enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
43,1632
EURO
50,4063
ALTIN
6.367,84
BIST
12.307,86
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat
Yağmurlu
8°C
Yozgat
8°C
Yağmurlu
Pazartesi Karla Karışık Yağmurlu
1°C
Salı Hafif Kar Yağışlı
-4°C
Çarşamba Hafif Kar Yağışlı
-4°C
Perşembe Çok Bulutlu
-1°C

“Yönümüzü de yolumuzu da kaybettik;”

“Yönümüzü de yolumuzu da kaybettik;”
13.01.2026
A+
A-

Bu topraklarda yüzyıllar boyunca hayat, gökten gelen ölçüyle anlam kazanmıştı. Hukuk, ahlak, aile, eğitim ve devlet düzeni; hepsi aynı kaynaktan besleniyordu. İnsan neyi yapıp neyi yapamayacağını sadece kanunlardan değil, hesap vereceği bir kudret bilincinden öğreniyordu.

Batıya yönelişle birlikte bu merkez yerinden oynadı. Hayat, parçalara ayrıldı. İnanç, vicdan köşesine sıkıştırıldı. Sokak başka, okul başka, ev başka, devlet başka bir dile büründü. Aynı insan, aynı gün içinde dört farklı kimlik taşımaya başladı.

Bu kopuş, “dini özgürleştirmek” iddiasıyla yapıldı ama sonuçta din, hayatın dışına itildi.

Yeni Ölçü: Güç, Fayda ve Çıkar

Yeni düzenin temelinde şu anlayış vardı:

“Doğru olan, işe yarayandır.”

Artık iyilik; ahlaki olduğu için değil, kazanç sağladığı sürece makbuldü. Adalet; hak olduğu için değil, sistemin işine geldiği kadar vardı. İnsan, yaratılmış bir varlık olmaktan çıkarıldı; üreten, tüketen, yarışan bir nesneye dönüştürüldü.

Bu anlayış kısa sürede her alana yayıldı. Eğitim bilgi üretmeye başladı ama vicdan üretmedi. Hukuk kurallar koydu ama merhamet öğretmedi. Ekonomi büyüdü ama insan küçüldü.

Kıyafet değişti, ama asıl değişen bakıştı. Beden, örtülmesi gereken bir emanet olmaktan çıkarılıp sergilenmesi gereken bir vitrine dönüştü. Edep, ağırbaşlılık ve sınır; yerini teşhire ve sınırsızlığa bıraktı.

Bir zamanlar utanmak erdemdi. Sonra geri kalmışlık sayıldı.

Bir zamanlar mahremiyet korunurdu. Sonra aşılması gereken bir engel ilan edildi.

Bu dönüşüm sadece sokakta değil, zihinde yaşandı. İnsan kendine bile yabancılaştı.

Eskiden aile, insanın sığındığı bir limandı. Sorumluluk vardı, sabır vardı, fedakârlık vardı. Şimdi aile, bireysel hedeflerin önünde bir yük gibi gösteriliyor. Bağlanmak korku, sadakat risk, kalıcılık tehdit sayılıyor.

Birliktelikler çoğaldı ama yuvalar azaldı. Kalabalıklar arttı ama yalnızlık derinleşti. Herkes kendini düşünmeye teşvik edildi, sonuçta kimse kimseyi tutamaz oldu.

Ortaya çıkan tablo şudur:

Birlikte yaşayıp birbirine ait olmayan insanlar.

Eğitim sisteminde bilgi çoğaldı. Diplomalar arttı. Unvanlar uzadı. Fakat hikmet geri çekildi. Bilgi, insanı yücelten bir emanet olmaktan çıkarıldı; rekabet aracına dönüştürüldü.

Nasıl yapılacağı öğretildi ama neden yapılacağı sorulmadı.

Başarmak kutsandı ama doğru olmak unutuldu.

Sonuçta;

Okuyan ama düşünmeyen,

Bilen ama hissetmeyen,

Konuşan ama anlamayan bir nesil ortaya çıktı

Eskiden adalet, güçlüye karşı zayıfı koruyan bir ilkedir. Şimdi ise güç, adaleti tanımlar hale geldi. Kurallar vardır ama herkes için değildir. Hak vardır ama talep edebilen içindir.

Yanlışlar meşrulaştı, sapmalar sıradanlaştı, sınırlar buharlaştı. “Herkesin doğrusu kendine” denildi ve ortak iyinin zemini çöktü.

Toplum, ortak bir vicdanı kaybetti.

Bir toplum diliyle düşünür. Dil kopunca düşünce de kopar. Geçmişle bağ zayıflayınca, tecrübe aktarımı kesilir. Bugün birçok insan, kendi tarihinin metinlerini okuyamıyor. Kendi düşünürünü tanımıyor. Kendi kavramlarıyla konuşamıyor.

Bu, sadeleşme değil; unutma hâlidir.

Ve unutulan her şey, bir süre sonra yok sayılır.

Bir zamanlar estetik, insanı yukarı taşırdı. Şimdi sarsmak, şoke etmek, sınırları zorlamak sanattan sayılıyor. Güzellik yerini tuhaflığa, anlam yerini gürültüye bıraktı.

Çirkinlik cesaret, ölçüsüzlük özgünlük olarak sunuldu. Ruh değil, dikkat hedeflendi.

Bir toplum ölçüsünü kaybettiğinde her şeyi tartışır hâle gelir; ama hiçbir şeyi çözemez.

Bugün yaşadığımız krizlerin tamamı; ekonomik, siyasal ya da kültürel değil, ölçü krizidir.

Ve ölçü kaybolduğunda, yön de kaybolur.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.