enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
49,2705
EURO
55,2972
ALTIN
6.644,78
BIST
12.265,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat
Açık
20°C
Yozgat
20°C
Açık
Pazar Parçalı Bulutlu
21°C
Pazartesi Çok Bulutlu
20°C
Salı Az Bulutlu
18°C
Çarşamba Çok Bulutlu
17°C

“Bize Ne Oldu da Böyle Oldu?”

“Bize Ne Oldu da Böyle Oldu?”
10.10.2026
A+
A-

Son yıllarda, dünyada olduğu gibi ülkemizde de güven duygusu büyük ölçüde yıprandı. Bundan dolayı insanlar, sanki bir savaş ortamındaymış gibi, başkalarını kırma, suçlama ve istismar etme yarışına girdi. İnsanlar, kanundan sıyrılabildikleri ölçüde her türlü haksızlığı ve zorbalığı yapar hâle geldi.

Para kazanmaya yönelik suçlar o derece arttı ki toplumda insanlar kimseye güvenemez hâle geldi. Yalan, sıradan bir söz hâline geldi. Doğruyu konuşmak ise sanki insana zarar veren bir kelam olarak görülmeye başlandı. Ailede, ticarette, siyasette ve sosyal medyada doğruluktan ve güzellikten çok yalan ve kötülük boy gösterir oldu.

Aldatma, sahtekârlık, soygun, hırsızlık ve silahlı tecavüz gibi olaylar sıradan vakalar hâline geldi. Televizyon ve internet haberleri her gün onlarca vukuat haberi vermekte ve toplum psikolojisini ciddi şekilde tehdit eden bir noktaya ulaşmaktadır.

Adli vakalar inanılmaz boyutlara ulaşmış durumda. Mahkemelerde davalar sürekli ileri tarihlere ertelenerek uzun zamanlara yayılmaktadır. İnsanlar, normal tutum ve davranışlarını kaybetmiş bir hâlde, sinirli ve anlayıştan yoksun bir şekilde, patlamaya hazır bir bomba gibi hareket etmektedirler.

Bütün bu durum ve gelişmeler karşısında, bir arada yaşaması, birbirine destek olması ve yardımcı olması gereken toplumumuz; birbirine yabancılaşmış, birbirini kandıran, birbirinin dert ve sıkıntılarına aldırış etmeyen bir yapıya bürünmüştür. Maddi menfaat ve kazançları en önemli değer olarak gören toplum, tahammülsüz ve katı bir ruh hâline bürünmüş durumdadır.

Bu durum, ciddi bir sosyal krize ve patlamaya hazır bir toplumsal yapıya işaret etmektedir.

Müslüman Türk toplumu, geçmişte böyle değildi. Birçok yabancı seyyah ve araştırmacının toplumumuzu anlatırken yaptığı değerlendirmelerde ve verdiği örneklerde, birbirine karşı anlayışlı, yardımsever ve hatta yabancılara bile anlayış gösterip yardımcı olan olgun bir toplum örneğinden bahsedilmektedir. Hatta Batı’nın önemli düşünürlerinden Campanella, Güneş Ülkesi isimli kitabında, ideal olarak hayal ettiği dünyanın Türklerin yaşadığı ülke olabileceği yönünde bir ifade kullanmıştır.

Ne oldu da bu toplum bu hâle geldi?

Bu toplum, teknolojik ve iktisadi gelişme uğruna kendi değerlerinden ve ahlakından uzaklaşarak Batı’yı takip edip onun kurum ve sistemlerini benimsediği andan itibaren kimliğinden ve kültüründen koptu. Bazı dünyevi arzular ve maddi imkânlar karşılığında ahlaki ve sosyal sisteminden uzaklaştı. İlerlemek ve gelişmek adına kendi medeniyet dünyasına kapılarını kapattı ve başkalarının lüks, heves ve maddi menfaatler dünyasına girdi.

İnsan, bilgiyi bir şekilde başka yerlerden alarak ihtiyaçlarını karşılayabilir. Fakat ahlakını ve kimliğini kaybetmesi, onun hayat felsefesini ve geleceğe yönelik düşüncelerini ortadan kaldırır. İşte Türk toplumu da birçok toplum gibi bugün böyle bir felaketle karşı karşıya kalmıştır.

Okulda, siyasette, iş yerinde ve sosyal hayatta ahlakın olmayışı, en önemli normatif özelliklerden biri olan düzen anlayışını ortadan kaldırmaktadır. Her şeyin bilgi ve teknolojiyle çözülebileceğini söyleyen Batı toplumları, güven, samimiyet ve sosyal sorumluluk değerlerini önemli ölçüde kaybetmiş veya bu değerler yerine maddi ve siyasi amaçları tercih etmiştir.

Bizler de Batılılaşma sürecinden beri en önemli değerimiz olan ahlakı kaybettik. Şu, tarihsel ve sosyolojik bir gerçektir ki ahlakını kaybeden bir toplum, her şeyini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu eksikliğin bedelini her geçen gün daha da şiddetli bir şekilde yaşıyoruz.

Eğer ahlaka ve sağlıklı sosyal davranışlara yeniden ulaşamazsak sıkıntılarla yaşamaya devam edeceğiz.

Selametle.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.