enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
47,7750
EURO
55,1850
ALTIN
6.711,76
BIST
14.176,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat
Açık
26°C
Yozgat
26°C
Açık
Perşembe Az Bulutlu
24°C
Cuma Parçalı Bulutlu
23°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
22°C
Pazar Az Bulutlu
23°C

“Aynadaki Ben..!”

“Aynadaki Ben..!”
13.08.2026
A+
A-

İnsan hayatı, “El âlem ne der?” diye yaşamamalı…

Saçın, sakalın, üstüne giydiğin elbisen, ayağına giydiğin ayakkabı, bindiğin araba… Hülasa, başkalarına beğendirme zorunluluğu, hayatı ıskaladığımızın alametifarikasıdır.

Bugünkü yazımda okurlarıma, elbette ilk önce kendime, bir tavsiyede bulunmak istiyorum: Aynaya bakın, kendinizi sevin…

Bazen hayatın bütün yükünü aynı anda taşımaya çalışıyoruz. Yapılması gerekenler, yetişmesi gereken işler, başkalarının beklentileri, geçmişin yorgunluğu ve geleceğin belirsizliği… Hepsi bir araya geldiğinde insanın kendi sesini duyması bile zorlaşıyor. Sonra bir de kendimize dönüp soruyoruz: “Ben neden hâlâ yeterince güçlü değilim?” Belki de soruyu yanlış yerde arıyoruz.

Belki ihtiyacımız olan şey biraz daha güçlü olmak değil, kendimize biraz daha anlayışla yaklaşmak. Çünkü insan her gün aynı güçle uyanmıyor. Her sabah aynı umutla gözlerini açmıyor. Bazı günler hayatın karşısında dimdik durabiliyor, bazı günler ise yalnızca günü tamamlayabilmek için çaba harcıyor. Ve bunun da bir adı var: İnsan olmak.

Her gün üretken olmak, her gün başarılı olmak, her gün neşeli görünmek zorunda değiliz. Bazı günler büyük adımlar atarız. Bazı günler ise sadece kendimizi toparlamaya çalışırız. Bazen bir işi bitirmek başarıdır, bazen de o işi bugün yapamayacağımızı kabul etmektir.

Kendimize tanıdığımız alan, çoğu zaman başkalarından beklediğimiz anlayıştan çok daha küçüktür. Bir arkadaşımız yorulduğunda ona, “Biraz dinlen, sen de insansın.” deriz. Sevdiğimiz biri hata yaptığında, “Olabilir, herkes hata yapar.” diye teselli ederiz. Ama sıra kendimize geldiğinde sesimiz birden sertleşir: “Daha iyisini yapmalıydın. Bunu da beceremedin. Artık toparlanman gerekiyor.”

Belki bugün o sesi biraz değiştirmeyi deneyebiliriz. Kendimize konuştuğumuz dili yumuşatabiliriz. Çünkü insanın kendisiyle kurduğu ilişki, hayatındaki en uzun ilişkidir.

Her sabah kendimizle uyanıyor, her gece yine kendimizle baş başa kalıyoruz. Bu nedenle kendi içimizde sürekli eleştirildiğimiz bir yerde yaşamak oldukça yorucudur.

Bugün kendinize küçük bir iyilik yapın. Bir bardak çayınızı acele etmeden için. Telefonunuzu birkaç dakika kenara bırakın. Pencereden dışarı bakın. Kısa bir yürüyüş yapın. Ertelediğiniz küçük bir işi tamamlayın. Yapamadığınız bir şey için kendinizi hırpalamak yerine, “Bugün elimden bu kadarı geldi.” diyebilin.

Bazen iyileşmek büyük kararlarla başlamaz. Bazen sadece kendimize verdiğimiz küçük bir izinle başlar.

“Bugün dinlenebilirim. Her şeyi bugün çözmek zorunda değilim. Geç kaldım diye düşünmek yerine bulunduğum yerden yeniden başlayabilirim.”

Çünkü hayat bir yarış değil. Herkesin zamanı, şartları, kayıpları, imkânları ve taşıdığı yük birbirinden farklı. Başkasının hayatındaki bir dönüm noktasını kendi hayatımızdaki gecikmenin ölçüsü hâline getirdiğimizde, kendimize haksızlık etmiş oluyoruz.

Huzur, hayatın bütün sorunlarının bitmesi değil; sorunlar henüz çözülmemişken bile kendimize güvenli bir alan açabilmektir. Kendimizi başarımızla değil, yalnızca insan olduğumuz için değerli görebilmektir.

Ve belki bugün kendimize sorabileceğimiz en güzel soru şu;

“Bugün kendim için ne yapabilirim?”

Cevabın çok büyük olması gerekmiyor. Bazen birkaç dakika sessizliktir. Bazen hayır diyebilmektir. Bazen yardım istemektir. Bazen de uzun zamandır kendimize söylemediğimiz o cümleyi söylemektir:

“Ben de yorulabilirim. Benim de dinlenmeye hakkım var.”

Unutmayın; bugün dünden daha iyi olmak zorunda değilsiniz. Bazen sadece dünden biraz daha şefkatli olmak yeterlidir.

Kendinizi sürekli düzeltmeye çalışmadan, olduğunuz hâlinizle bir an durun. Nefes alın. Hayatın bütün yükünü bugün taşımak zorunda olmadığınızı hatırlayın.

Çünkü bazen insanın kendisine verebileceği en güzel hediye, biraz durmak ve kendisine iyi davranmaktır.

Bugün kendinize iyi davranın. Elinizden gelenin en iyisini yapmak zorunda bile değilsiniz. Bugün elinizden geleni, olduğunuz hâlinizle yapmanız yeterli.

Hepimize kendimize biraz daha nazik olduğumuz, kalbimize iyi gelen sakin bir gün olsun.

Selametle…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.