enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
47,3323
EURO
53,8589
ALTIN
6.168,06
BIST
13.943,87
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat
Az Bulutlu
25°C
Yozgat
25°C
Az Bulutlu
Cumartesi Yağmurlu
20°C
Pazar Az Bulutlu
20°C
Pazartesi Açık
24°C
Salı Açık
27°C

“Dünyada 200’e yakın ülke var”

“Dünyada 200’e yakın ülke var”
25.07.2026
A+
A-

Her ülkenin başında bir kral, sultan, devlet başkanı veya başbakan bulunur.

Her ülkede iktidar vardır; ancak muhalefet partileri sadece demokrasilerde bulunur. Demokrasilerde iktidar ve muhalefet, bir kuşun iki kanadı gibidir. Biri diğerinin mütemmim cüzüdür; yani birbirini tamamlar.

Devlet geleneği olan ülkelerde elbette, olmazsa olmaz bir lider vardır. Liderin etrafında da birinci, ikinci ve üçüncü halkada yer alan çalışma arkadaşları bulunur. Ancak lider aynı zamanda mutlak otoritedir.

Atalarımız ne demiş:

“Bir çivi (mıh) bir nalı kurtarır, bir nal bir atı, bir at bir komutanı, bir komutan da bir vatanı kurtarır.”

Devlette durum böyle olunca, demokrasinin vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerde de lider tek, tartışılmaz, değişmez ve adeta değiştirilmesi teklif dahi edilemez bir konuma geliyor.

Parti = Lider oluyor.

Lider partilerinde lider her şeydir. Her şeyi en iyi o bilir, o yapar. O, partinin sadece genel başkanı değil; aynı zamanda sahibidir, ideoloğudur. Ona adeta “kutsal bir kişilik” muamelesi yapılır. Onu, fikirlerini, ailesini ve yakın çevresini eleştiremezsiniz. Eleştirirseniz hain olursunuz.

Lider partilerinde gelmek de kolaydır, gitmek de… Tam tersi de doğrudur; gelmek de zordur, gitmek de… Her şey lidere bağlıdır.

Övgüler hep lidere yöneliktir. Eleştiriler ve sövgüler ise onun ikinci halkasında yer alan çevresindekilere yapılır. Eğer bir yanlışlık veya eksiklik varsa, bunun sebebi astlarının ihmali ya da beceriksizliği olarak görülür. Beyefendide hata bir yana, “zelle” bile olmaz.

Bu konuda bakanların, milletvekillerinin, belediye başkanlarının, il başkanlarının, danışmanların ve müşavirlerin işi oldukça zordur. Başarı lidere yazılır; ancak yanılgıların sebebi kim olursa olsun hesabı onlardan sorulur.

Aslında ikinci planda bulunanların konumu oldukça talihsizdir. Adeta bir “günah keçisi” gibidirler. Kullanım süreleri dolduğunda, yıprandıklarında veya konjonktürel ve reel politik açısından yeni alternatifler bulunduğunda bir anda görevden uzaklaştırılırlar. Onlar da koltuklarını kaybetmemek için affedilmeyi beklerler.

Aslında liderler için akıllı, dürüst ve cesur olmak bile bazen risktir. Söz dinleyen, itiraz etmeden verilen emri yerine getiren ve bunu yaparken de işi yüzüne gözüne bulaştırmayan kişiler ideal profildir. Ehliyet ve liyakat kimi zaman risk olarak görülür. Hatta küçük de olsa birtakım açıklarının bulunması işi daha da kolaylaştırır. Çünkü itiraz ettiğinde veya sorun çıkardığında başına gelecekleri bildiği için uslu duracak, yaramazlık yapmayacaktır.

Bu siyaset pazarında bazı insanlar üstlerine karşı ne kadar nazikse, astlarına karşı da o kadar kabadır.

Partizanlar için her şey lider içindir. Her şey lider tarafından verilen emirlere uygun ve lidere göre şekillenir. Onların çevresinde sıkça şu sloganları duyabilirsiniz:

“Öl de ölelim, vur de vuralım, emret komutanım.”

Keşke insanlar, kamu sorumluluğu gerektiren görevlere bu kadar talip olmasalar. Çünkü bu iş gerçekten ateşten gömlektir. Ne liderinizi tam anlamıyla memnun edebilirsiniz ne de toplumu.

Önce siyasiler, sonra bürokratlar, kamu görevlileri ve aslında hepimiz; sadece yaptıklarımızdan ve söylediklerimizden değil, söylememiz gerekirken söylemediklerimizden ve yapmamız gerekirken yapmadıklarımızdan da hesaba çekileceğiz.

Bazı siyasetçilerin ihtirasla istedikleri makamlar, aşk, öfke ve kaybetme korkusu çoğu zaman insanların aklını başından alır; gözlerini kör, kulaklarını sağır eder.

Siyasi partilerde aşağıdan yukarıya yükselmenin yolu her zaman bilgi ve birikimden geçmez. İnsanlık tarihi, devletler tarihi ve liderler tarihi kadar eski bir uygulama vardır. O da, kendinizden üst makamlarda bulunanlara yapabildiğiniz kadar yağcılık yapabilmektir.

Bulunduğunuz makamın bir üstündeki kişi toplum içinde yarım ağızla, “Kaçak ağacının üstünde nar biter mi?” dediğinde, eğer bir ikbal bekliyorsanız cevap basittir:

“Kafam kadar!”

İşte bu cevap sizi büyük ihtimalle bir üst makama taşır; benden söylemesi.

Sonuç olarak kim ne yaparsa yapsın, nasıl yaparsa yapsın bu dünyanın bir de öbür tarafı var. Bir de İlahi Adalet Divanı var. Orada krallar da köleler de birlikte yargılanacak.

Selametle…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.