Yozgat’ta Cumhur İttifakı’nda bulunan partilerin tabanları, her ne kadar bir araya geldiklerinde birlikte görüntü verseler de kendi tabanlarıyla olduklarında şahıslar üzerinden zaman zaman kıyasıya eleştiriler yapabiliyorlar.
Bunu en çok, sessiz sedasız il bürokrasisiyle yapılan sohbetlerde daha net hissediyorsunuz.
Siyaseti esasen siyasetçiler yapar, ancak her zaman en son sözü bürokrasi söyler ve neticeyi de çoğu zaman bürokrasi tayin eder. Yozgat’ta da durum büyük ölçüde böyledir.
Elbette her partinin kendi hedefleri, hedef kitleleri ve toplumda daha görünür olma gayretleri vardır.
Siyaset, toplumların geleceğini şekillendiren en önemli alanlardan biridir. Ancak son yıllarda yalnızca Türkiye’de değil, Yozgat’ta ve birçok yerde siyasetin dili giderek daha sert, daha keskin ve daha yorucu bir hâle gelmiştir. Yapılan açıklamalar çoğu zaman çözüm üretmekten çok yeni tartışmalar doğurmaktadır.
Derdimiz bir şeyleri kaşımak, didiklemek ya da buradan bir kazanç elde etmek değildir. Cumhur İttifakı partilerini zem etmek ya da zan altında bırakmak da değildir.
Meramımız, siyasette kullanılan ve her geçen gün sertleşen dil ve üsluba dikkat çekmektir.
Mesela; İsrail hakkında yapılan açıklamalar, Cumhur İttifakı partilerinin en kolay ve en çok birleştirici unsuru haline gelebiliyor. Özellikle Ortadoğu’daki gerilimlerin arttığı bir dönemde yapılan her açıklama yalnızca iç kamuoyunda değil, ulusal ve uluslararası arenada da büyük yankı uyandırıyor. Çünkü artık dünya, tek bir cümlenin bile milyonlarca insana saniyeler içinde ulaştığı bir çağda yaşıyor.
Ortadoğu yıllardır çatışmaların, krizlerin ve belirsizliklerin merkezi hâline gelmiş durumda. Her yeni gerilim ise en çok sivilleri etkiliyor. Televizyon ekranlarında izlediğimiz görüntüler, aslında binlerce insanın gerçek hayatı. Bu nedenle siyasilerin kullandığı dil, bazen tahmin edilenden çok daha büyük sonuçlar doğurabiliyor.
Toplumların bugün en fazla ihtiyaç duyduğu şeylerden biri sağduyudur. İnsanlar artık sürekli kriz görmek değil, umut veren açıklamalar duymak istiyor. Sert söylemler kısa vadede dikkat çekebilir; ancak uzun vadede toplumsal kutuplaşmayı artırma riski taşır. Özellikle sosyal medyanın etkisiyle birlikte her açıklama saniyeler içinde büyüyor, yorumlanıyor ve farklı tartışmalara dönüşüyor.
Siyaset elbette eleştiri ve fikir ayrılığı barındırır. Ancak önemli olan, bu farklılıkların toplumdaki gerilimi artırmadan yönetilebilmesidir. Çünkü dünyanın birçok bölgesinde insanlar savaşın, ekonomik sıkıntıların ve belirsizliklerin yükünü zaten fazlasıyla hissediyor.
Belki de artık siyasette en güçlü şey, en sert cümleler değil; insanlara biraz olsun güven ve umut verebilen sözlerdir.
Cumhur İttifakı bileşenleri bir koalisyon hükümeti olmasalar da birlikte bu yolu sonuna kadar yürümek zorundadırlar.
Öyleyse herkesin bir adım geri atıp, birlikte oluşturdukları Cumhuriyet siyaset tarihinin en büyük gücü olduklarını tabanlarına anlatmaları gerekir.
Selametle.