Kişinin nasıl ilerleyeceğini tahmin edemediği ve üzerinde kontrol sahibi olmadığını düşündüğü gelecekteki durumlar hakkında duyduğu yoğun endişeye gelecek kaygısı denir.
Gelecekteki bir olay ya da durum hakkında düşünmek, bu kişilerin kaygı seviyesini artırır.
Gittikçe derinleşen bir kaygı bu; en çok da gençlerde: Gelecek kaygısı.
İş seçimi, eş seçimi, askerlik gibi konular başta olmak üzere çok ciddi bir kaygı taşıyor gençler…
Sevdiği insanla yuva kurmak, mesleğini yapmak, çalışırken ekonomik olarak rahat etmek elbette hakları…
Peki şu an durum nasıl?
Konuştuğum gençlerin bir gelecek hayali olmadığı gibi, burunlarının ucuna dokunacak mecalleri kalmamış.
Ellerinde telefon, telefonda sosyal medyayı açmışlar… Neye bakıyorlar, ne için bakıyorlar, maksatları ne, amaçları ne — anlamak mümkün değil.
Rüzgar önünde yaprak gibi savruluyorlar.
Dümeni bozulmuş bir gemi gibi rotasız ilerliyorlar.
Hayatlarının baharını yaşarken yaptıkları sohbetlerin içi boş.
Giyimleri kuşamları değişik; bolca koku sıkmışlar kendilerine.
Saç baş tıraşı dikkat çekici; el hareketleri, yüzlerindeki jest ve mimikler anlamsız bir vaziyette.
Yedikleri içtiklerinin adlarını ben bilmiyorum.
Bunları bir psikoloğa sordum. Cevaben:
“Gelecek kaygısı taşıyorlar” dedi.
Çok üzüldüm. Kendimi sorumlu hissettim.
Elimden bir şey gelir mi? diye bir vicdan muhasebesi yaptım.
Yaşadığımız şehrin adı Yozgat.
Valisinden siyasetçilerine, bürokratlarından iş adamlarına, cami hocalarından psikolog ve psikiyatrlara kadar herkes bu meseleye vaziyet etmeli.
En başta moral ve motivasyon, sonra ilgi ve alaka; ardından da yol göstermek, yön vermek gerek.
Gençler bizim geleceğimiz.
Gençler bizim yarınımız, gençler bizim heyecanımız, gençler bizim umudumuz, gençler bizim vazgeçilmezimizdir.
Gençlik, kendini büyük bir haksızlığa uğramış gibi hissediyor.
Gençliği yaşamın bir döneminden çıkarıp bir zihin meselesi hâline çevirmeliyiz.
Gençliğin derdini anlamayan toplumlar ayakta duramaz.
Rahmetli Atatürk bu konuda ne diyor, yazalım bakalım:
“Gençler! Cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz.
Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin,
vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız.
Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz.
Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.”
Gençliği kahvede oturandan sanayide çalışana, okullarda eğitim göreninden evinde oturanına kadar bir bütün olarak görüp;
farklı meşreplere, farklı çözümler üretmeliyiz.