enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
44,7546
EURO
52,7486
ALTIN
6.905,35
BIST
14.247,10
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat
Az Bulutlu
13°C
Yozgat
13°C
Az Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
17°C
Perşembe Çok Bulutlu
18°C
Cuma Çok Bulutlu
20°C
Cumartesi Yağmurlu
13°C

“Kitabın ortasından;”

“Kitabın ortasından;”
15.04.2026
A+
A-

Ulus devletlerin çoğunda, otoriter yönetimler olsun demokratik yönetimler olsun, kriz farklı sebeplerle de olsa kapıda. İşin kötü yanı, bu krizi durduracak, yerine yeni bir alternatif önerecek yerel, bölgesel, uluslararası örgütler ve önderler, topluluklar da yok.

Aslında uluslararası sistem bunu istiyordu, bir ölçüde de bunu başardılar.

Ulus devletlerin içinde yasama, yürütme ve yargı bölünmüş vaziyette. Hem kendi içlerinde bölündüler hem de birbirleri ile mücadele ediyorlar. Bu durum siyasetin metastaz yapmış bir kanserleşmeyi ifade ediyor. Bunların yerini mafya, farklı ideolojik, politik, etnik ve dini yapılar almış durumda. Yolsuzluk ve ahlaksızlık iddiaları her yerde. Bu durumda yoksullar da zenginler de kaygılı.

Fitnenin başı İsrail. Gazze krizi bitmeden Lübnan’a saldırdı, Ürdün ve Suriye’den toprak gasbetti. Şimdi de Mescid-i Aksa’yı ibadete kapattı, açtı ve Mescid’in çevresindeki bölgeyi istimlak ederek yıkım yapıyor. Hedef açık. Bir yandan bunu yaparken öte yandan on binden fazla tutuklu ve esiri idam etmeye hazırlanıyor. Önümüzdeki günlerde idamları başlatması bekleniyor. Dünyanın ve özellikle İslam dünyasının tepkisini ölçmek istiyorlar. Bu konuda henüz bir tepki oluşmadı. Böyle giderse İsrail idamları sürdürecek. Yine tepki olmazsa Mescid-i Aksa yıkılacak. İşte o zaman kızılca kıyamet kopacak. İslam dünyasında ve tüm dünyada Siyonist ABD ve İsrail’e yönelik hedeflere saldırılar olacak. Ve İsrail’e karşı tavır almayan işbirlikçi hükümetlere, sermaye gruplarına, kişi ve kuruluşlara karşı ülke halkı ayaklanacak. Geleceği Allah bilir. Ben gidişata bakarak görünen köyün hikâyesini, perde gerisinde dönen dolapları anlatmaya çalışıyorum.

Birçok İslam ülkesi Türkiye’ye bakıyor. Türkiye her zamanki gibi aktif denge ve mavi boncuk politikası izliyor. Türkiye uluslararası sistemin ayak izlerini takip ederken Suriye rejimi de Türkiye’nin ayak izlerini takip ediyor. BlackRock’un patronu Fink gelmeden hemen önce ve geldikten hemen sonra olanları biliyorsunuz. Ankara önceden ve sonradan tatmin edici bir açıklama yapmadı. Ama sızan bilgilere göre Fink, Ankara’da sadece nadir elementlerle ilgilenmedi; BAE’de vurulan, Körfez ülkelerindeki güvenlik tehdidi sebebiyle çok uluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak dizayn edilmesi de konuşuldu.

Erdoğan bunu şimdi yeni açıklıyor. Çin’den Londra’ya bir ticaret yolu meselesi vardı, bir de Arap petrolünü Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıma fikri. Buna yeni ekler de yapılıyor. Türkiye üç kıtanın transit merkezi olacak. Fink efendi Türkiye’yi transit ticarette küresel cazibe merkezi haline getirmek istiyor. İstanbul’un bir uluslararası finans merkezi yapılması yeni bir fikir değil, ama bu yeniden canlandırılmak isteniyor. Teklif edilen bundan ibaret de değil; güçlü bir kripto para altyapısı kurulacak ki, buraya aktarılacak para ve buradan çıkartılacak para fiziki bir külfet oluşturmasın.

Ekonomik kriz insanları canından bezdirdi. Siyaset çözüm üretemiyor ve savaş domino etkisiyle genişleyerek, derinleşerek şiddetini ve hızını artırarak devam ediyor. Bu durum tüm dünyada etkisini gösteriyor. İşin kötü yanı, insanlar adalete, siyasete, iş dünyasına, medyaya, akademiye, dini kişi ya da kuruluşlara, ideolojik, politik kanaat önderlerine ve sivil toplum örgütlerine güvenini kaybetti. Bu kaybedilen güvenin kısa sürede geri kazanılması da mümkün gözükmüyor. Zaten kötüleşme devam ediyor ve bu konuda herkes birbirini suçluyor. “Gemisini kurtaran kaptan” mantığı ile herkes kendini kurtarma derdinde.

Adalete güven kalmayınca onun yerini “ihkak-ı hak” aldı. Bu çeteler durduk yerde oluşmuyor. Bu durum sadece ülkemizde, bölgemizde değil, hemen hemen tüm dünyada böyle.

Korkarım mevsimlerden bahar gelse de insanlar gerçek anlamda bir bahar yaşayamayacaklar. Bir de insanlar bir yandan ellerindekini kaybederken, gelecek günlerin geçen günleri aratmasından korkuyor. Önümüzdeki günlerde taktik bir nükleer savaş patlayabilir. Bunu konuşuyorlar. O zaman bütün öncelik savunmaya verilecek. Bunun politik olduğu kadar sosyolojik ve psikolojik yansımalarına da tanık olabiliriz. Tabi savaş ekonomisi, örfi idare mantığı ile özgürlüklerin askıya alınması, iktisadi faaliyetlerin ulusal ve uluslararası ölçekte yavaşlaması, seyahat imkânlarının azalması ile belirsizlik, söylentilerin beslediği korku ve panik havası ülkeleri ve halkları esir alacak gibi gözüküyor.

Peki ne oluyor, nereye gidiyoruz? Bu gidiş nereye? Türkiye iktisaden köşeye sıkıştı, iç ve dış borçları ödeyecek kaynak da yok. Zaten kayıt dışı paralar da yurt dışına kaçırılmış vaziyette. Ne olacak? Oltayı yutan balık yem istemediği gibi, suya düşen yılan (BlackRock’a, Chabat’a, global sermayeye) sarılıyor. Hiç düşündünüz mü, şeytan bunun neresinde?

Neyse ki karanlığın en koyu anı, aydınlığa en yakın olduğu zamandır. Zulmün kemali, zevalin habercisidir. Allah’tan (cc) umut kesilmez.

Selametle…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.