enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
42,9562
EURO
50,5750
ALTIN
5.966,21
BIST
11.261,52
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat
Az Bulutlu
0°C
Yozgat
0°C
Az Bulutlu
Çarşamba Karla Karışık Yağmurlu
0°C
Perşembe Kar Yağışlı
-6°C
Cuma Açık
-6°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
-2°C

“Siyaseti gazeteciler, kavgayı troller yapıyor”

“Siyaseti gazeteciler, kavgayı troller yapıyor”
29.12.2025
A+
A-

Bir süredir iktidara yakın medyada başlatılan bir tartışma var; “Ekranlar, siyasiler yerine gazetecilere kalmış, onlar iktidar ya da muhalefeti savunuyorlar” şeklindeki sözlerle yürüyen bu tartışmalar üzerine bazı gazeteciler, bundan böyle TV’lerdeki programlara çıkmayacaklarını belirtmeye başladılar. Bu yöndeki ilk karar gazeteci Zafer Şahin’den geldi. Şahin, TV programlarını bıraktığını, bundan sonra yalnızca kendi YouTube kanalında konuşacağını açıkladı.

Umarım, Şahin’den sonra diğer gazeteciler de TV ekranlarının vazgeçilmez programcıları olmayı sona erdirirler; bizler de rahat ederiz.

Siyasilerin TV tartışma programlarında yer almayışı, AK Parti’nin yıllardır sürdürdüğü bir karar. Bu karar önce “farklı siyasi parti temsilcileriyle tartışma programlarına çıkmamak” şeklinde alındı, sonrasında ise yaygın medyada yer almamaya kadar genişletildi. Böylece ekranlar, iktidara ve muhalefete yakın gazetecilere kaldı.

Ekranlarda haftalık sabit program konuğu yapılan bu gazeteciler, zamanla iktidarın ya da muhalefetin propaganda aracına dönüştüler. Bu durum yalnızca izleyicileri ekranlardan uzaklaştırmakla kalmadı, aynı zamanda siyasilerin kendilerini savunma ihtiyacını da gereksiz hâle getirdi. Ardından bu etki dalga dalga, siyasi partilere gönül veren kitlelere de sirayet etti. Onlar da zamanla destekledikleri siyasi partilerin icraatlarını ve görüşlerini toplumla paylaşabilecek bilgi birikiminden yoksun hâle geldiler; bu yöndeki çabaları gereksiz gördüler. Siyasi partiler ise bu boşluğu trollerle doldurdu.

Bugün, geleneksel medya ve sosyal medya dâhil tüm mecralarda siyasi partilerin ateşli savunucuları maalesef siyasiler değil; onların yerini alan gazeteciler ve trollerdir.

Bu durumdan en çok zarar gören ise iktidar partisi olan AK Parti’dir. Yaklaşık 11 milyon üyesi bulunan AK Parti’nin, teşkilatlarda görev yapan on binlerce, hatta yüz binlerce (kadın-erkek) parti görevlisi vardır. Buna rağmen, herhangi bir mecrada varlıklarını öne çıkaran kayda değer bir faaliyetleri yoktur. Sosyal medya ise neredeyse onlara kapalı gibidir. Siyasi bilinç düzeyleri, siyasete ilgisiz insanlardan pek farklı değildir. Bu nedenle ortaya çıkmamayı tercih ederler. Toplumda partilerini iyi şekilde savunabilme noktasından oldukça uzak olmaları onları rahatsız etmez. Nasıl olsa bu işi yapanlar var diye düşünürler.

Oysa siyaset, toplumda siyasi parti gönüllülerinin her türlü zihinsel faaliyetiyle canlı tutulabilir. Siyasi motivasyonu ancak aktif siyasetçiler sağlar ve siyaset onların varlığıyla canlılığını korur. Toplum, siyasilerin her türlü propagandasına karşı ilgi gösterir; ancak siyasilerin yerini trollerin ya da onlara benzer gazetecilerin almasına tepki verir. Bu durum ise toplumu siyasetten uzaklaştırır.

Kimileri toplumun siyasetten uzaklaşmasını olumlu görse de, bence bu durum demokrasimiz açısından olumsuz bir sonuç doğurur. Zira halkın siyasi bilincinin yüksek olması, demokrasiyi güçlendirir. Kötü olan şey, siyasetin sistem üzerindeki vesayeti ve iktidarların sistemi domine etmesidir. Sapla samanı birbirine karıştırmamak gerekir.

Geldiğimiz noktada, AK Parti yetkililerinin de mevcut durumdan rahatsız olduğu belirtilmektedir. Bu saatten sonra alınacak kararların ne derece etkili olacağı bilinmez; ancak bu konuda çok geç kalındığı bir gerçektir.

En çok üyeye sahip bir iktidar partisi olduğu için konuyu AK Parti üzerinden ele almış olsam da, diğer siyasi partilerin durumu da bundan pek farklı değildir. Hele ana muhalefet partisi CHP’nin durumu ise içler acısıdır. Tek ürettikleri siyaset, içinde pek çok suç isnadı bulunan ve bir çetenin lideri konumundaki tutuklu bir ismi savunmaktan ibarettir. Siyasetleri neredeyse yalnızca bununla sınırlıdır. Kamuoyuna söyleyebildikleri başka kayda değer bir söz yoktur.

Sonuç olarak; sağıyla, soluyla, iktidarıyla, muhalefetiyle siyaset adeta kendi ipini çekmektedir. Bundan sadece kendileri değil, demokrasimiz de zarar görmektedir. Bizler ise neredeyse 80’lerin, 90’ların siyasi tartışmalarını özler hâle geldik.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.