Affetmek güzel bir şeydir.
Fakat affetmek ile yeniden aynı yere dönmek aynı şey değildir.
Bir insanı affedebilirsiniz.
Ama ona eskisi kadar güvenmeyebilirsiniz.
Yaşananları geride bırakabilirsiniz.
Ama aynı hatanın yeniden yaşanmasına izin vermeyebilirsiniz.
Çünkü affetmek, unutmak değildir.
Bazen affetmek, yaşanan olayın üzerimizdeki yükünü bırakmaktır.
Ama dersini yanımızda taşımaktır.
Hayat bize bazı insanları tekrar tekrar aynı şekilde karşımıza çıkarmaz.
Fakat aynı dersi farklı insanlarla tekrar tekrar öğretebilir.
Eğer bir ilişkide sürekli aynı şeyleri yaşıyorsak, belki de artık karşımızdaki insanı değil, kendi seçimlerimizi sorgulama zamanı gelmiştir.
Bazen biz iyi niyetliyizdir ama karşımızdaki insan bizim iyi niyetimizi kendi çıkarı için kullanıyordur.
Bazen de bir ilişkinin devam etmesi için yalnızca sevginin yeterli olmadığını anlarız.
İnsan değişir, ama yaşadıkları da onu değiştirir
Bugün ki biz bundan birkaç yıl önceki biz olmayız..
Çünkü yaşadığımız her olay bizi biraz değiştiriyor.
Bir dostluk…
Bir ayrılık…
Bir hayal kırıklığı…
Bir başarı…
Bir kayıp…
Bir yanlış karar…
Bir beklenmedik karşılaşma…
Bunların hepsi insanın karakterine bir şey ekliyor.
Bazen daha sabırlı oluyoruz.
Bazen daha seçici.
Bazen daha cesur.
Bazen daha mesafeli.
Bazen de insanlara eskisi kadar kolay güvenmiyoruz.
Bunu her zaman kötü bir değişim olarak görmemek gerekiyor.
Çünkü insanın hayatında bazı kapıların kapanması, başka kapıların açılmasına fırsat verebiliyor. Hayatımıza giren insanların hepsinin hikâyemizin sonuna kadar bizimle yürümesini beklersek sürekli hayal kırıklığı yaşayabiliriz.
Oysa bazı insanların rolü çok daha kısa olabilir.
Biri bize sevmenin ne olduğunu öğretir.
Biri güvenmenin önemini.
Biri güvenmememiz gereken noktayı.
Biri paylaşmayı.
Biri kendi ayaklarımızın üzerinde durmayı.
Biri de kendimizi kaybetmeden başkalarını sevebilmenin mümkün olduğunu…
Sonra yollar ayrılır.
Belki bir daha hiç görüşmeyiz.
Belki yıllar sonra bir yerde karşılaşırız.
Belki adını bile hatırlamadığımız bir insan olur.
Ama hayatımıza bıraktığı ders bir şekilde bizimle yaşamaya devam eder.
İşte insan ilişkilerinin en ilginç tarafı budur.
İnsanlar hayatımızdan çıkabilir, fakat bize kattıkları bazen ömür boyu kalabilir.
Geçmişe kızmak yerine bugünü anlamak
Hayatta geriye dönüp baktığımda bazı insanlara kızdığım için değil, onlardan öğrendiğim için daha farklı düşünüyorum.
Eskiden “Neden böyle oldu?” sorusunu daha fazla sorardım.
Şimdi ise “Bundan sonra ne yapacağım?” sorusunun daha önemli olduğunu düşünüyorum.
Çünkü geçmişi değiştiremiyoruz.
Söylenen sözleri geri alamıyoruz.
Yaşananları silemiyoruz.
Yanlış insanlara verdiğimiz zamanı geri getiremiyoruz.
Fakat bundan sonrası bizim elimizde.
Aynı hatayı tekrar edip etmemek…
Aynı insanlara aynı sınırları aşmaları için yeniden izin verip vermemek…
Birinin davranışını kişisel değerimizin ölçüsü haline getirip getirmemek…
Bunların hepsi bizim kararımız.
Belki de olgunlaşmak biraz da burada başlıyor.
Yaşadığımız her olaydan sonra yalnızca karşımızdakini suçlamak yerine kendimize de bakabilmekte…
Hayatımıza giren her insanın bizimle aynı yolda uzun süre yürüyeceğini sanıyoruz.
Kimiyle yıllarca dost kalacağımızı, kimiyle yaşlanacağımızı, kimiyle kurduğumuz ilişkinin hiç değişmeyeceğini düşünüyoruz. Bir insana güveniyoruz, onun da bize aynı güvenle karşılık vereceğine inanıyoruz. Bir başkasına iyilik yapıyoruz, karşılığında en azından aynı samimiyeti bekliyoruz.
Fakat hayatın bize öğrettiği en önemli gerçeklerden biri şu; Her insan hayatımızda kalmak için gelmiyor.
Bazıları kısa bir süreliğine hayatımıza giriyor. Bir şey yaşatıyor, bir şey düşündürüyor, bazen canımızı yakıyor ve sonra hayatımızdan çıkıyor.
O insan gittikten sonra ise geriye yalnızca bir anı kalmıyor.
Bir ders kalıyor.
Bazen insanın hayatındaki en büyük değişimler, en güzel günlerden değil, en zor karşılaşmalardan sonra başlıyor.
Çünkü insan çoğu zaman rahatken kendisini sorgulamıyor.
Kimin yanında gerçekten kendisi olduğunu, kime gereğinden fazla değer verdiğini, hangi davranışın sınırlarını aştığını, hangi insanın hayatında fazladan yer kapladığını ancak bir şeyler ters gittiğinde fark ediyor.
Belki de bazı insanların hayatımıza geliş sebebi tam olarak budur.
Bize kendimizi göstermek…
İyi olmak, herkese hayatında sınırsız bir yer vermek anlamına gelmiyor…
Selametle