Değerli okurlarım, Her Ramazan ayında olduğu gibi bu sene de dinsiz densizler, buldukları bir bahaneyi köpürterek huzur iklimini bozmaya kalkıştı.
Bu Ramazan buldukları bahane, Millî Eğitim Bakanlığımızın yayımladığı Ramazan genelgesi. Gerici laik güruhun uykularını kaçıran bu genelgede ne varmış diye baştan sona okudum. Hem millî hem de terbiye edici olmasına rağmen neresi batmış olmalı ki ciyaklayıp duruyorlar. Önemine (!) binaen de suç duyurusunda bulunmuşlar.
Eski Türkiye günlerinde bu zırvalar işe yarar ve bayağı da gündem olurdu. Ancak çok şükür yeni bir yüzyıldayız. Önünü görenler huzurlu ve mutlu; görmeyen kalbi karalar için diyeceğim tek şey, Allah müstehakınızı versin.
Bu kısa girizgâhtan sonra gelelim ay boyunca elde edeceğimiz kazanımlara. Ramazan ikliminde olmanın tarif edilmez hazzı, birçoğumuzda madden ve manen etkisini göstermiş durumda. Rahmeti, mağfireti ve bereketi ile geldiğinden olsa gerek, insanı yücelten hasletler toplumumuzdaki maddi ve manevi kirleri yıkayıp temizliyor.
Hücre, doku ve organlarımızı temizlemede oruç tutmak kadar etkili bir temizlik tedavisi olduğunu sanmıyorum. Farkında olarak ya da olmayarak kullandığımız birtakım zararlı maddelerden doku ve hücrelerimizi koruyabiliyoruz. Dişlerimizden midemize, bağırsaklarımızdan karaciğerimize kadar devamlı çalışmak zorunda bıraktığımız organlarımıza adeta bayram ettiriyoruz.
Fiziksel ve psikolojik bağımlılık yapan sigara, hatta alkol gibi bariz zararları olan maddelerden hücrelerimizi koruyoruz. Tüm bu başarılar, aciz ve iradesi zayıf insanın bu aya mahsus olarak kazandığı sabır silahından kaynaklıdır. Sabır silahı, sanki bu aya mahsus olarak fonksiyon icra eden manevi bir kalkandır. Çünkü başka zamanlarda çoğunlukla iş görmez.
Ramazan ayı dışında alkolle ilişiğini kesmeye kalkan bir insanı biz hastanelerde ilaçlarla tedavi etmeye çalışır ve yoksunluk denen psikolojik ve organik hastalıktan kurtaramazken, bu ayda kişi iradesi ile besmelesini çeker ve bir ay boyunca alkolü ağzına sürmeden, bu yoksunluğu yaşamadan adeta manevi olarak tedavi edilir.
Ramazan ayına mahsus sağlığımızla ilgili sırları anlamak ve anlatmak kolay değil. Oruç kalkanı ile sadece maddi bedenimiz temizlenmez; manevi olarak üzerimizde bulunan kirler de arınır. Hoşgörü, tevekkül, diğergâmlık, îsâr, acizlik, sabır ve verme hazzı gibi birçok temizlik malzemesi ile temizlenir insan. Açlık, susuzluk ve yeme gibi dürtülerimiz sabır baharatı ile terbiye edilir.
Stres ve gerilim üreten hücreler, Ramazan ikliminde muhabbet, hoşgörü ve fedakârlık üretmeye başlar. Midemiz ve karaciğerimiz istirahat etme fırsatı bulur. Ramazan ikliminde kilo almamak için yeme dürtülerimizin dizginini elimizde tutmamız gerekiyor. Yoksa insan farkında olmadan bayrama 3–5 kilo fazla ile girebilir. Yeme alışkanlığındaki değişime hücrelerimiz alışana kadar yemede ve içmede ölçülü olmalıyız.
Tembellik, uyku düzensizliği ve hareketsizlik gibi bu aya mahsus yapılan yanlışlar da kilo almamızın fitilini ateşleyebilir. Beyaz undan yapılmış pideler, yağlı ve beyaz şekerli tatlılar ve açlığın uyardığı iştahla oturulan zengin Ramazan sofraları, biz farkına varana kadar bizi şişmanlatabilir.
Aman dikkat! Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmayalım. Bu güzel günleri maddi ve manevi kazançlarımız için birer fırsat olarak değerlendirelim diyorum.
Sağlık ve mutluluk dileklerimle.