İnsan yaratılış gayesine uygun olarak davranırsa yaşarsa köklü yapısal sağlam bir ahlak edep ile hayatını idame ettirir.
İnsanoğlu her konuda farklı farklı irade ortaya koyabilir. Toplum ve cemiyet hayatında etrafında sevilen sayılan insan olabilmek itibarlı olabilmek çok büyük bir zenginliktir.
Sabah başka akşam başka bugün başka yarın başka davranan insanları etrafımızda o kadar çok görüyoruz ki insan asaleti asil olmayı çok özlüyor..
“Ayran ne kadar beklese de kaymak tutmaz.”
Süt bozuk değilse ondan kaymak da yağ da bekler insan. Ayrana margarin katmakla asalet oluşmaz.
Maya tutmadıysa geçmiş olsun… Lor olur gider.
Sütü bozuk, mayası bozuk olanlardan asil davranış beklemek ayrandan kaymak beklemeye benzer…
Filozofların, bilgelerin, münevverlerin aydınlatamadığı toplumları sahte kahramanlar, üç kâğıtçılar, hokkabazlar, cahiller, şarlatanlar aldatır.
İnsanlar mutlaka şuurlu, bilgili, görgülü ve değerler bakımından zengin olmalıdır. Toplumun yönetiminde kanunlar, ilkeler, kurallar olmalıdır ve bunların hepsi hukukî olduğu kadar ahlâkî de olmalıdır. Ahlâkî olmayan bazı haklar hukukî olsa da toplum ve kamuoyu nezdinde muteber sayılmaz. Alev Alatlının literatüre giren şu veciz anlayışı hepimize örnektir.
İcralık olmuş kardeşinizin, komşunuzun malını hukuken alabilirsiniz ama ahlâkî değildir. Yardım etmek yerine fırsatçı olmayı tercih edenlerin ahlakı ve vicdanı sorgulanır. Asil insanlar fırsatçı değil yardımcı olur.
Toplumlar imanı, iradesi, vicdanı ve ülküleriyle yaşar.
Kimi zaman akıllı adam aklını kullanır, daha akıllısı başkasının aklını kullanır derler. Bu cümlede esas olan akıllı olmak ve aklını iyi ve doğru kullanmaktır. Başkalarının sırtından ve üzerinden menfaat elde etmek daha akıllı olmak değildir; olsa olsa kurnaz tilkiliktir bu. Bilgelerin münevverlerin fikrinden yararlanmak ve bu hususta irade sahibi olmak elzemdir. Doğruları seçme, tercih etme ve hakikate ulaşmanın azmine sahip olmak aklı kullanmakla mümkündür.
Vicdan bir Müslüman için Allah’ın içimizdeki sesidir. Ahlâklı ve erdemli insanların ruhunda bu vicdan muhasebesi daima hesabını doğru verir.
Bir fâniye iradeyi kayıtsız şartsız teslim etmek Türk insanına, İslâm ümmetine yaraşmaz. Köle ruhlu, iradeden yoksun olanların akıldan, ilimden ve vicdandan da yoksun olması doğaldır.
Güçlü Türkiye’nin ve İslam dünyasının en büyük ihtiyacı insanların aklını, ilmini ve hür iradesini yalnızca insanlığın huzuru, refahı, esenliği ve mutluluğu için sarf etmeleridir.
Hedefimiz ideolojimiz budur.
Dünyanın mazlum halkları Türk’ün vicdanına, adaletine, asaletine güvenmektedir. Bunu her gün duymaktayız. Keşke zalimler olmasa da herkes kendi vatanında hak ettiği biçimde yaşasa.
Büyük Türk Milleti asalet sahibidir daima mazlumlara ümit verir.
“Asıl azmaz bal kokmaz
Kokarsa yağ kokar
Aslı katıktandır.”