enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
43,1418
EURO
50,3235
ALTIN
6.352,71
BIST
12.200,95
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat
Karla Karışık Yağmurlu
1°C
Yozgat
1°C
Karla Karışık Yağmurlu
Salı Hafif Kar Yağışlı
-4°C
Çarşamba Az Bulutlu
-4°C
Perşembe Çok Bulutlu
-2°C
Cuma Çok Bulutlu
0°C

“Herkes mutlu görünüyor, Kim huzurlu?”

“Herkes mutlu görünüyor, Kim huzurlu?”
06.01.2026
A+
A-

Modern hayatın hızlı akışı içinde yolumuzu kaybettiğimizi fark ediyor muyuz? Hepimiz bir şeylere yetişmeye çalışıyoruz: işe, derse, trafiğe, toplantılara, sosyal medyadaki yeni trendlere… Peki ya kendimize? Günler geçiyor, aylar sürükleniyor, yıllar akıp gidiyor.

 Arkaya dönüp baktığımızda, geriye çoğu zaman sadece yorgun bir zihin, bitkin bir beden ve hüzünle yoğrulmuş bir ruh kalıyor. Bunca telaşın, bunca koşturmacanın sonunda asıl soruyu sormak zorundayız: Neyi arıyorduk, neyi bulamadık, neyi kaybettik? Bir zamanlar insanı insan yapan şeyler vardı: samimiyet, dostluk, güven, merhamet, kanaatkârlık… Bugün bu değerler, modern hayatın gürültüsü arasında silikleşti. Sofralar paylaşılmak için değil, gösterilmek için hazırlanıyor. Sohbetler ruhları beslemek yerine, dijital ekranlara yüklenmiş kısa mesajlara sıkıştırılıyor. Kalpler, birbirine dokunarak değil; Wi-Fi sinyalleriyle bağlanıyor.

Kur’an bu duruma dikkat çekerek şöyle buyurur: “Dikkat edin! Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Ra’d, 28) Bugün huzuru alışveriş merkezlerinde, tatil paketlerinde, yeni teknolojilerde arıyoruz; fakat bulamıyoruz. Çünkü insan kalbi, fıtraten ancak hakikatin ve Yaratıcı’ya bağlılığın ışığında tatmin olur. Modern toplum, adeta büyük bir sahneye benziyor.

Herkes rolünü oynuyor; mutluluk rolü, başarı rolü, güçlü görünme rolü… Sosyal medyada sergilenen gülümsemeler, çoğu kez ruhun derin yaralarını gizliyor. İnsan, gerçekten yaşamak yerine “yaşıyormuş gibi görünmeye” çabalıyor. Jean Baudrillard, modern çağın bu özelliğini “gösteri toplumu” kavramıyla eleştirir; hakikatin yerini imajların, gerçekliğin yerini simülasyonların aldığını belirtir. Bugün mutluluk, yaşanandan çok gösterilen bir duyguya dönüşmüştür.

Hz. Peygamber (s.a.v.) de bu tehlikeyi haber veriyor gibidir: “Öyle bir zaman gelecek ki, insanların derdi karınları olacak; şerefleri mallarıyla, kıbleleri kadınlarıyla, dinleri de dirhem ve dinarları (para) olacak.” Bu hadis, modern çağın sahte mutluluk düzenini özetler niteliktedir. Gerçek mutluluk neden bu kadar uzağımızda? Çünkü onu yanlış yerde arıyoruz. Mutluluğu maddelerde, mevkilerde, şöhrette ve geçici hazlarda arıyoruz. Oysa insanın ruhu, yalnızca hakikat ve hakiki bağ ile tatmin olur. Erich Fromm, modern insanın yaşadığı krizi “sahip olmak” ve “olmak” ayrımıyla açıklamıştır. Ona göre modern insan, “olmayı” unutarak tüm varlığını “sahip olmaya” kilitlemiştir.

Oysa mutluluk, sahip olduklarımızda değil, varoluşumuzda gizlidir. Kur’an bu noktaya işaret eder: “Mallarınız ve evlatlarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa, işte onlar hüsrana uğrayanlardır.” (Münâfikûn, 9) Yaşadığımız bu hayatı gerçekten biz mi seçtik? Yoksa başkalarının bize dayattığı bir senaryoyu mu oynuyoruz? Kapitalist sistem, reklamlarla, filmlerle, trendlerle sürekli yeni bir yaşam biçimi pazarlıyor.

Mutlu olmak için şu ürünü almalısın, bu markayı giymelisin, şu arabaya binmelisin, diyor. Sosyal medya algoritmaları bile hangi duyguyu ne zaman hissedeceğimizi belirliyor. Ali Şeriati’ye göre modern toplum, insanı “özgürleştiğini sanan fakat tüketim zincirlerine bağlı yeni bir köle”ye dönüştürmüştür. Seyyid Kutub da benzer şekilde, modern hayatı yeni bir “cahiliye düzeni” olarak tanımlar ve bu düzenin insanı Allah’tan uzaklaştırarak sahte ilahların peşinden sürüklediğini ifade eder. Hakikat, insanın vicdanında, içsel sessizliğinde ve samimi sorgulamasında gizlidir. Nasıl Sorgulamalı? Sorgulamak cesaret ister. Çünkü sorgulamak, dayatılan hayatın maskesini düşürmektir. İnsanın şu soruları sorması gerekir: Gerçekten bana ait bir hayat mı yaşıyorum?

Mutluluğumu başkalarının onayında mı arıyorum, yoksa kendi içimde mi inşa ediyorum? Değerlerimi ben mi seçiyorum, yoksa modern dünyanın kalıplarını mı benimsiyorum? Bu sorular, insanı sahte mutluluklardan kurtarır ve hakiki mutluluğa yöneltir. Modern hayat görünürde çok şey sunuyor: teknoloji, konfor, bilgi, hız… Ama insan, bütün bunların ortasında en kıymetli şeyini kaybediyor: huzurunu ve özünü. Seyyid Kutub’un vurguladığı gibi, insan Allah’ın yolundan uzaklaştığında cahiliye yeniden canlanır. Muhammed İkbal ise, insanın özgürleşebilmesi için “kendini keşfetmesi” gerektiğini savunur.

Fromm’un, Baudrillard’ın ve Kierkegaard’ın eleştirileriyle birleştiğinde bu gerçek daha da netleşiyor: İnsan, kendi hakikatine dönmeden mutlu olamaz. Kaybolmaktan kurtulmak; yeniden insan olmak, sahte vitrinleri yıkmak, kendi hakikatimizi inşa etmektir. Huzuru tüketimde değil kanaatte, mutluluğu gösterişte değil sadelikte, anlamı başkalarının gözünde değil kendi vicdanımızda aramaktır. Çünkü kaybolmaktan kurtulmanın en gerçek yolu, yeniden “kendimiz olmayı” hatırlamaktır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.