TBMM Başkan Vekili Sayın Bekir Bozdağ’ın kayınvalidesinin cenazesine katıldım. Tekraren başsağlığı diliyor, taziyelerimi iletiyorum.
AK Parti’nin Yozgat’taki kurucularından olan Bekir Bey, siyasetin her kademesinde görev almış, basamakları birer birer çıkarak kendine has bir siyasi hikâye oluşturmuştur. Esasen yükselişi, siyaset bilimi okuyanlar için rahatlıkla tez konusu olabilecek niteliktedir.
Cenazeye katılım beklendiği gibi son derece yoğundu. “Binlerce insan vardı” desem abartmış olmam. Türkiye’nin dört bir yanından dostları, arkadaşları ve akrabaları katıldı. En yoğun katılım ise elbette Yozgat ve ilçelerinden oldu.
Her cemiyetin, her toplantının toplum tarafından gözlemlenmesi ve değerlendirilmesi son derece doğaldır.
Başta Yozgat Valimiz Sayın Mehmet Ali Özkan olmak üzere, cenazenin her detayına bizzat ilgilenerek adeta ev sahipliği yapması takdire şayandı. Katılan herkesin gönlünü fethetti. Biz de kendisini takdir ediyoruz.
Yozgat AK Parti milletvekilleri de cenazede hazır bulundu. Abdulkadir Bey’in moralsizliği ve enerjisindeki düşüklük gözlerden kaçmadı. Süleyman Bey ise güler yüzü, insanlarla olan ilgisi, pratik zekâsı ve taleplere hızlı çözüm üretmesiyle takdir topladı.
İl merkezi ve ilçelerden gelen birçok kişi, “Ben Bekir Bey’den hiç kötülük görmedim, çok iyiliğini gördüm. Buraya gelmek boynumun borcu,” diyerek vefasını gösterdi.
Siyasi yönden bir cümle kurmama müsaade ederseniz:
“Bekir Bey, AK Parti Yozgat siyasetinin her hâl ve kârda ağasıdır, paşasıdır, abisidir, lokomotifidir. Bunu bugün milletin gözü önünde bir kez daha göstermiştir.”
Peki, Bekir Bey 25 yıldır nasıl bu kadar başarılı oldu, nasıl ayakta kaldı ve hâlâ siyasetin merkezinde kalabildi?
Cevap: Tevazusu, güler yüzü, ikna kabiliyeti ve çözüm odaklı olması sayesinde.
Urfa’dan bir milletvekili birkaç belediye başkanı ve il başkanı ile cenazeye katılması açıkçası beni tatmin etmedi. AK Parti Urfa teşkilatlarının daha güçlü katılım göstermesi gerektiğini düşünüyorum.
Cenazeye katılan ve AK Parti’nin parlayan yıldızlarından biri olan, her geçen gün siyasette yükselen Yusuf İbiş Bey’den de bahsetmeden geçemem. Son derece ilgili, cevval ve heyecanlı. Dikkatimi en çok çeken yönü ise herkese ismiyle hitap etmesi oldu. Büyüklerine “abi”, küçüklerine “kardeşim” diye sesleniyor. “Yav kardeşim, sen makine misin? Bu kadar ismi nasıl aklında tutuyorsun?” dedirtti bana. Gerçekten ciddi bir gelecek vaat ediyor.
Cenazede dikkat çeken bir diğer husus ise sadece AK Partililerin değil, diğer siyasi partilerden il ve ilçe belediye başkanlarının da yoğun katılım göstermesiydi.
Cenazede hatıralar paylaşıldı, geçmiş dönemlerde Bekir Bey ile yaşanan diyaloglar anlatıldı. Geleceğe dair siyasi hesaplar konuşuldu. “Kadrajda olayım” diyenler, birbirine makam yakıştıranlar, “Şu göreve layıksın, aman çalış” diyenler vardı. Siyaseti 25 yıl öncesine götürüp geçmişi yad edenler oldu.
Ancak en önemli mesajı, musallada yatan teyzemiz verdi.
Adeta şöyle seslendi:
“Ey bu dünyaya meyleden insanlar… Ben de dün sizin gibi yiyordum, içiyordum, geziyordum, gülüyordum, eğleniyordum. Bana bakın, ibret alın. Tedbir alın, ahiret hayatına hazırlık yapın. Siz ne hesap yaparsanız yapın, eninde sonunda benim gibi bu dünyadan göçeceksiniz. Bir gün siz de benim gibi musallaya geleceksiniz. Birbirinizi üzmeyin, kırmayın, incitmeyin. Helalleşin. Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin.”
Sayın Bakanım, başınız sağ olsun.
Allah rahmet eylesin.