enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
49,8378
EURO
55,3912
ALTIN
6.461,97
BIST
11.151,03
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat
Hafif Yağmurlu
15°C
Yozgat
15°C
Hafif Yağmurlu
Perşembe Hafif Yağmurlu
13°C
Cuma Hafif Yağmurlu
11°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
12°C
Pazar Hafif Yağmurlu
12°C

“Yozgat’ta genç olmak”

“Yozgat’ta genç olmak”
28.10.2026
A+
A-

Bir şehir yalnızca binaları, caddeleri ve meydanlarıyla büyümez. Gençlerin kurduğu hayallerle, önlerine çıkan fırsatlarla ve geleceğe dair taşıdıkları umutlarla da büyür. Peki, gençlerin kendi şehirlerinde bir gelecek kurmak istediğinde karşılarına ne çıkıyor? Hayalleri yaşadıkları şehre sığıyor mu, yoksa başka yerlere gitmek zorunda mı kalıyorlar?

Bir şehir düşünün…

Sabah işe yetişmeye çalışan insanların arasından üniversiteye giden gençler geçiyor. Bir kafede bilgisayarının başına oturmuş biri, kendi işini kurmanın hesabını yapıyor. Bir başkası, mezuniyetine birkaç ay kala iş ilanlarını inceliyor. Bir diğeri ise ailesine yakın kalmakla hayallerinin peşinden gitmek arasında karar vermeye çalışıyor.

Hepsinin hikâyesi farklı. Fakat akıllarında benzer bir soru var; Burada bir gelecek kurabilir miyim?

Genç olmak, insanın önünde pek çok ihtimalin bulunduğuna inanmasıdır. Henüz yaşanmamış günleri planlamak, bir meslekte ilerlemeyi istemek, kendi ayakları üzerinde durmayı hayal etmek… Ancak bu hayallerin gerçeğe dönüşmesi yalnızca gençlerin çalışkanlığına ve azmine bağlı değil. İçinde yaşadıkları şehrin sunduğu imkânlar da bu hikâyenin önemli bir parçası.

Bir şehir, gençlerine ne sunabilir?

Bir şehirde gençlerin yaşaması için üniversite bulunması, elbette önemli. Ancak gençlerin hayatı diplomalarını aldıkları gün bitmiyor. Asıl mesele, o diplomadan sonra ne yapabildikleri.

Kendi alanında çalışabileceği bir iş bulabiliyor mu? Kazandığı parayla bağımsız bir yaşam kurabiliyor mu? Bir girişim başlatmak istediğinde destek alabiliyor mu? kültür sanat etkinliklerine katılabiliyor, kendini geliştirebiliyor, yeni insanlarla tanışabiliyor mu?

Bunlar lüks değil. Gençlerin yaşadıkları yere bağlanabilmeleri için ihtiyaç duydukları imkânlar.

Bir şehir, gençlerine yalnızca barınacak bir yer sunuyorsa onları orada tutmaya yetmeyebilir. Gençlerin üretmesine, denemesine, yanılmasına ve yeniden başlamasına alan açması gerekir.

Çünkü bir insanın doğduğu şehirde kalması, oradan başka bir yere gidememesi anlamına gelmemeli. Kalmak da gitmek de özgürce verebildiği bir karar olmalı.

Gitmek isteyen mi, gitmek zorunda kalan mı?

Bugün pek çok genç için başka bir şehre gitmek, yalnızca yeni bir hayat denemek değil; bazen kendine bir fırsat bulma çabası.

Daha geniş iş olanakları, farklı sektörler, daha fazla etkinlik ve yeni çevreler… Büyük şehirler gençlere bunları sunabiliyor. Fakat her genç, yaşadığı yerden ayrılmak istemiyor.

Kimi ailesinin yanında kalmak istiyor. Kimi çocukluğunun geçtiği sokaklarda kendi işini kurmayı hayal ediyor. Kimi de yaşadığı şehrin gelişmesine katkı sunabileceğine inanıyor.

Sorun, gençlerin gitmesi değil. Sorun, kalmak isteyenlerin neden kalamadığı.

Bir şehirde yetişmiş, eğitim almış ve kendini geliştirmiş gençlerin başka yerlerde fırsat araması, üzerinde düşünülmesi gereken bir mesele. Çünkü gençler yalnızca o şehrin nüfusunu oluşturmuyor; gelecekteki esnafını, öğretmenini, mühendisini, sanatçısını, girişimcisini ve yöneticisini de oluşturuyor.

Onların gitmesiyle yalnızca bir ev eksilmiyor. Belki kurulabilecek bir işletme, hayata geçirilebilecek bir proje ya da şehre kazandırılabilecek yeni bir fikir de başka bir yere taşınıyor.

Yozgat’ta gençlerin hayalleri nereye sığar?

Yozgat gibi kendine özgü bir ekonomik ve sosyal yapısı bulunan şehirlerde bu soru daha somut bir anlam taşıyor.

