enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
46,6255
EURO
53,1127
ALTIN
6.130,13
BIST
14.274,02
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat
Açık
22°C
Yozgat
22°C
Açık
Pazartesi Açık
24°C
Salı Açık
26°C
Çarşamba Açık
27°C
Perşembe Az Bulutlu
29°C

“Yozgat trafiği alarm veriyor “

“Yozgat trafiği alarm veriyor “
29.06.2026
A+
A-

Yozgat’ta caddeler ve sokaklar, araç yoğunluğunu ve fazlalığını taşıyamaz, yüklenemez hale geldi. Araç fazlalığı Yozgat’a fazla geldi. Kapalı ve açık otoparklar olmasına rağmen kullanılmasına rağmen Yozgat’ta trafik diye bir sorunumuz var.

Bizim gibi Yozgat’ın eskilerinin bu olaya karşı kurduğu cümle şudur: “Şaka gibi…”

Valilik, Emniyet Trafik Şube, Belediye ve Şoförler Odası’nın içinde olduğu İl Trafik Komisyonu bu konuyla ilgili elbette durum tespiti yapacak ve çözüm önerileri geliştirecektir. Ama bizlerin de bunu bu köşeden yazması vacip oldu.

Trafik yoğunluğu nedeniyle yürüyerek gitmek, araçla gitmekten daha kolay ve hızlı hale geldi. Trafikte yaşanan sorunları konuşurken oklar çoğu zaman otomobillere çevrilir. Motor gücü, hız kapasitesi, donanım fazlalığı… Sanki kazaların ve kaosun kaynağı makinelermiş gibi davranırız. Oysa asıl mesele otomobil değil, direksiyon başındaki insandır.

Aynı yolda, aynı şartlarda, benzer araçlarla bambaşka sürüşler görmek mümkündür. Kimisi sabırlıdır, sinyal verir, bekler; kimisi en küçük gecikmede korna çalar, risk alır. Bu farkı yaratan motor gücü değil, sürücünün karakteridir. Trafikteki davranış biçimi, insanın hayata karşı duruşunun bir yansımasıdır.

Trafik aslında toplumun aynasıdır. Günlük stres, ekonomik baskı, tahammülsüzlük ve öfke yollara taşar. İnsanlar araçlarının içine girdiklerinde kendilerini daha güçlü, daha görünmez hisseder. Metal bir kabuğun arkasında olmak, bazılarına cesaret değil; sorumsuzluk verir. Bu yüzden trafikte normalde söyleyemeyeceği sözleri söyleyen, yapamayacağı hareketleri yapan insanlarla karşılaşırız.

Kazaların büyük bölümü teknik yetersizlikten değil, insani hatalardan kaynaklanır. Hızdan çok dikkatsizlik, donanım eksikliğinden çok sabırsızlık can alır. En yeni otomobillerle bile aynı hatalar tekrar eder; çünkü sorun teknolojiyle değil, zihniyetle ilgilidir.

Eğitim eksikliği bu tablonun önemli bir parçasıdır. Ehliyet almak araç kullanmayı öğretir ama trafik kültürünü öğretmez. Saygı, empati ve sorumluluk duygusu birkaç direksiyon dersinde kazanılmaz. Trafikte “haklı olma” hırsı, “hayatta kalma” bilincinin önüne geçtiğinde sonuç kaçınılmaz olur.

Otomobiller ne kadar gelişirse gelişsin, trafik güvenliği insan faktörü olmadan sağlanamaz. En gelişmiş fren sistemi bile dikkatsizliği telafi edemez, en akıllı sürüş asistanı öfkeyi durduramaz. Teknoloji ancak bilinçli sürücünün elinde anlam kazanır.

Bu yüzden trafik sorunlarını çözerken otomobili değil, insanı merkeze koymak gerekir. Kurallar kadar kültürü, cezalar kadar eğitimi, yollar kadar ruh hâlini konuşmadıkça gerçek bir iyileşme mümkün değildir. Çünkü trafikteki asıl sorun motor gücü değil; insanın kendini kontrol edememesidir. Selametle.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.