasında, bütün hesapların kesiştiği yerde duruyor.

Son on yılda yaşananlar, bugünkü tabloyu anlamak için yeterlidir. Gezi olayları, 17-25 Aralık süreci, 6-8 Ekim Kobani olayları, hendek-barikat terörü, canlı bomba saldırıları ve 15 Temmuz darbe girişimi Türkiye’nin iç cephesini sarstı. Devlet bu süreçten daha merkezi, daha güvenlikçi ve daha operasyonel bir akılla çıktı. Bu tercihin bedelleri oldu; hukuk, özgürlükler ve kurumsal denge alanında ağır tartışmalar doğdu. Fakat çıplak gerçek şudur: Ankara, dağınık bir bölgede ayakta kalmanın yolunu sert kapasite inşasında gördü.

Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı harekâtları bu aklın sahadaki karşılığıydı. Türkiye, sınırında bekleyen tehdidi uzaktan seyretmeyeceğini gösterdi. Libya anlaşması, Doğu Akdeniz’deki dışlama hamlesine karşı denizden verilen cevaptı. Karabağ Zaferi’nde Türk savunma sanayiinin sahadaki etkisi görüldü. Suriye’de yeni dönem açılırken Türkiye masanın uzağında kalmadı. Bütün bunlar tesadüf zinciri değildir; birikmiş devlet refleksinin dış politika diline dönüşmesidir.

Bugün aynı refleks daha geniş bir stratejiye bağlanıyor. “Terörsüz Türkiye” hedefi, Orta Koridor, Kalkınma Yolu, Hicaz Demiryolu, INRAIL, enerji merkezi olma iddiası, İstanbul Finans Merkezi ve Türk Devletleri Teşkilatı aynı büyük resmin parçalarıdır. Türkiye, doğudan batıya, kuzeyden güneye akan malın, enerjinin, verinin ve sermayenin düğüm noktası olmak istiyor.

Orta Koridor, Türk dünyasını Avrupa’ya bağlayan omurga hâline geliyor. Kalkınma Yolu, Basra’dan Türkiye’ye, oradan Avrupa’ya uzanan yeni ticaret hattıdır. Hicaz Demiryolu eski coğrafi hafızayı güncel lojistik ihtiyaca bağlar. INRAIL, İstanbul’daki demiryolu darboğazını aşma hamlesidir. İstanbul Finans Merkezi, bu akışların para, sigorta ve tahkim ayağıdır. Türk Devletleri Teşkilatı ise bu haritaya siyasi kimlik ve kurumsal zemin kazandırmaktadır.

Enerji meselesi bu büyük iddianın en sert sınavıdır. Hürmüz çevresindeki gerilim, Türkiye’ye eski gerçeği yeniden hatırlattı. Ankara petrolü ve gazı bulabiliyor, ancak fiyatı belirleyemiyor. Tedarik çeşitlendiği için panik yaşanmıyor; fakat petrol yükseldiğinde cari açık etkileniyor. LNG sıkıştığında sanayinin maliyeti artıyor. Elektrik ve doğal gaz faturası yükseldiğinde enflasyon mutfağa kadar iniyor.

Enerji güvenliği artık depo doluluğu meselesi olmaktan çıkmıştır. Fiyat güvenliği, kur istikrarı, sanayi rekabeti ve sosyal dayanıklılık aynı dosyaya girmiştir.

Yenilenebilir kapasite, Sakarya Gaz Sahası, Gabar petrolü, LNG altyapısı ve depolama yatırımları Türkiye’ye alan açıyor. Fakat enerjiye ulaşmak başka, enerjiyi öngörülebilir maliyetle kullanmak başka bir iştir. Büyük ülke, kriz gününde yakıt bulan ülke değildir; gemi rotası değiştiğinde ekonomisi titremeyen ülkedir.

Bu tabloya Avrupa’nın güvenlik kaygısı da ekleniyor. Ukrayna Savaşı, Rusya tehdidi, ABD’nin dalgalı tutumu, İran gerilimi ve göç baskısı Avrupa’yı Türkiye gerçeğiyle yeniden yüzleştiriyor. Türkiye artık Avrupa için yalnızca göç pazarlığının tarafı değildir; savunma sanayii, Karadeniz dengesi, enerji hatları, Orta Koridor ve NATO güvenliği açısından vazgeçilmez bir aktördür.

Bu durum Ankara’nın elini güçlendirir. Fakat gücün kalıcı olması için güvenilir hukuk ve sağlam ekonomi gerekir.

İç siyaset de bu denklemden ayrı okunamaz. CHP’deki gerilim, Kılıçdaroğlu’nun FETÖ çıkışı ve devletçi söyleme yaslanması, Türkiye’nin 2013 sonrası hafızasıyla doğrudan ilişkilidir. Ana muhalefetin yönü artık teknik bir parti meselesi değildir; Suriye, PKK, DEM, AB, NATO, savunma sanayii, enerji hatları ve sermaye düzeniyle bağlantılı stratejik bir başlıktır.

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in faili meçhul dosyalara yönelmesi de aynı çerçevede önem kazanır. Devlet geçmişin karanlık sayfalarına eğildiğini göstermektedir. Bu adım vitrin olarak kalırsa unutulur; dosyalar gerçekten aydınlanırsa devletin meşruiyet hanesine yazılır.

Türkiye bugün büyük bir eşiğin önündedir. Coğrafya elverişli, savunma sanayii güçlü, altyapı birikimi ciddi, Türk dünyasıyla bağlar derinleşmiş, Avrupa güvenlik arayışında Türkiye’ye yeniden bakmaktadır. Fakat bütün bu imkânların kalıcı güce dönüşmesi için hukuk, eğitim, teknoloji ve toplumsal güven şarttır.

Türkiye 2013-2023 arasında ayakta kalmayı öğrendi. Şimdi mesele daha büyüktür: Ayakta kalan ülke düzen kurabilecek mi?

Asıl sınav budur.

“Tayyip Bey ve devlet aklı” olmasaydı başımıza neler gelirdi neler…

Selametle.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.