Emekli Ahmet amca maaşını aldı: 17 bin TL.
Dile kolay ama cebe zor giriyor. Haydi gözünüzde bir emekliyi canlandırın.
Evi yok, kirada. Yozgat’ta kenar bir semtte, giriş katta oturacak. En düşük kira ne kadar? 15 bin TL. Evet, yanlış duymadınız! 17 bin TL maaşla 15 bin TL’lik kira.
Eşi ile birlikte iki kişi diyelim. Kiraya 15 bin TL gidince ellerinde kalan 2 bin TL.
Şimdi bu maaşı bu insanlara reva görenlere soruyorum; Buyurun, siz geçinin de görelim!
Buradan çağrım ekranlarda boy gösteren “ekonomi profesörlerine”
Grafikleri bir kenara bırakın. Alın elinize bu 17 bin TL’yi, bir ayı planlayın. Kira ödenmiş, kalan 2 bin TL ile yaşayın bakalım: Gıda, elektrik, su, doğalgaz, ulaşım, ilaç… Ayda bir sinema bileti de ekleyin. Hadi bakalım, akademik kariyeriniz bu hesabı kaldıracak mı?
Kaldırmaz. Ama bu ülkenin emeklileri her ay bu hesabı yapıyor. Çünkü mecbur.
Her gün ekranlara çıkıp “büyüyoruz, enflasyon düşüyor” diyorsunuz. Suratınızı ekşiterek TV’de yorum yapıyorsunuz, vatandaşın gıda harcamaları, akaryakıt harcamaları, tatil harcamaları, ev satışları, araba satışları, giyim harcamaları, restoran harcamaları… Kısaca vatandaşın bütün ekonomik hareketlerini inceliyoruz diyorsunuz, hatta “veriler yalan söylemez” diyorsunuz. Ee, ben mi yalan söylüyorum yani?!
Doğrudur; çünkü kriz sizin semtinize uğramadı. Fiyatlar sabit, faturalar otomatik, dolaplar dolu…
Ama gerçek hayat öyle değil. Faizi indirip doları-altını patlatan, sonra dövizi tutmak için faizi tavana çıkaran bu modelle halk boğuluyor.
Eğer ekonomi yönetimi, 17 bin TL ile geçinen bir emekli çifte verilseydi, ülke ekonomisi üç ayda toparlanırdı. Çünkü onlar simidi bölmeyi biliyor. Çünkü onlar mutfakta yaşıyor.
17 bin TL ile hayatta kalmaya çalışan emeklinin, 22 bin TL ile ailesini geçindirmeye çalışan asgari ücretlinin hesabını yapamayan bir anlayışın ekonomiden anladığı söylenemez.
Bu hesap artık akılla değil, vicdanla yapılır.
Mehmet Şimşek vermiyor. Muhalefetin ise aklı başka yerde; kendi iç hesaplaşmalarına dalmışlar. Dar gelirli ise kaderiyle baş başa.
Herkese sabır diliyorum. Emeklinin çığlığını ben duydum, siz de duyun.