enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
44,8947
EURO
52,8872
ALTIN
6.911,55
BIST
14.532,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat
Az Bulutlu
9°C
Yozgat
9°C
Az Bulutlu
Salı Az Bulutlu
14°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
15°C
Perşembe Yağmurlu
4°C
Cuma Hafif Yağmurlu
7°C

“Doğru konuşmak kolay,  doğru iş yapmak çok zor”

“Doğru konuşmak kolay,  doğru iş yapmak çok zor”
21.04.2026
A+
A-

Elimden gelen yazı yazmak; ben de onu yapıyorum.
Bu, aynı konu hakkında yazdığım beşinci yazı.
Bir türlü başka bir şey yazmak içimden gelmiyor.

O kadar üzüldüm ki ense kökümdeki ağrıyı bir türlü dindiremedim…

Yaşanan saldırıların ardından üzüntümüzü anlatacak kelimeler yetersiz kaldı.
Siverek’te ve Kahramanmaraş’ta yaşananlar bizi bu duygular içinde acıya gark etti. Ayla öğretmenimize, sevgili yavrularımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Rabbim cennetinde ağırlasın inşallah.

Sonuçlar üzerinde düşünmek gürültülüdür; bağırır, dikkat çeker, acı verir, bizi telaşa sürükler. Olması gereken de budur.
Oysa nedenler… Nedenler sessizdir. Toprağın altındaki kökler gibi görünmez ama bütün ağacı ayakta tutan onlardır. Biz çoğu zaman kuruyan yaprakları konuşuruz ama kimse kökün susuz kaldığını sormaz.

Ailesinden kopan bir çocuk yalnızca bir evden uzaklaşmaz; yön duygusunu, aidiyetini, “ben kimim?” sorusunun cevabını da yavaş yavaş yitirir. İnsan, kendini ilk olarak bir ailenin aynasında tanır. O ayna kırıldığında çocuk, kendi yansımasını başkalarının gözlerinde aramaya başlar. İşte o noktada “ben merkezli” dediğimiz şey çoğu zaman bir tercih değil, bir savunma biçimidir. Merhametin eksilişi ise kalbin fıtrattan uzak yerlere açılmasıdır.

Burada durup düşünmek gerekiyor.

Biz çocuklara neyi eksik verdik de onlar fazlasıyla kendilerine sığındı?

Çünkü merhamet, öğütle değil, temasla öğrenilir. Bir çocuğun kalbine merhamet ekmek istiyorsanız ona önce ait olduğu bir yer hissettirmelisiniz. Sevildiğini, görüldüğünü, duyulduğunu bilen çocuk dünyaya karşı da yumuşak olur. Ama sevgiyi şartlı öğrenen, değeri başarıyla ölçülen bir çocuk, hayatı bir yarış zanneder. Yarışta ise kimse merhametli olmaz; sadece kazanmaya odaklanır.

Bu yüzden yapılması gereken şey yalnızca “doğruyu anlatmak” değil; doğruyu birlikte yaşamaktır.

Aile birliği dediğimiz şey sadece aynı evde bulunmak değildir. Aynı sofrada yemek yemek, birlikte bir şey üretmek, birlikte yorulmak, birlikte başarmaktır. Birlikte yapılan bir yemek, bir temizlik, bir bahçe işi… Ziyaretler, ortak bağ, ortak dil… Bunlar küçük görünür ama çocuğa şunu öğretir:
“Hayat paylaşılandır ve ben bunun bir parçasıyım.”

Ortak iş yapan ailelerde çocuk, sorumluluğu dışarıdan bir baskı olarak değil, içsel bir değer olarak öğrenir. Çünkü sorumluluk, sevgiyle yoğrulduğunda ağır gelmez.

Ve doğa… Doğa, insanın kalbine yeniden insan olmayı hatırlatan en eski öğretmendir.

Toprağa dokunan bir çocuk sabrı öğrenir. Bir fidanın büyümesini izleyen çocuk aceleciliğin anlamsızlığını fark eder. Bir hayvana su veren çocuk, merhametin ne demek olduğunu kendi kalbiyle öğrenir. Betonun içinde büyüyen bir çocuk ise çoğu zaman hayatı tüketilecek bir şey zanneder; oysa doğayla temas eden çocuk, hayatın korunacak bir şey olduğunu bilir.

Yürüyüşler, spor, birlikte yapılan küçük aktiviteler… Bunlar sadece etkinlik değildir. Bunlar, çocuğun zihninde “hayat sadece derslerden ve ekranlardan ibaret değil” cümlesini kurduran kapılardır. Hareket eden beden, dengelenen ruh demektir. Yorulan çocuk daha az öfkelenir, daha az dağılır, daha az savrulur.

Bugünün çocukları “tembel” değil, yönsüz.

Ve yön, örnekle oluşur.

Eğer bir çocuk sürekli ekrana bakıyorsa, önce yetişkinin elindeki ekranı konuşmak gerekir.
Eğer bir çocuk paylaşmıyorsa, önce evdeki paylaşım kültürünü sorgulamak gerekir.
Eğer bir çocuk sevgisiz görünüyorsa, önce ona sevginin nasıl gösterildiğine bakmak gerekir.

Başımızı iki elimizin arasına alıp düşünmek tam da burada anlam kazanıyor. Çünkü mesele sadece çocukları düzeltmek değil, büyüklerin hayatını da yeniden kurmak. Aileyi yeniden bir yuva hâline getirmek… Barınılan yer ama en çok büyüdüğümüz sıcak bir yer…

Çocuk, anlatılanlarla beraber yaşananı büyütür içinde.

Eğer biz merhameti yaşarsak, o merhamet olur.
Eğer biz sorumluluk alırsak, o sorumluluk sahibi olur.
Eğer biz hayatla bağ kurarsak, o hayattan kopmaz.

Sonuçlar bir gün değişir…

Ama nedenleri değiştirme cesaretini gösterirsek.

Ve belki de en başta kendimize şu soruyu sormalıyız:
“Biz nasıl bir insanın büyümesine izin veriyoruz evimizde?”

Bu sorunun cevabı çok önemlidir.

Hiçbir şey bir sabah ansızın “kötü” olmaz.
Ve hiçbir şey bir gecede “iyi”ye dönüşmez.

İnsan, hayat, ilişkiler… Hepsi yavaş yavaş yön değiştirir.

Bir hatayı zamanında görmek,
bir kalbi zamanında onarmak gibidir.

Mesele, insanın zamanında fark ettiği
ve neyi sessizce kaybettiğidir.

Vesselam.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.