enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
44,3470
EURO
51,4650
ALTIN
6.292,06
BIST
12.946,44
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat
Yağmurlu
8°C
Yozgat
8°C
Yağmurlu
Çarşamba Hafif Yağmurlu
8°C
Perşembe Çok Bulutlu
9°C
Cuma Az Bulutlu
13°C
Cumartesi Az Bulutlu
15°C

“Dünya tatil köyü;”

“Dünya tatil köyü;”
24.03.2026
A+
A-

Dünya hayatı, Kur’an-ı Kerim’de geçici bir oyun ve eğlence, aynı zamanda ebedi ahiret yurduna hazırlık yapılan bir imtihan sahası olarak tanımlanır. Bu hayat; nefis ve dış etkenlerle mücadele ederek zorluklara karşı tevekkül ve tedbirle direnmeyi, adaleti ve ahlakı koruma çabasını kapsar.

Yaşadığımız toplumda insanoğlu kendisini sınırsız ve sorumsuz zannediyor. Özgürlükler, insan hakları, fikir ve teşebbüs hürriyetini de çoğu zaman yanlış anlıyor. Oysa dünya, sadece yeme, içme, nefsani arzular ve maddi menfaatlerin elde edileceği bir yer değildir.

Mücadele etmeden, çalışmadan, okuyup yazmadan, tecrübeye değer vermeden ve insani ile ahlaki sorumluluklarını yerine getirmeden yaşamak mümkün değildir.

Çocukluk döneminde “agu, agu” ile başlayan hayat, bütün ihtiyaçların karşılanmasıyla ve annenin-babanın şefkatli kollarına sığınılarak devam eder. Daha sonra ergenlik, eğitim, öğrenme ve hayata hazırlanma süreci başlar. Gençlik yıllarında ise, Yozgat tabiriyle “taşı sıksa suyunu çıkarır” denilecek bir enerji ve dinamizmle hayatı yaşamak ve anlamak gerekir.

Toplumun insana yüklediği sorumluluklar bu dönemde başlar. Anne ve babanın, tabiri caizse ektiği ekin filiz vermeye ve meyve vermeye gençlikte başlar. Evlat, anne-babanın sırrıdır.

Yine gençlik yıllarının sonlarına doğru insan, kafasını kaldırıp ülkesinde ve dünyada neler olup bittiğini anlamaya, değerlendirmeye ihtiyaç duyar. Siyasi, sosyal, ekonomik ve ahlaki gelişim bu şekilde tamamlanır.

İnsanın kendine yapacağı en önemli iyilik, kendini sevmesi ve kendine değer vermesidir. Kişi kendini bilmez ve tanımazsa, başkasından bir şey beklemeye hakkı da olmaz.

Peki, bu kadar psikolojik ve sosyal değerlendirmeden sonra nereye varmak istiyoruz, dediğinizi duyar gibiyim. Toplumdaki yaş grupları arasındaki akıl, fikir ve yaşam tarzı farklılıkları beni böyle bir yazı yazmaya mecbur bıraktı.

Aynı evin içerisinde birbirine yabancı insanlar olmaya başladık. Otuzuna, kırkına gelmiş hâlâ anne-babaya yük olan bireyler var. Bu kişiler ne zaman büyüyecek, ne zaman ailesine ve topluma faydalı bireyler olacak, merak ediyorum.

Eşlerin birbirinden habersiz olduğu, anne-babanın evladının ne yaptığını bilmediği bir döneme geldik. Hiçbir anne-babanın evladına söz geçiremediği bir dönem yaşıyoruz.

Kim sorumlu diye sorarsanız; elbette bu işin içinde devletin, ailelerin ve bireylerin kısacası herkesin sorumluluğu vardır.

Günümüzde birçok anne-baba, evlatlarını manevi yönden hayata hazırlamadan, sadece maddi beklentiyle yetiştirmenin acısını çekmektedir.

Türk milletinin aziz evlatlarının, atalarına, ailesine, ülkesine ve en önemlisi kendisine yakışır ve yaraşır bireyler olmasını canı gönülden temenni ediyorum.

Selametle.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.