enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
48,8549
EURO
55,7485
ALTIN
6.716,08
BIST
13.251,85
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat
Az Bulutlu
21°C
Yozgat
21°C
Az Bulutlu
Salı Hafif Yağmurlu
23°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
20°C
Perşembe Az Bulutlu
16°C
Cuma Az Bulutlu
19°C

“Sine-i muhalefete döndü”

“Sine-i muhalefete döndü”
24.09.2026
A+
A-

Evet, yanlış okumadınız…

Mansur ana muhalefetteydi, şimdi muhalefet alanının tamamını kapsayan muhalefet belediye başkanı oldu.

İstifası ile tüm muhalefeti kuşatacağını işaret buyurdu.

Ama gerçekler öyle mi?

Mansur Yavaş’ın CHP’den istifası açıklandığı andan itibaren siyasetin alışıldık refleksi yeniden devreye girdi. İstifanın kendisinden çok, arkasında ne olduğu konuşulmaya başlandı. Hangi partiye gideceği, yeni bir siyasi hareketin başlayıp başlamayacağı, Cumhurbaşkanlığı adaylığı hesabının nasıl şekilleneceği, Ankara’daki diğer belediye başkanlarının istifalarının ne anlama geldiği üzerine peş peşe yorumlar yapıldı.

Oysa bazen istifa, sadece istifadır. Üstelik Mansur Yavaş’ın bugün yayımladığı metin, bu konuda yoruma fazla ihtiyaç bırakmayacak kadar açık. Yavaş, CHP üyeliğinden ayrıldığını ve siyasi yoluna bağımsız olarak devam edeceğini söylüyor. Kararını öfkeyle veya kırgınlıkla almadığını, uzun uzun düşündüğünü ve bütün sorumluluğunu üstlendiğini özellikle belirtiyor. CHP’yi küçük düşürecek veya CHP’ye oy verenleri mahcup edecek bir davranış içinde olmadığını da açıkça ifade ediyor.

Dolayısıyla bugün için ortada bulunan somut veri oldukça basit: Mansur Yavaş CHP’den ayrılmış ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini bağımsız olarak sürdüreceğini açıklamıştır.

Bunun ötesindeki senaryolar ise şimdilik senaryodur.

BU KARAR BUGÜN ORTAYA ÇIKMADI

Yavaş’ın istifasını anlamak için yalnızca bugünkü açıklamaya bakmak da yeterli değil. Çünkü son dönemde CHP içerisindeki gelişmelere ilişkin rahatsızlıklarını farklı vesilelerle zaten ortaya koyuyordu.

Bunlardan en önemlilerinden biri, Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığını belirleme süreciydi. CHP’nin ön seçim kararının ardından Yavaş, aday belirlemenin erken olduğunu savundu ve ön seçime katılmayacağını açıkladı. Üstelik bunu yalnızca kişisel bir adaylık meselesi olarak değil, seçim tarihi belli değilken partinin enerjisinin adaylık tartışmasına yoğunlaştırılmasının doğru olmadığı gerekçesiyle anlattı.

Daha sonra da “Ön seçime karşı değilim, zamanlamasına karşıyım” diyerek pozisyonunu netleştirdi.

Burada önemli olan, Yavaş’ın o süreçte partisinden ayrılmamış olmasıdır.

Rahatsızlığını dile getirmiş ama siyasi bir bozgunculuğa dönüşecek bir kopuşu tercih etmemiştir. İmamoğlu’nun adaylaştırılmasıyla ilgili yöntem ve zamanlama tartışmalarında farklı düşündüğü hâlde CHP çatısı altında kalmaya devam etmiştir.

Bugünkü istifayı bu nedenle bir anda verilmiş tepki olarak okumak yerine, bir süredir biriken siyasi ve kurumsal rahatsızlıkların sonunda alınmış bir karar olarak değerlendirmek daha anlamlıdır.

Nitekim bugünkü açıklamasında da Yavaş, 19 Mart’tan başlayan ve “mutlak butlan” tartışmalarıyla devam eden sürecin CHP’de derin bir ayrışmaya yol açabileceğini daha önce söylediğini hatırlatıyor. Bu tartışmaların yalnızca CHP’ye değil, Türkiye’deki demokratik siyasete de zarar verebileceğini düşündüğünü belirtiyor.

SOSYAL MEDYANIN SİYASETİ DİZAYN ETMESİ

Yavaş’ın uzun zamandır rahatsız olduğu bir başka konu da siyasetin giderek sosyal medya üzerinden şekillendirilmesi.

