enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,3648
EURO
53,4078
ALTIN
6.886,48
BIST
15.050,08
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat
Az Bulutlu
15°C
Yozgat
15°C
Az Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
18°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
20°C
Pazar Hafif Yağmurlu
20°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
19°C

“Unutmadım, unutturmayacağım…”

“Unutmadım, unutturmayacağım…”
08.05.2026
A+
A-

“Zalimin zulmünü ifşa etmek, mümine şifadır.”
“Edepsize had bildirmek, kırk yetime kaftan giydirmektir.”

İnsan olmak, zulme rıza göstermemektir.

Masumları, çocukları hedef alan anlayış ve zihniyet sahipleri en büyük teröristlerdir.

Allah’ın verdiği canı, elindeki silahı ve teknolojiyi kullanarak almak; hem de orantısız güç kullanarak almak cinayettir.

Gazze ve Ortadoğu’da bu kadar çok çocuk katledilirken, insanlar öldürülürken kalemim başka şeyler yazmaya direndi, yanaşmadı.

Her şeyi bir kenara bırakıp tek yürek, tek ağız olarak; tüm dünya insanları şimdi aynı şeyi haykırmazsak yaşayacak bir yarınımız olmayacak. Çünkü yarının haykıracak büyükleri daha çocukken, daha gençken katlediliyor.

UNRWA Genel Komiseri Philippe Lazzarini, “Bu savaş çocuklara karşı bir savaş. Çocukluklarına ve geleceklerine karşı bir savaş.” dedi. Gazze’deki sağlık otoritesinin son dört ayda en az 12 bin 300 gencin öldüğünü, bu rakamın ise 2019-2022 yılları arasında dünya genelinde 12 bin 193 olduğunu gösteren verileri “sarsıcı” olarak nitelendirdi.

Çocuk ne demek?

Gelecek demek… Çocuk demek, geleceğin her şeyi demek. Ne kadar çocuk zarar görür, ne kadarı yok edilirse; o ülkenin geleceği de o kadar kararır, yok olur.

Son yıllarda, hatta son günlerde ülkemizdeki çocukların ve gençliğin dijital dünya ve başka argümanlarla kirletilip başkalaştırıldığı; zarar veren bireylere dönüştürüldüğü, yani özünde gençliğin yok edilmesine yönelik ne varsa devreye sokulduğu süreçlerden geçiyoruz.

Başta Gazze olmak üzere savaşın gölgesine mahkûm edilmiş birçok bölgede binlerce çocuk hayatını kaybetti. Henüz oyun oynaması gereken yaşta, hayal kurmayı yeni öğrenmişken, “gelecek” kelimesinin ne demek olduğunu bile tam kavrayamamışken… Susturuluyor çocuklar. Yok ediliyorlar.

Ağızlarını açtıklarında güvenlik, sınır, ideoloji, tarih gibi birçok mazeret sıralıyor; geleceği yok eden bu ucubeler kendilerine kılıf uydurmaya çalışıyor. Oysa hiçbir gerekçe, toprağa düşen bir çocuğun bedenini açıklayamaz. Hiçbir strateji, bir annenin kucağındaki cansız bedenin ağırlığını hafifletemez. Ve hiçbir siyasi söylem, bir çocuğun gözlerindeki korkuyu meşrulaştıramaz.

Daha vahim olan ise dünyanın bu görüntülere alışıyor olması… Bir çocuğun cansız bedeni artık sıradan bir haber akışı gibi görülüyor.

Geldiğimiz noktada birkaç saniye üzülüp sonra hayatımıza devam ediyoruz. Çocukların öldürülmesi kadar büyük bir başka sorun da çocukların böylesine hedef hâline geldiği bir dünyanın normalleşmesidir.

Okulların vurulduğu, hastanelerin bombalandığı, oyun parklarının savaş alanına döndüğü bir çağdayız. Bu artık sadece savaş değil; geleceğin yok edilmesidir. Çünkü çocuklar yalnızca bugünün masumları değil, yarının ihtimalleridir.

Bir çocuğu öldürerek geleceği yok ediyorlar. Gelecekteki bir öğretmeni, bir doktoru, bir sanatçıyı, bir umudu, bir ihtimali yok ediyorlar.

“Neden öldürüyorsunuz günahsız çocukları?” sorusuna verilecek hiçbir cevap vicdanın önünde ayakta kalamaz.

Çocuklar ölüyor, yarınlarımız yok ediliyor. Ama toplumların gücü bunu durdurmaya yetmiyorsa, tüm sözlerin bittiği yerdeyiz demektir. Demek ki mesele toplumların özgürlüğü ve yaşaması değil; mesele, dünyayı yöneten kan emicilerin insanlık karşısında galip gelmesidir. Milyarlarca insanın, 8-10 kan emiciye mağlup olma acizliğidir mesele.

Daha nasıl bir savaş olmasını bekliyoruz ki? Çocuklarımızın, yarınlarımızın yok edilmesinden daha büyük bir savaş olabilir mi? En büyüğü budur…

Önümüze dayatılan başka gündemlere dalıp bu savaşa sıradan ve normalmiş gibi davranmak, ancak yok oluşumuzu hızlandırır.

Bırakın sosyal medyada “Ne yedik?”, “Bugün ne giyelim?”, “Kime ne gösterelim?” paylaşımlarını… Katledilen yarınlarımız için hep bir ağızdan tepki haykıralım.

Hem de en acilinden…

En acil şekilde, ülkemizde yarına yönelik güçlü öngörülerle atılan adımların kıymetini bilmeliyiz.

Düşünsenize; biz tam da olması gereken zamanda savunma sanayiinde bu hamleleri yapmamış olsaydık, Türk Silahlı Kuvvetleri ve ülke güvenliği konusunda bu kadar güçlü olmasaydık… Fırsat kollayan, asıl emeli bize saldırmak ve topraklarımızı ele geçirmek olan Benjamin Netanyahu denilen iblisin bize saldırdığını düşünün.

Tıpkı Gazze’deki insanları ve çocukları katlettiği gibi bizim insanımızın, bizim çocuklarımızın katledildiğini düşünün…

Bir de buna karşılık verecek gücümüzün ve dirayetimizin olmadığını, çaresiz kaldığımızı düşünün…

Düşünün…

Düşünmesi bile ürkütücü olanı yıllardır Ortadoğu’da çocuklar yaşıyor.

İnsan ancak bunları düşününce ülkemizde yapılan hamlelerin kıymetini anlayabiliyor.

“Savaş, ölünce değil; düşmana benzeyince kaybedilir.” – Alija Izetbegović

Selametle…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.