Kanal D’de yayınlanan ‘Eşref Rüya’ dizisinin oyuncularından Görkem Sevindik, Instagram hesabından bir paylaşım yapmış ve şunları söylemiş:
“12 bin Filistinli mahkûmun idamı onaylandı. Bunların 4 bini çocuk… İnsanlık bugün ayağa kalkmayacaksa ne zaman kalkacak? İnsan olduğumuzu bugün gösteremeyeceksek ne zaman göstereceğiz? Lütfen susmayın. Paylaşın. Karşı çıkın bu idamlara…”
Sevindik paylaşımının öncesini de şöyle anlatıyor:“Sosyal medyada gezinirken bir videoya denk geldim. İdam kararı verilmiş bazı insanların otobüse bindirilmiş halini gördüm. Orada son kez çocuklarına bakışlarını, son kez çocuklarına sarılışlarını gördüm. Gerçekten bir vicdan sahibi, bir insan olarak ve bir baba olarak empati yaptım o anda. Çok ciddi anlamda duygusal bir an yaşadım.”
İsrail’de de geniş bir izleyici kitlesine sahip olan Sevindik’in paylaşımına, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir bizzat bir videoyla cevap vermiş.
Bakan şöyle demiş:“Eşref Rüya’daki Kadir!.. Hiçbir zaman Kadir Baba olamayacaksın. Sen ancak Türk dizilerinde oynarsın, teröristler için idam artık geçerli.”
Sevindik, pek çok dizide rol almış bir oyuncu. Canlandırdığı karakterler genellikle sadakat, cesaret ve mahalle kültürüne bağlılık temaları etrafında şekillenmiş kahraman-zıddı (anti-hero) tiplemelerden oluşmaktadır (bkz. Ayrılık da Sevdaya Dahil dizisi). Oyuncu, sert görünüşüne rağmen iç dünyasında duygusal ve korumacı karakterleri başarıyla canlandırmaktadır.
Bu olayda sanatın ve sanatçının gücü, siyasetin katı dilini bozguna uğratmış görünüyor. Bir bakanın, bir dizi oyuncusunu hedef alması, o oyuncunun temsil ettiği gücün ne kadar yüksek olduğunu kanıtlar niteliktedir.
İletişimde third-party endorsement (üçüncü tarafların onayı/desteklemesi) kavramı vardır; algı yönetiminin en etkili araçlarından biridir ve temeli tamamen güvene dayanır.
Oyuncu Görkem Sevindik’in İsrail’in Filistin halkına yönelik hukuksuz ve vicdanları yaralayan idam boyutundaki saldırılarına karşı koyduğu net tavır; tam da bunu gösteriyor. Onun bu meseleyi dert edip sesini yükseltmesi, sadece bir ‘tepki’ değil, bir ‘bağımsız doğrulama’ mekanizmasıdır. İletişim stratejisi açısından baktığımızda; meseleyi kendi bağlamından çıkarıp, evrensel bir vicdan içeriğine dönüştürmüştür.
Bir markanın veya bir davanın haklılığını ispat etmesi için güçlü silahlardan biri, o davaya ‘ait olmayan’ ama ona ‘inanan’ saygın seslerdir. Görkem Sevindik, bu duruşuyla vicdanın sesi olarak, sessiz çoğunluğun algısında güvenilir bir ‘itiraz makamı’ olmuştur.
Gönül ister ki, ülkemizdeki ve mümkünse dünyadaki diğer ünlüler de benzer pozisyonlar alsın ve sanatçıya katılarak İsrail halkını etkilemeye devam etsinler.
Erbakan Hoca’yı rahmetle anarken, meşhur sözünü hatırlayalım:
“İsrail laftan, sözden anlamaz; yalnızca güçten anlar.”
Selametle.