Bir genç, burada üniversite eğitimi alırken mezuniyet sonrasını da aynı şehirde planlayabiliyor mu? Küçük bir işletme açmak isteyen biri, başlangıç sermayesi ve müşteri bulma konusunda hangi imkânlara sahip? Farklı mesleklerde yetişen gençler, kendi alanlarında iş bulabilecekleri bir ortamla karşılaşabiliyor mu?

Bu soruların yanıtları, yalnızca gençlerin kişisel tercihlerinde değil, şehrin geleceğinde de saklı.

Yozgat’ta gençlerin önüne yeni iş alanları açılması, girişimcilik fikirlerinin desteklenmesi, sosyal ve kültürel yaşamın çeşitlenmesi önemli. Üniversite ile şehir arasındaki bağın güçlenmesi de bu sürecin bir parçası olabilir. Gençlerin yalnızca eğitim aldıkları kurumla değil, yaşadıkları kentle de bağ kurabilecekleri ortamlar oluşturulmalı.

Bir gencin aklındaki fikri hayata geçirmek için mutlaka başka bir şehre gitmesi gerekmemeli. Yozgat’ta bir şeyler üretmek, yeni bir iş kurmak veya farklı bir alanda kendini geliştirmek isteyenlerin önünde de gerçekçi yollar bulunmalı.

Elbette her sorunun çözümü kısa sürede mümkün değil. Ancak gençlerin ne istediğini dinlemek, ihtiyaçlarını anlamak ve karar süreçlerinde onlara yer vermek başlangıç için önemli bir adım.

Gençler adına karar vermek yerine gençlerle birlikte karar almak gerekiyor.

Hayal kurmak yetmiyor, o hayale yer açmak gerekiyor

Gençlere sık sık çok çalışmalarını, sabretmelerini ve vazgeçmemelerini söylüyoruz. Bunların hepsi değerli. Fakat bazen aynı cümleleri tekrarlarken başka bir soruyu gözden kaçırıyoruz. Gençlerin çabalarını karşılayacak fırsatları oluşturmak için ne yapıyoruz?

Bir gencin başarılı olması elbette kendi emeğiyle mümkün olabilir. Ancak her kapının kapalı olduğu bir yerde yalnızca azimden söz etmek, sorumluluğun tamamını gencin omuzlarına bırakmak demek.

Şehirlerin de sorumluluğu var. İş dünyasının, yerel yönetimlerin, üniversitelerin ve sivil toplum kuruluşlarının gençlerin önünü açacak ortak çalışmalar yürütmesi gerekiyor.

Gençlere yalnızca belirli günlerde söz hakkı vermek değil, onların fikirlerini gündelik hayatın bir parçası hâline getirmek önemli. Bir parkın, kütüphanenin, kültür merkezinin veya çalışma alanının nasıl olması gerektiğini en iyi anlatabilecek kişilerden bazıları, o alanları kullanacak gençlerdir.

Onlara güvenildiğinde, düşünceleri dinlendiğinde ve emeklerinin karşılığını alabilecekleri ortamlar oluşturulduğunda yaşadıkları şehre bakışları da değişebilir.

Çünkü bir yere ait hissetmek, yalnızca orada doğmuş olmakla ilgili değildir. O yerde kendine bir yer bulabilmekle ilgilidir.

Bir şehrin geleceği, gençlerin kararlarında saklı

Bir şehrin gelişimini yalnızca yeni binalarla, açılan yollarla ya da büyüyen nüfusuyla ölçemeyiz. Gençlerinin ne kadarının orada kalmak istediğine ne kadarının fikirlerini hayata geçirebildiğine ve geleceklerini ne kadar güvenle planlayabildiğine de bakmalıyız.

Belki de asıl mesele, gençlere “Neden gidiyorsunuz?” diye sormak değil; “Burada kalmak isteseniz size ne sunabiliriz?” sorusunu sorabilmek.

Çünkü hiçbir genç, sırf doğduğu şehirde yaşadığı için kendini geleceğinden vazgeçmiş hissetmemeli. Hiç kimse hayallerini gerçekleştirebilmek için sevdiği insanlardan, alıştığı sokaklardan ve kendisini ait hissettiği yerden ayrılmak zorunda olduğunu düşünmemeli.

Bir şehir, gençlerine büyük vaatlerde bulunmak zorunda değil. Fakat onlara deneme fırsatı, çalışma imkânı, kendilerini geliştirebilecekleri alanlar ve yarınlarına dair makul bir umut sunabilmeli.

Sonuçta gençlerin hayalleri bir şehrin sınırlarından daha büyük olabilir. Bu, şehrin yetersiz olduğu anlamına gelmez. Asıl mesele, o hayallerin burada da filizlenebileceği bir ortamın kurulup kurulamadığıdır.

Bir şehrin en büyük kazanımı, gençlerinin hiç gitmemesi değildir. Gitme imkânı olduğu hâlde, kendi isteğiyle kalmayı da seçebilecekleri bir gelecek kurabilmesidir.

Ve belki de bugün kendimize sormamız gereken soru tam olarak şu:

Gençler bu şehirden gitmeyi mi hayal ediyor, yoksa bu şehirde kalabilecekleri bir hayatı mı hayal edemiyor?

Selametle…!

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.