TBMM’nin yeni dönemine başlamasına günler kala patlayan fon krizi nedeniyle AK Parti’deki endişenin dozu çok yüksek.
AK Parti’nin gördüğü, göreceği en büyük kriz. Bu seçim kaybettirebilir. Çünkü miktar çok büyük… Bunu kimseye anlatamazsınız. Partiye ilişkilendirilen isimler var. Bu konunun Meclis’te araştırılmasını önce biz istemeliyiz.
Fon vurgununu, AK Parti’yi iktidara getiren üç sebepten biri olarak sayılabilecek 2000-2001 yıllarındaki bankalar krizine benzetenler var.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en derin mali krizi ve bankacılık sisteminin çöküşü olarak adlandırılan 2000 yılındaki bu olayda, zayıf sermayeli özel bankaların yüksek faiz ve kur sarmalına girmesi sonucu çöküş yaşanmış, 20’den fazla banka batmıştı. Türk ekonomisine maliyeti ise 20 milyar doların üzerinde olmuştu.
Bu konuya kimse “Kendi paralarını değerlendiriyorlar.” diye bakamaz.
Birinin 163 milyon lirasını bu kadar riskli bir alana yatırması, hem bazı garantiler aldığı hem de geride riske atmadığı daha fazla parası olduğu hissini yaratıyor.
Ekonomik sıkıntının böylesine derin olduğu bir dönemde, AK Partili isimlerden oluşan büyük bir sıkıntının iktidara kızgın olan kitlelerin tepkisini daha da artıracağı yorumları yapılıyor.
Peki, bu durumun Yozgatlı vatandaşta AK Parti aleyhine yaratacağı etki konusunda ise herkes hemfikir.
Emekli 23 bin lira ile geçinemezken, asgari ücretli 28 bin TL ile hayat ve yaşam mücadelesi verirken…
“Biz açken siz neler yapmışsınız?” diye bakıyor vatandaş.
Bu tepkiyi kontrol etmek için derhal bir ön alım yapıp soruşturmanın genişletilmesi ve sorumlulara ceza verilmesi gerekir. Yoksa faturanın altından hiç kimse kalkamaz.
Ayrıca fondaki paraların geri ödenmesi konusu da çok sıkıntılı.
Vatandaş, yapılan ödemelerin fon şirketlerinin varlıkları üzerinden olacağını düşünmez.
“Devletin hazinesinin bizden esirgediği paraları onlara dağıtıyorlar.” diye algılar.
Kamuoyu böyle düşünür!
Ee, peki ne olacak? Çözüm ne?
Çok kolay ve basit.
Şeffaf, anlaşılabilir, adalet duygusunu güçlendirecek ve devlet ciddiyetine yakışan adımlar atmak gerekir.
Çek/çak ile vakit kaybedilmemelidir!
Akıllı siyasetçi, önündeki krizi fırsata çevirebilendir.
Kriz yönetimi hem ilimdir hem de sanattır!
Cesaretle aklı ve bilgiyi birleştirince ortaya herkesin inanacağı çözümler çıkar!
Esasen bu başımıza düşen “Kaya”, AK Parti için Allah’ın bir lütfudur.
Sağda solda hak etmeden, layık olmadan devlet ve siyaset imkânlarını kullanarak maddi ve manevi kazanç elde edenlerden arınmak için bir fırsattır.
Fon yönetimi, iş takipçiliği, komisyonculuk, danışmanlık gibi son dönemlerde moda olan işler, AK Parti’nin yeni neslinin dilinden düşürmediği terimler.
Ortak noktaları, bir AK Partili siyasinin veya üst düzey yöneticinin yakını olmaları.
Kamuoyunda sorumluların hesap vereceği beklentisi çok yüksektir!
Artık bunları duymak, görmek ve hatta yazmak istemiyoruz.
Bu arada, ilk günden itibaren AK Parti’ye yakın medyada bu olaya son derece akıllı ve sağduyulu yaklaşıldı.
Teşekkürler…
Peki, ne için?
Selametle…