Bu insanların geçim sıkıntısı çekmediklerini kanıtlamaya çalışmak kadar talihsiz bir pozisyon olamaz. Emeklilerin yaşadıkları sorun küçümsenemez, geçiştirilemez. “Etrafımız ateş çemberi” gibi ifadelerle bu konuya yaklaşılmaz. Emekliler için, “durumlarının düzeltilmesi şart” dışında cümle kurulmaz.
Akıllı siyasetçi, emekliler konusunda “biz size şunu yaptık, şunu verdik, şu kadar verdik” diyerek başa kakarak konuşmaz.
İktidar partisi, emekliler konusunu enflasyon verileriyle oynayarak, “yana yattı çamura battı” siyasetiyle başarılı olduğunu kanıtlayamaz.
Muhalefet partileri, emekliler konusunda ne konuşursa ne vaat ederse etsin, emeklinin bir kulağından girip diğer kulağından çıktığını bilmelidir.
Medya, konuşacak yazacak bir şey bulamayınca “Hadi bir emekli haberi yapalım” diyerek reyting elde etmeye çalışmasın.
Sendikalar; “işçi, memur ve emeklilerin hakkını, hukukunu savunuyorum” diyerek görevini yapmış olmanın gönül huzurunu yaşamayacağını bilmelidir.
İdari ve bürokratik tarafın mensupları bilmelidir ki, gelen gelmektedir ve siz de emekli olma akıbetine düçar olacaksınız.
Esnaflar, emekliyi değerlendirirken “her şeyin fiyatını sorar ama hiçbir şey almaz” hitabının hafifliğine sığınmasınlar.
Bankalar, emekliye kefaletini kabul etmez, kredi veremez, kredi kartı limitini yükseltemez.
Emekliye, promosyon adı altında verdikleri ufak tefek meblağı başa kakmasınlar.
Anket şirketleri, “emeklilere sordum soruşturdum, emekliler siyasi olarak kararını şu tarafa verdi” diyerek emeklilerin üzerine senaryo yazmasın.
Hastanelerde doktor sırasında bekleyen emeklileri, muayene esnasında hastalıklarını sıralayan doktorlar emeklinin moralini bozmasın.
Lokantaya gidemeyen, markete gidemeyen, tatile çıkamayan, torununa harçlık veremeyen, oğluna kızına miras bırakamayan, istediği kıyafeti alamayan, evde kombiyi istediği gibi açıp ısınamayan, kasaptan et alıp yiyemeyen; 17 milyon üyesi olan Türkiye’nin en büyük partisi “Emekliler Partisi”nin mecbur ve mağdur üyelerine değindim.
Daha doğrusu, yukarıdan aşağıya sıraladığım yaşanmışlık hikâyelerini ve gerçekleri, emekliye saygı duyması gerekenlerin gözünün önüne getirdim.
Emekli konusu konuşanın dilini, tutanın elini, kendini ispat etmeye kalkanın beynini yakar.
En iyisi konuşmayın, susun…
Konuştukça batıyorsunuz.