enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
46,2750
EURO
53,7207
ALTIN
6.439,99
BIST
13.938,48
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat
Hafif Yağmurlu
17°C
Yozgat
17°C
Hafif Yağmurlu
Pazartesi Az Bulutlu
21°C
Salı Parçalı Bulutlu
25°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
26°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
25°C

 “Kulağını kesince aslan olunmaz”

 “Kulağını kesince aslan olunmaz”
11.06.2026
A+
A-

İnsan kendisini aynada görmek istemez. İnsanın kendiyle yüzleşmesi bazen ruha ağır gelir. Çünkü ayna yalan söylemez. Kusurları gizlemez, eksikleri süslü göstermez; görünen neyse onu yansıtır. Aynalarda filtre yoktur. İşte bu yüzden bazı insanlar aynaya bakmak yerine onu kırmayı tercih ederler. Kendilerinde eksik olanı görmek yerine karşılarındaki mükemmelliği değersizleştirmeye çalışırlar. Çünkü başkasının başarısı, kendi kusurlarının sessiz bir hatırlatıcısıdır.

Okumak, yazmak, düşünmek ve idealist olmak için verilen emekten ve toplumun önüne koyduğunuz vizyondan ciddi şekilde rahatsızlık duyanlar olabilir.

Yıllar sonra fark ettim ki onları rahatsız eden benim attığım adım değil, kendilerinin atamadığı adımmış. Çünkü insanı başkasının ışığı değil, kendi karanlığı ürkütür. Bu karanlıkta yaşarken de başkasının saçtığı ışıktan gözleri kamaşır ve rahatsız olur. Başkasının gayreti, kendi tembelliğini; başkasının istikameti, kendi savruluşunu; başkasının başarısı ise kendi ihmallerini hatırlatır insana.

Bu yüzden insanlar sizi küçültmeye çalışır. Siz küçülürseniz onların eksiklikleri görünmez olacaktır. Oysa hakikat değişmez. Dağın yüksekliği, ovanın onu alçak göstermeye çalışmasıyla azalmaz.

Kendisine istikamet belirleyememiş, mesleki anlamda aşınmışlığını ve yıpranmışlığını kapatabilmek için akla hayale gelmedik maskelere bürünen insanlarla birlikte yaşıyoruz.

Hikâye odur ki;

Sözüm meclisten dışarı olsun…

Eşek ormanda gezerken bakmış ki herkes aslana yakın olmak, ona yakın durmak ve onunla bir olduğunu göstermek için çaba sarf ediyormuş.

Uzun uğraşlar sonrasında aslanın yanına gelen eşek demiş ki:

“Ormanların kralı sensin. Herkes sana özeniyor, senin gibi olmaya çabalıyor. Ben de aslan olabilir miyim?”

Aslan da:

“Elbette olabilirsin.” demiş.

“Ee, o zaman bana bir tavsiye ver, onu yapayım, ben de aslan olayım.” demiş.

Aslan:

“Önce şu kuyruğunu kes, sonra da uzun kulaklarını kes; sonra yanıma gel.” demiş.

Eşek gitmiş, büyük bir acıyla kıvranarak hem kuyruğunu hem de kulaklarını kesmiş.

Sonra bir ayna bulup kendisine bakmış. Bakmış, bakmış ama kendisine bir anlam verememiş.

Tekrar ormanda aslanı bulmuş ve demiş ki:

“Tamam mı? Ben de senin gibi ormanların kralı oldum mu? Aslan olmak bana da yakıştı mı?”

Aslan, eşeğe bir önden, bir yandan, bir de arkadan bakmış ve demiş ki:

“Buraya ilk geldiğinde bir kimliğin, bir kişiliğin vardı. En azından eşektin.

Şimdi o bile değilsin.”

Esas anlatmak istediğim şudur:

Bir makama, mevkiye ya da statüye kavuşmak için kendinizi kaybetmeyin. Başkalarıyla boy ölçüşeceğim diye kulağınızdan olmayın, canınız yanmasın.

Ya olduğunuz gibi görünün,

Ya da göründüğünüz gibi olun.

Toplum zaten herkesi biliyor, tanıyor ve hak ettiği çerçeveye oturtuyor.

Ayrıca hayatın birçok alanında bunun farklı örneklerini görmek mümkündür. İnanç konusunda da benzer bir durum vardır. Ateist olduğunu söyleyen bazı insanlar, bu durumu bir fikirden çok kimlik hâline getirir. Dini sürekli tartışma konusu yapıp onda kusurlar arayarak kendi karanlıklarını haklı göstermeye çalışırlar. Bu, esasında kendi iç dünyalarındaki boşluğu doldurma çabasıdır. İnsanın en zor yüzleşmesi, vicdanıyla yaptığı yüzleşmedir.

Okullarda da buna benzer bir tablo vardır. Derslerle ilgilenmeyen, genellikle sınıfın en arka sıralarında kümelenmiş öğrenciler bulunur. Bir süre sonra öğretmenler onların peşinden koşmayı bırakır; ödevlerini kontrol etmez, hatalarını düzeltmeye çalışmaz, onlara soru sormazlar. Sınıfta varlıklarıyla yoklukları arasında fark kalmamaya başlar.

İlk bakışta bu durum öğrenci için bir rahatlık gibi görünür. Kimse hesap sormuyor, kimse uyarmıyor, kimse peşine düşmüyor; sorumsuz bir şekilde dilediği gibi yaşıyor…

Oysa bu sessizlik, onun için en ağır hükümlerden biridir. Çünkü artık ondan vazgeçilmiştir. Daha da acısı, onun bundan haberi yoktur.

Çalışkan öğrenciler için ise durum farklıdır. Onların eksikleri hemen fark edilir. En küçük hataları düzeltilir. Sürekli sorulara muhatap olurlar. Verdikleri ödevler en ince ayrıntısına kadar incelenir. Yanlışlarında ikaz edilirler. Kimi zaman bundan rahatsız olsalar da filmin sonunda güzel olan şey, onlardan vazgeçilmemiş olmasıdır.

Bahçıvan kuruyan ağacı budamayı bırakır. Suyunu keser. Fakat meyve vereceğine inandığı ağacın her dalıyla ayrı ayrı ilgilenir. Çünkü emek, umut olan yere harcanır.

Hayatın en büyük nimetlerinden biridir: Vazgeçilmemiş olmak.

Bir dostun nasihati, bir annenin uyarısı, bir öğretmenin ısrarı; bazen de Rabbimizin gönderdiği ikazlar…

Hepsi aynı hakikati fısıldar kulağımıza:

“Sen hâlâ önemseniyorsun. Hâlâ değerlisin. Sende hâlâ bir ışık var.”

İnsanların sessizliği insanı ürkütmeli…

Artık sizinle konuşmuyor ve kusurlarınızı söylemiyorlarsa, bu sizin kusursuz oluşunuzdan değil; sizden vazgeçilmiş olduğundandır.

Bazılarının sükûtu sizin için en büyük cezadır.

Bu yüzden her eleştiriyi düşmanlık, her ikazı da ceza olarak görmemek gerekir. Çünkü insanın asıl korkması gereken şey, kendisiyle ilgilenilmesi değil; artık kimsenin ona bir söz söyleme gereği bile duymamasıdır.

İnsan için en büyük ödül alkışlanmak değil, hâlâ vazgeçilmemiş olmaktır.

Şairin dediği gibi:

“Senden umut kesmem,
Kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır.”

Biz ehli kemal yaşlarımızdayız. Birazcık tespit, telkin ve tavsiye gibi oldu bu yazım.

Selametle…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.