enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
48,2619
EURO
56,0145
ALTIN
6.918,16
BIST
14.419,18
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat
Az Bulutlu
21°C
Yozgat
21°C
Az Bulutlu
Salı Açık
25°C
Çarşamba Açık
25°C
Perşembe Açık
25°C
Cuma Parçalı Bulutlu
24°C

“Kantar herkesi bir gün tartar”

“Kantar herkesi bir gün tartar”
31.08.2026
A+
A-

Güç, insanoğlunun imtihan sahnesindeki en tehlikeli cazibe merkezidir. Sınırsız ve denetimsiz yetkiyle buluşan akıl, bir süre sonra kendi koyduğu kuralların bile üstünde olduğuna inanmaya başlar. Mütegallibe zihniyeti olarak adlandırılan bu zorba karakter, hukuku bir toplumsal sözleşme aracı değil, rakiplerini ezip geçeceği bir kılıç veya kendi çıkarlarını tahkim edeceği bir kalkan olarak görür. Bu zihniyet sahipleri için kantarın hassasiyeti bir erdem değil, değiştirilebilir ve manipüle edilebilir bir detaydan ibarettir.

İnsan topluluklarının nizamını, devletlerin varlık sebebini ve medeniyetlerin kalıcılığını belirleyen en temel mihenk taşı, hiç şüphesiz adalettir. Bu nizamın fiziksel ve simgesel karşılığı ise kantar, yani terazidir. Kantar; hakkın, hukukun, liyakatin ve ölçünün cisimleşmiş hâlidir. Ancak kantarın varlığı kadar, onun ne kadar adil tarttığı ve ayarının kimin elinde korunduğu da hayati bir meseledir. Çünkü kantarın ayarıyla oynamak, yalnızca bugünün barışını değil, yarının emniyetini de ateşe atmaktır.

Günlük siyasi hırslar, kısa vadeli çıkarlar veya mutlak iktidar hırsıyla hareket edenler, ellerine geçirdikleri yetkiyi bir kantar sapı bilerek tartıyı kendi lehlerine bükmeye başladıklarında, aslında kendi elleriyle kazacakları hüsran hücresinin temellerini atarlar. Halk arasında maziden günümüze süzülüp gelen o çarpıcı ifade ne kadar da manidardır; “Ayarını bozduğun kantar, gün gelir seni de tartar.” Bu cümle, sıradan bir halk deyişinin çok ötesinde, hem siyaset felsefesinin hem de sosyolojinin en sert gerçekliğini yüzümüze çarpan tarihsel bir yasadır.

Kurumların ve yasaların ayarı kasıtlı olarak bozulduğunda, toplumda güvensizlik tohumları ekilir. Hak edenlerin dışlandığı, sadakatin liyakatin önüne geçtiği, adaletin ibresinin güçlünün rüzgârına göre yön değiştirdiği bir düzen, kısa vadede yöneticilerine konforlu bir alan sağlasa da orta ve uzun vadede bütün bir sistemi zehirler. Ayarı bozulmuş bir mekanizma artık adalet üretemez; sadece kendi içinde yeni krizler ve husumetler üretir. İktidarı elinde tutanlar, bu bozulmanın mahsullerini toplarken bir gün o terazinin kendilerini de tartmak üzere masaya konulacağını akıllarına bile getirmezler.

Tarih, sahip oldukları gücün büyüsüyle gözü dönen ve kurdukları adaletsiz düzenin kurbanı olan nice figürle doludur. Fransız İhtilali’nin en kanlı döneminde, hukuku ve adaleti kendi devrimci hırsları uğruna bir kıyım aracına dönüştürenlerin akıbetlerinin, yine kendi elleriyle meşrulaştırdıkları giyotinle son bulması tarihin en çarpıcı ironilerinden biridir. Kuralları esneten, yasaları rafa kaldıran ve adaleti bir baskı aracı hâline getiren herkes, iktidar rüzgârının tersine dönmesiyle birlikte kendi icat ettikleri zulüm mekanizmasının ilk hedefi olurlar.

Dünyanın neresinde olursa olsun, hukuku ve vicdanı kendi çıkarları doğrultusunda eğip bükenler, evrensel bir yasayla yüzleşmek zorundadırlar. İlahi adalet mekanizması veya sosyolojinin değişmez çarkları, hileli terazide tartılan her hakkın hesabını sormak üzere işlemeye devam eder. Gücün zirvesindeyken kanunları hiçe sayanlar, yarın o kanunların korumasına en çok ihtiyaç duyduklarında yalnız ve savunmasız kalırlar.

Hülasa olarak denilebilir ki kantarın ayarıyla oynamak geçici bir üstünlük sağlayabilir, ancak kalıcı bir nizam kuramaz. Adaleti elinin tersiyle itenlerin, gün gelip aynı adaletin terazisinde tartılacaklarını unutmamaları gerekir. Çünkü tarih, hileli terazilerle mülk yönetilemeyeceğini, zulümle abad olunamayacağını ve her bozuk ayarın mutlaka sahibini bulacağını defalarca kaydetmiştir. Akıl sahibi için en büyük erdem, gücün elinde olduğu anlarda bile terazinin hassasiyetini korumak ve adaletle hükmetmektir. Zira gün gelir, o kantar herkesi, ama en çok da onu bozanları tartar.

Selametle.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.