Bir yumruk havaya kalktı, bir görüntü servis edildi ve ülkece o yumruğun etrafında toplandık. Bir video saniyeler içinde milyonlara ulaştı. “Maymun Punch” dendi; üzüldük, psikolojisini düşündük. Bir de yalnız penguenimiz vardı. İlkeli bulduk, anlamaya çalıştık. Hatta “dava adamı” ilan edenler bile oldu.
Dijital çağın refleksi bu: Gürültüyü büyütmek, anlamı küçültmek. Bu çağda zaman böyle ilerliyor; hızlı ve yüzeysel… Gündem değiştirmenin en güçlü tarafı da bu hız. Bir süre sonra Jeffrey Epstein’i bile bu haberlerin gölgesinde “daha az”, hatta neredeyse “hiç” görmez olduk medyada. Utanç dosyaları kapanırken dikkat başka yöne çevriliyor maalesef.
Gündem dediğimiz şey artık bir editörün, bir haber merkezinin ya da toplumsal önceliğin ürünü değil; algoritmaların vicdan terazisi. Kan, gözyaşı ve yıkım yeterince “izlenebilir” değilse kenara itiliyor. Oysa bir çocuğun suskunluğu, bir yumruktan çok daha ağır. Ancak suskunluk fikir olmaz, trend olmaz.
Gazze’nin unutulan çocukları gibi… İşte çelişki burada büyüyor. Bir şiddet anını kınarken başka bir şiddetin sürekliliğine körleşiyoruz. Tepkimizi anlık patlamalara saklıyor, sistematik acıları ise olağan sayıyoruz. “Maymun Punch”ı paylaşmak kolay; risk yok. Ancak Gazze’deki çocukları hatırlamak zor; çünkü sorumluluk yüklüyor.
Elbette bu bir karşılaştırma yazısı değil. Bir yumruğu aklama ya da bir acıyı küçültme niyeti hiç değil. Bu, dikkatin ahlakını sorgulama çağrısı. Neyi konuştuğumuz kadar neyi konuşmadığımız da kim olduğumuzu belirlemiyor mu?
Şimdi asıl soru şu; Hayvanlar âleminde yaşanan bir durumu günlerce konuşan hafızamız, neden bombaların altındaki çocukları bir cümleyle geçiştiriyor? Cevap acı ama basit: Unutmak, yüzleşmekten daha konforlu.
Biz konforu seçtikçe çocuklar unutuluyor. Niyetimiz ne hayvanları değersizleştirmek ne de başka bir acıyı yarıştırmak. Niyetimiz, böylesi mübarek bir ayda yaşanan bu insanlık dramının izlerini kaybettirmeye çalışanlara karşı “unutmadık” demek. Gündem değiştirerek gerçeği perdelemeye çalışanlara karşı “farkındayız” diyebilmek.
Unutmadık; endişe dolu bakışlarla korku içinde atan o küçük yürekleri…
Umarım en kısa zamanda sizin de hayatlarınız, haberlerde es geçilecek kadar sıradan ve insani bir huzura kavuşur.