enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
44,7182
EURO
52,3797
ALTIN
6.762,88
BIST
14.047,28
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat
Hafif Yağmurlu
5°C
Yozgat
5°C
Hafif Yağmurlu
Pazartesi Az Bulutlu
7°C
Salı Az Bulutlu
14°C
Çarşamba Az Bulutlu
16°C
Perşembe Az Bulutlu
17°C

“Bürokrasi AK Parti’ye zarar veriyor;”

“Bürokrasi AK Parti’ye zarar veriyor;”
13.04.2026
A+
A-

Peşin söyleyeyim: Aşağıda yazdıklarım, ilgililerde şahsıma karşı bir husumete/kızgınlığa sebep olabilir. Bununla birlikte kimseye veya kesime gönül okşayıcı laflar etme görevim yok. Söylemenin faydası olur mu, bilmiyorum. Lakin susmaya gönlüm razı olmuyor.

Önce araç camlarındaki filmlere kafayı taktılar. Binlerce araç sahibini iktidara karşı yok yere kışkırttılar.

Zaman oldu, bahçesinde ürettiği birkaç yüz kilo sebzeyi hâl dışında satmak üzere arabasıyla taşıyan çiftçilerin yolunu kesip ceza yazdılar.

Toprak Mahsulleri Ofisi bürokrasisi, çiftçiyi “ürünüyle rezil etmek için” elinden geleni ardına koymadı. Yok randevuydu, yok ÇKS vardı/yoktu muhabbetiyle vatandaşla Cumhurbaşkanı arasına nifak soktular.

Cumhurbaşkanı’na, “Çiftçinin tüm ürününü alacağız…” dedirttikten sonra, ürünlerin yüzde 30’unu bile almayarak üreticiyi en az yüzde 25 zararla tüccarın kucağına ittiler.

Ev sahibi ile kiracı arasına husumet döşediler. Sanki her durumda ev sahipleri “zalim kodamanlar”, kiracılar ise “mazlum garibanlar” sayıldı. Devletin yıllık yüzde 120 vergi artışı yaptığı dönemlerde, iki yıl boyunca kiralara yüzde 25 sınırı koydurdular. Sanki enflasyonun tek sebebi kiralardı.

Çıkan anlaşmazlıklar yüzünden çok sayıda cinayet işlendi. Bu yersiz inat yüzünden binlerce ev sahibi Cumhurbaşkanı’na gönül koydu.

Bürokrasi hazretleri, ardından karavanlara ve karavancılara taktı. Çekme karavanları plakaya ve her yıl yapılacak teknik muayeneye bağladılar. Elbette bu, çekme karavan için her yıl ciddi bir mali külfet demektir.

Kent hayatı yorgunu binlerce insanın karavan hevesine adeta kibrit suyu döktüler. Akıllarına gelmediyse, bir tüyo da biz verelim: Çekme karavanlar için, çeken araçtan bağımsız olarak zorunlu trafik sigortası getirin ki zulüm katmerlensin. Hem sigorta şirketleri biraz daha fazla kazansın.

Karavancılara düşmanlıkta bürokrasi hazretleri yalnız değildi. Özellikle sahil şehirlerindeki CHP’li belediyeler de “vergi vermiyorlar” gerekçesiyle karavancılara karşı bürokrasiyle el ele verdi. Karavanların kent merkezine girişini neredeyse yasakladılar.

Oysa şehirlerdeki kiraların yüksekliğinden şikâyet eden iktidar, kiralık konut açığının azaltılması adına karavan yaşamına köstek değil, destek olmalıydı.

Bürokrasi, APP plaka meselesine de yüklendi. Yahu, nedir 140 bin TL plaka cezası? Bari adamın arabasını elinden alın, o da siz de kurtulun… Düşman mı haklıyorsunuz?

Eğer APP plakalar bazı yasa dışı işlere alet oluyorsa, bunu düzeltmenin yolu 140 bin TL ceza kesmek mi? Makul bir cezaya bağlarsınız işi; bir-iki kez ceza yiyen gider, plakasını değiştirir.