Siyaset artık yalnızca parti organlarında, Meclis’te veya seçim meydanlarında yapılmıyor. Birkaç saat içerisinde sosyal medyada oluşturulan gündem, siyasetçileri açıklama yapmaya zorlayabiliyor; bir görüşme, bir fotoğraf veya tek bir cümle üzerinden siyasi adresler tayin edilebiliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yaptığı görüşmenin ardından yaşananlar bunun yakın zamandaki örneklerinden biriydi. Görüşmenin ardından Yavaş’ın siyasi adresine ilişkin çeşitli yorumlar yapılırken, kendisi görüşmenin Ankara’nın yatırımları ve projeleriyle ilgili olduğunu açıklamıştı.

Bugünkü istifanın ardından yaşanan tartışmalar ise Yavaş’ın yıllardır rahatsız olduğu bu yöntemin ne kadar güçlü olduğunu yeniden gösteriyor.

İstifa açıklanıyor; fakat istifa metninde yazılanlardan çok, sosyal medyanın ürettiği ihtimaller konuşuluyor.

CHP AÇISINDAN MESELE DAHA AĞIR

Fakat bu tablo yalnızca Mansur Yavaş açısından değerlendirilemez.

Yavaş’ın CHP’den ayrılması, CHP açısından da siyasi sonuçları olan ciddi bir gelişmedir. Çünkü mesele yalnızca bir belediye başkanının parti üyeliğinden ayrılması değildir. Yavaş’ın CHP’den ayrılması, partinin seçim hesabında da yeni bir belirsizlik yaratmaktadır.

Türkiye’de siyasi partiler açısından yüzde 7’lik ülke barajının tek başına veya ittifak yoluyla aşılması gerekiyor. Bu nedenle özellikle parçalı siyasi yapının giderek belirginleştiği bir dönemde, büyükşehirlerde karşılığı bulunan siyasi aktörlerin parti dışına çıkması, yalnızca örgütsel bir kayıp olarak görülemez.

Üstelik bugün Yavaş’ın ardından Ankara’nın bazı ilçe belediye başkanlarının da CHP’den istifa ettiği görülüyor. Ancak burada da biraz sakin olmak gerekiyor. İstifa eden isimlerin Ankara ilçe belediye başkanları olması, bunların Yavaş’la birlikte bağımsız devam edeceklerini açıklamaları elbette Ankara açısından önemli bir tablo ortaya çıkarıyor; fakat bunu şimdiden Türkiye çapında yeni bir siyasi hareketin kuruluşunun işareti olarak yorumlamak için yeterli veri yok.

Aynı şekilde Yavaş’ın istifasını CHP açısından küçümsemek de mümkün değil.

Çünkü bir tarafta Yavaş’ın kişisel siyasi tercihi, diğer tarafta bu tercihin CHP’nin seçmen tabanı ve seçim matematiği üzerindeki muhtemel etkileri var. Bu iki meseleyi birbirinden ayırmak gerekiyor.

YAVAŞ’IN SÖYLEDİĞİNE BAKMAK

Belki de bugün yapılması gereken en basit şey, Mansur Yavaş’ın ne söylediğine bakmak.

Yavaş, “Dün beraber yürüdüğüm hiçbir arkadaşımı bugün siyasi tercihi nedeniyle yok saymayacağım” diyor. Üç dönem CHP çatısı altında birlikte mücadele ettiği insanlara teşekkür ediyor. Ardından seçmenin iradesine vurgu yapıyor ve belediye başkanlığını bir siyasi kariyer basamağı değil, milletin emaneti olarak tanımlıyor.

Bu ifadeler, CHP’den ayrılmanın CHP’ye karşı bir savaş ilanı olarak görülmemesi gerektiğini gösteriyor.

Yavaş’ın AK Parti’ye geçeceğine ilişkin de bugün itibarıyla kendi açıklamasında herhangi bir işaret bulunmuyor. Tam tersine, açıklanan siyasi pozisyon bağımsız devam etmek.

Dolayısıyla olmayan bir siyasi hamleyi olmuş gibi tartışmanın anlamı yok.

Yarın ne olur, elbette siyasetin şartları belirler. Yavaş’ın bağımsız siyasetinin nasıl şekilleneceği, CHP ile ilişkilerinin nasıl devam edeceği ve Türkiye siyasetindeki konumunun neye dönüşeceği zaman içinde görülecek.

Fakat bugün bildiğimiz şey bundan ibaret.

Mansur Yavaş CHP’den istifa etti.

CHP bundan siyasi olarak etkilenebilir.

Yavaş bağımsız devam edeceğini açıkladı.

Ve bütün bunların üzerine onlarca farklı senaryo yazılabilir.

Ama senaryo ile gerçek arasındaki farkı korumakta fayda var.

Çünkü Türkiye siyasetinde belki de en çok ihtiyacımız olan şeylerden biri, her siyasi gelişmenin arkasında mutlaka gizli bir plan aramadan önce, açıklananı olduğu hâliyle değerlendirebilmek.

Bazen istifa gerçekten sadece istifadır.

Selametle.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.