enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
48,9821
EURO
55,6622
ALTIN
6.482,24
BIST
12.598,35
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat
Hafif Yağmurlu
16°C
Yozgat
16°C
Hafif Yağmurlu
Salı Hafif Yağmurlu
14°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
14°C
Perşembe Az Bulutlu
12°C
Cuma Çok Bulutlu
15°C

“Ekonominin 15 Temmuz’u olsun”

“Ekonominin 15 Temmuz’u olsun”
28.09.2026
A+
A-

Nohutlunun tepesinden kartopu yuvarlanıp geliyor; eğer önlem almazsak çığ olup Saat Kulesi’nin dibinde hepimizi yok edecek..!

Yönetim ve idari kadroda bulunan, Müslüman kimliği ve hassasiyeti taşıyan insan, bulunduğu yerde farkını fark ettirmelidir. O makama, o göreve gelene kadar ortaya koyduğu hassasiyeti, makama gelince toplum yakından ve derinden hissetmelidir. Müslüman, o makama ruhunu ve şeklini yansıtmalıdır.

Yapmazsa ne olur, ne olacağını hemencecik yazayım.

“Dava adamıyım, benim ideallerim var, ben Allah rızası için bu hareketin içindeyim.” sözleri boşa gider..!

Bu kadar tuzu kuruluk olmaz, olmamalı..!

Eleştirdiğimiz ve düzeltmeye yemin ettiğimiz sistemi değiştiremiyorsak, bunca zahmeti, eziyeti, fedakârlığı neden yaptık?

Üç kuruş dünya menfaati mi bizi alt edecekti?

Davamızı, hedeflerimizi bu kadar ucuza satar isek eğer…

Önce Rabbü’l-âlemîn, sonra da aziz ve necip Türk milleti suratımıza öyle bir tokat atar ki feleğimiz şaşar..!

Her çağ ve durum kendi sorunlarıyla, krizleriyle ya da fırsatlarıyla geliyor. Bugünlerde de ne yazık ki paranın ve konforun çürüttüğü yeni şahsiyetlerle yüzleşiyoruz.

Konduramadığımız yepyeni yüzlerle imtihandayız; “fon vurgunu” manşetleriyle.

Daha önce de uyuşturucu ve fuhuş soruşturmalarıyla bizi şaşırtan ve üzerine hiç konduramadıklarımız oldu.

Jean-Jacques Rousseau, “Maddi zenginlik arttıkça ruhsal çürüme kaçınılmazdır.” derken acaba bunları mı kastediyordu?

Sayısız şair, yazar, filozof, konfor ve aşırı zenginlik ile çürüme arasındaki ilişkiyi abartmış olabilir mi?

Yoksa gerçek bir hakikat üzerinde kaçınılmaz bir ittifak mı ortaya çıkmıştır?

İsterseniz konfor ve çürüme ilişkisini sözün ustalarından, düşüncenin mimarlarından okuyalım; ilk çağlardan günümüze, doğudan batıya, Müslüman’dan gayrimüslime…

Oliver Goldsmith, “Servetin biriktiği, insanların ise çürüdüğü yerde.” derken anlamlı bir kesişim kavşağını işaret ediyordu; bir uyarı levhasından.

Nurettin Topçu, “Cüzdanı kabarık, fakat vicdanı bomboş insan, cemiyetin en tehlikeli uzvudur.” sözüyle aynı hakikate kendi lisanınca iştirak ediyordu.

Mahatma Gandhi, “İnsanlığı yok edecek olan şeyler şunlardır: Çalışmadan elde edilen servet, vicdanı olmayan haz, karakteri olmayan bilgi ve ahlakı olmayan ticaret.”

Sokrates, “Sizler, yalnızca servet, şöhret ve makam biriktirmeye odaklanıp ruhun güzelliğini, hakikati ve ahlakı hiç önemsememekten utanmıyor musunuz?” sorusunu MÖ 400’lü yıllardaki muhataplarına yöneltiyordu.

Öğrencisi Platon da onun yolundan giderek aynı temel hakikate şu sözüyle işaret etmişti: “İnsanlık refah içinde geliştikçe kendi varoluşsal çürümesini daha parlak kumaşlarla örtmeyi öğrendi. Modern insan, konfor içinde çürüyen bir varlıktır.”

“Çürümenin Kitabı”nın yazarı Rumen filozof Emil Michel Cioran da, “Bir insan ne kadar çok servet biriktirmeye odaklanırsa erdemli olmayı o kadar çok ihmal eder. Çünkü altın ve erdem, bir terazinin iki kefesi gibidir; biri yükselirken diğeri mutlaka alçalır.” diyecektir.

“Sahip olduğu şeylerden ibaret olan bir insan, onları kaybettiğinde hiçliğe düşer. Servet biriktirme hırsı, ‘insan olma’ yeteneğini çürütür.” sözü de ünlü düşünür Erich Fromm’a ait.

Friedrich Nietzsche, “Günümüzde artık zenginlik bir güç göstergesi değil, ruhsal bir fakirliğin gizlenme çabasıdır. İnsanlar banka hesaplarını büyütürken kendi iç dünyalarını kurutuyorlar.”

Evet, sayıları da çürümeye dair fikirleri de asla bu yazıya sığamayacak nice düşünürü, insanın çürümesine yol açan sebepler konusunda bu kadar birleştiren gerçekleri tekrar tekrar hatırlamakta fayda var.

Elbette her zengin çürüyecek ya da her zenginlik çürütecek değildir.

Dünya ile rekabet konusunda Müslüman’ı kaçınılmaz olarak geri bırakan “Bir hurma, bir hırka” anlayışını da asla tasvip etmem.

İnsan aklı, hele de bir Müslüman aklı, mutlaka çürümeden ayakta kalacak optimum bir nokta yakalamak zorundadır.

Para, makam ve şöhret karşısında insanlığını azaltanlar ya da ruhunu çürütenler elbette bir ibrettir ama asla emsal değildir.

Zira toplum, “Bunlar çalmaz, çaldırmaz; yemez, yedirmez; kul hakkına riayet eder.” diye desteklediği siyasi serüvenin gözümüzün önünde, ellerimizin arasından sabun gibi kayıp gitmesine şahit oluyor.

Dünya mazlumlarının umudu olduğumuzun farkında mıyız, yoksa o retoriği de mi menfaatlerimize alet ediyoruz?

İnsanlar hata yapar.

Elbette yapılan hata kurumsal yapılara mal edilemez.

Elbette beraat-i zimmet asıldır..!

Selametle..!

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.