Kesmemiş olmalı ki bir de “orijinal olmayan ses ve görüntü sistemleri” sorunu icat edildi. İyi de ses ve görüntü sistemi orijinal olunca sürüş güvenliği ve gürültü kirliliği bakımından uygun mu oluyor? Vatandaş, aracındaki sistemin orijinal olduğunu ispat etmek zorunda mı?

Gürültüsüyle mahalleyi rahatsız edene gereken cezayı kesersiniz, olur biter.

Durduk yere on binlerce araç sahibini Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı kışkırtmanın ne gereği vardı?

Bürokrasi hızını alamadı. Şimdi de vatandaşın hobi bahçelerine sardırdı.

İnsanlar zaten kent yorgunu. Birçok Avrupa ülkesinden daha fazla nüfusa sahip büyük şehirlerimiz, kelimenin tam anlamıyla ömür törpüsü hâline geldi.

Doğal olarak kent hayatından kopmaksızın ayağını toprağa basmak isteyen vatandaşlar, şehir civarlarında oluşan hobi bahçelerine yöneldi.

Deniliyor ki; tarım arazileri hobi bahçeleri kurmak üzere parselleniyor ve tarım dışına çıkarılıyor. Bu iddianın doğruluğu tartışılır. Hobi bahçeleri, genel olarak kent sakinlerinin domates, biber, patlıcan yetiştirdiği küçük alanlardır.

Diyelim ki Tarım Bakanlığı bürokrasisi, tarım arazilerini koruma güdüsüyle hareket ediyor ve bu nedenle hobi bahçelerine karşı çıkıyor.

Peki, tarım arazilerini korumak için başka seçenekler üzerinde kafa yordunuz mu?

Miras yoluyla parçalanıp atıl duruma düşen araziler için uygulanabilir çözümler ürettiniz mi? Hemen “işlenmeyen arazileri zorunlu kiralıyoruz” gibi projelere sarılmayın. 24 milyon hektar tarım arazisinin içinde birkaç yüz hektarlık çalışma ile sorunu çözmüş olmazsınız.

Sorunun muhatabı aynı zamanda Çevre Bakanlığı bürokrasisidir.

Vatandaşın tepkisi büyüyünce konu Cumhurbaşkanı’nın gündemine geldi. Şimdi onun talimatıyla Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Tarım ve Çevre bakanları ile AK Parti Grup Başkanı’ndan oluşan bir heyet kuruldu.

Eğer iş yine bürokrasinin eline kaldıysa, çözüm zor görünüyor.

Sayın Cumhurbaşkanım…

Vatandaşın canını yakan her işin faturası doğrudan size kesiliyor. İlgili bakanlıklar zamanında müdahale etseydi, bu sorunlar bu noktaya gelmezdi.

Eğer çözüm aranıyorsa, samimiyetine güvendiğiniz birkaç danışmanınızı görevlendirin. Konuyu araştırıp size doğrudan çözüm önerileri sunsunlar.

Mesela kent çevresindeki, tarıma elverişsiz veya fiilen kullanılmayan araziler planlanarak uygun fiyatlarla vatandaşlara sunulabilir. Altyapısı sağlanarak insanların nefes alabileceği alanlar oluşturulabilir.

Bürokrasinin başka bir sorunu da sağlık ve eğitim alanında yaşanıyor. Bazı personelin vatandaşla kurduğu iletişim, kamu hizmetine zarar verir nitelikte.

Vatandaşa üstten bakan, bilgi vermeyen, hizmeti zorlaştıran anlayışın faturası da yine devlete ve iktidara kesiliyor.

Ne diyelim… Ülkenin tökezlemesine sebep olan sorunlar sadece dış kaynaklı değil. İçerideki bürokratik yapı da zaman zaman bu süreci zorlaştırıyor.

Bürokratik bencilliğin yasa ve yönetmeliklerin içine döşediği mayınları çoğu zaman fark edemiyoruz…

Selametle…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.