Yozgat’ta bazıları var ki ne zaman, nerede ve hangi işin içinde olduklarını anlamak neredeyse mümkün değil. Denizaltı gibiler; görünmezler ama her yerdeler. Sessizce ilerler, derinden çalışır, gerektiğinde ortaya çıkar, gerektiğinde yeniden kaybolurlar.
İşler iyi giderse en önde onlar vardır; sonuç kötü olursa ortalıkta kimseyi bulamazsınız. Başarıya ortak olmakta mahir, bedel ödemeye gelince bir o kadar mesafelidirler.
Her işi ama her işi derinden, sessizce yürütmeyi kendilerine şiar edinmişler. Öyle ki bu tipler, kasten ve tasarlayarak yapıyorlar her işlerini!
Yaptıkları işlerin sebep-sonuç ilişkilerini işin içine katarak hareket ediyorlar. Hatta öyle ki bu adamlar her partili, hem de çok partili… Nasıl oluyorsa!
Bir ailede evin yükünü birkaç kişi çeker de kaymağını en şımarık olan yerse, orada kardeşlik yara alır. Kan bağı olsa da…
Elini taşın altına koymayıp sıkıntılı dönemlerde ortalıkta görünmeyen insanların, kâr paylaşımında ortaya çıkması ne kadar iticidir?
Herhangi bir parti teşkilatında, üst düzey görevlerde, vekillerin ve başkanların sağında solunda, belediye meclislerinde, makam araçlarının önünde arkasında, verilen ziyafetlerde başköşelerde bulunan insanlar;
Şayet bir dava şuuruna sahip değilse,
Ortalık karışınca sıvışıyorsanız,
Haklının değil, güçlünün işlerini takip ediyorsanız,
İş takibi yaparken milletin cebindeki üç kuruşa tamah ediyorsanız,
Mağdurların sesine kulak tıkayıp da ne idüğü belirsiz kodamanların sözcülüğünü yapıyorsanız,
Meclis üyeliği yaparken rakip partilerin belediye başkanlarıyla iş tutup onların yolsuzluklarına göz yumuyor, illegal işlerini açığa çıkarmıyorsanız,
Kimsesiz birinin telefonlarını sessize alıp zenginlerin önünde el pençe duruyorsanız,
İhale peşinde koşup cebinizi dolduruyor, birilerini zengin ediyorsanız,
Torpil işlerine bakıp hiçbir şekilde partinize oy vermemiş ve vermeyecek olanların işlerini takip ediyorsanız,
Sosyal medyada “Aman başıma bir iş gelir.” düşüncesiyle davanızı savunmuyor, bırakın savunmayı, savunanlara destek olamıyorsanız,
Sosyal medyayı “boş iş” olarak görüyor ve hatta kullanmasını bile bilmiyorsanız,
Davetlerden sosyal medyaya ayıracak vakit bulamıyor ama fotoğraf paylaşırken de fenomen gibi paylaşım yapıyorsanız…
Canını dişine takarak davasına her şart ve koşulda destek olan, yığınlarca yargılanmaya muhatap olmuş, adliye koridorlarında ömür tüketen insanların hakkını nasıl ödeyeceksiniz?
Hiçbir devletliden tek kuruşluk menfaat elde etmeyip, tamahkâr olmadan ölüme, eylemlere, oy vermeye koşarak gitmiş insanların hakkını nasıl ödeyeceksiniz?
Davanın sürekli propagandasını yapan, muhaliflere sosyal medyayı dar eden, girdiği her ortamda döne döne davasını savunan insanlardan nasıl helallik alacaksınız?
O insanların çektiği çilenin kaymağını yediğinizin farkında mısınız?
Hiçbir şey yapmadan altında araba, gıcır ayakkabılarla kafelerde dünyanın gözüne gözüne duman tüttürürken sen; o, karşılık beklemeden davasını savunan insanlar hiçbir avukat desteği olmadan mahkeme koridorlarında terliyorlar, tehditlere maruz kalıyorlar. Farkında mısın?
“Bir milyona yakın tazminat ödedim; davama ve devletime helal olsun ama artık bittim, benden bu kadar!” diyenleri anlayabilir misin?
Siyasi partilerin, ne yapıp edip sosyal medyada haksızlığa uğrayan insanları bulup onlara avukat dâhil her türlü desteği sağlaması lazım.
Yükü taşıyana değil de sırta binene hizmet ederseniz, yük taşıyacak kimseniz kalmaz.
Seçim kaybedilirse bu konforu ararsınız diyeceğim de…
Sizin karakterde olanlar her denizde gemisini yürütür.
Selametle..!