Değerli okurlarım,
Mal bulmuş mağribiciler sadece deveyi hamuduyla götürmüyor, aynı zamanda yalan ve dolanla işkembelerinde biriktirdikleri gazı üstten ve alttan çıkartarak etrafa kesif kokular yaymaya devam ediyorlar.
Doğru, kendini ispat edinceye kadar yüzlerce takla atan yalan, on binlerce insanımızın beyninde “Acaba?” sorusu oluşturup hafızalara bir virüs gibi yerleşerek sağlıklı düşünmeyi bozuyor. Bozmasına da atı alan maalesef Üsküdar’ı geçmiş oluyor.
Hırsızlar, yolsuzlar ve arsızlar, kendilerine batmış mertekleri görmezden gelip fon tuzağına düşmüş açgözlüleri öne sürerek hükümet üzerinde baskı kurmak için var güçleriyle çalışırken hiç beklemedikleri bir gerçek önlerini kesti.
Cumhurbaşkanı, krizin patlak verdiği ilk saatlerde, “Kimsenin gözünün yaşına bakmayız, sonuna kadar gidilecek.” talimatını verince bir anda hesaplar altüst oldu.
Devletimiz tüm kurumlarıyla bu bataklığı kurutmalı, pisliğe bulaşmışları ifşa ederek halk nezdinde de rezil etmeli, hatta “Nereden buldun?” yasasını yeniden çıkartma cesaretini göstermeli.
1998 yılında “Nereden buldun?” yasası çıkartılmış, ancak o günün haramzadelerinin yoğun baskıları nedeniyle uygulanmamış ve yasa apar topar kaldırılmıştı.
Hırsızlara, arsızlara ve yolsuzlara bir yenisi daha eklendi. Şimdi de foncularla ülke insanı huzursuz ediliyor.
Haram paraya bulanmış ve buna alışmış kesimler için, ayrıca tüm şüpheli, şaibeli ve haram kazançlar bakımından uygulanmak üzere “Nereden buldun?” yasası ivedilikle yeniden çıkartılmalı.
Çıkartılacak yasaya itirazlar yine malum kesimden gelecek, hatta önümüzdeki seçimlerde hükümet edenleri olumsuz etkileyecek. Ancak ülke menfaatine olacağı için bu cesur adım atılmalı.
İnsan denen şerefli varlığı esfeli safiline düşüren tuzaklara karşı uyanık olmak, sadece ahlaki değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur.
Bu sorumlulukta sınıfta kalanlara devletimiz keskin kılıcını kullanmalı, sapla samanı en ince noktasına kadar ayırarak vicdanları rahatlatmalı.
“Din muameledir.” diyen bir peygamberin ümmeti olma şerefine nail olmak için elimize, belimize, dilimize ve para karşısındaki duruşumuza dikkat etmemiz şart.
Diğer vecibeler bundan sonra gelir.
Dünyanın çivisinin çıktığı, insanlığın özellikle gönül coğrafyamızda tamamen iflas ettiğinin aşikâr hâle geldiği bir dönemde ülkemiz, “fon krizi” isimli bir bulutun karanlığına bürünmüş durumda.
Bir tarafta fonzede, diğer tarafta fonzade; ama bu hıyarlardan cacık yapmak isteyen millet ve memleket düşmanı fırsatzadeler var.
Sosyal medyaya yaydıkları kirli bilgilerle vatandaşın kafasını zehirleyen, zihinlerde koca bir istifham bırakmayı ve yalan pazarını harlamayı sürdüren fırsatzadeler maalesef çoğunlukta. Var güçleriyle, kendi yedikleri herzelere karşı üç maymun oyununa devam ediyorlar.
FETÖ artıkları, siyonist etki ajanları, yerli görünümlü beşinci kol faaliyetçisi paralı troller koalisyonuna bu fırsatı verenleri, kim olurlarsa olsunlar, kınıyorum ve lanetliyorum.
Kim bu foncular?
İçlerinde her kesimden insan var. Açgözlü bir canavar misali yedikçe doymayan, içtikçe kanmayan bu vampirler önümüzdeki günlerde peyderpey açığa çıkacak.
Çünkü devletimiz tüm kurumlarıyla aynı anda düğmeye basarak bu kirli oyunu bozdu ve kötücül güruh emellerine nail olamadı.
Fon krizinden vazife çıkartmaya çalışanlara acizane tavsiyem: Bu bari size ders olsun!
Mal bulmuş mağribicilikle sadece rezil olmuyorsunuz. Aynı zamanda millî birlik ve bütünlüğümüze de büyük zarar veriyorsunuz.
Yüce Allah, Hucurât suresiyle bu güruhu uyarıyor. Ama anlayana…
Anlamayan ve anlamak istemeyenler için söyleyecek söz bulamıyor, “Allah müstehaklarını versin.” diyorum.
Selametle.