enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
49,1440
EURO
55,2581
ALTIN
6.605,13
BIST
12.340,33
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat
Hafif Yağmurlu
11°C
Yozgat
11°C
Hafif Yağmurlu
Cumartesi Parçalı Bulutlu
12°C
Pazar Az Bulutlu
14°C
Pazartesi Az Bulutlu
16°C
Salı Az Bulutlu
15°C

“Söylem Başka, Eylem Başka…”

“Söylem Başka, Eylem Başka…”
02.10.2026
A+
A-

Bu fakiri bilen bilir; rahatsızlık duyduğum konuları yazmaktan çekinmem.

Kamu yararına iş yaptığım bilinciyle hareket ederim.

Öylesine bir toplum hâline geldik ki;

“Her­kesin kendi parası cebinde, gözü ve aklı başkasının hesabında.”

“Helal, haram ver Allah’ım; garip kulun yer Allah’ım.” zihniyeti harap ve bitap düşürdü toplumu.

Toplumda güven esastır!

Güven kaybolunca ortaya “maskeli balo” kıvamında bir hayat çıkıyor.

Herkes rolünü oynar, oynadıkça çöküş başlar.

Biz yüzyıllardır bir Hacı Bektaş-ı Veli, Hacı Bayram-ı Veli, bir İmam-ı Azam çıkartamadık.

İmam-ı Azam ki;

Kendisine devlet maaş bağlamak istediği zaman diyor ki: “Ben mücahit değilim ki Beytülmal’den para alayım.”

Tam da bu noktada İsmet Özel diyor ki: “Ben İmam-ı Azam’dan birçok şey öğrendim. Bunlardan bir tanesi budur. İmam-ı Azam ki kendini mücahit saymıyor, şimdi kıçı kırık adamlar kendilerini ne sanıyorlar?”

Mezhep imamımız İmam-ı Azam’ın faiz konusunda ne denli hassas olduğuna dair çarpıcı bir hikâye daha anlatılır.

Bir arkadaşı sıcak bir günde yürürken ona, “Şu evin gölgesinde duralım, güneş çok yakıcı.” der. İmam-ı Azam ise buna karşı çıkarak, “Hayır, o evin sahibinin bana borcu var. Eğer ben o evin gölgesinde durursam, bu faiz (şüpheli menfaat) olur.” diyerek gölgesinden bile yararlanmaktan kaçıyor.

Bu hadise beni de çok etkilemiştir. Tamam, bir İmam-ı Azam değiliz ve onlar gibi olamayız; ancak asgari düzeyde de olsa bu tür bir ahlaki hassasiyet geliştiremez miyiz?

İsmet Özel’in de ifade ettiği gibi, bugün lafa gelince mangalda kül bırakmayan insanların, söz konusu para olunca en ahlaki meselelerde bile direnç gösteremediklerini görüyoruz.

Neticede topyekûn bir yozlaşma ve kirlenme süreci bu.

Ne yazarı yazar gibi, ne akademisyeni akademisyen gibi ne de siyasetçisi siyasetçi gibi davranıyor. Ne liberali liberal, ne milliyetçisi milliyetçi, ne dindarı dindar, ne solcusu solcu. Herkeste bir kafa karışıklığı ve zihin bulanıklığı…

Bu köşeyi takip eden kıymetli dostlarımız bilir, yıllardır her türlü eleştiriyi göze alarak bu yozlaşmaya dikkat çeken yazarlardan biriyim.

Öyle ki hep şunu söyledim; “Bize yetişmiş, tahsilli akademisyenden; darphanede dava basan sanatçı, sendikacı, yazar, gazeteci ve siyasetçiden evvel ‘dürüst insan’ lazım. Önce ahlak, sonra meslekler.”

Makam değil, dürüstlük yarışına giren kaliteli insanlar lazım bize. Zira bizi parasızlık değil; ahlaksızlık, seviyesizlik, bilinçsizlik, körü körüne itaat ve kibir yıkacak.

Biraz para, biraz şöhret, biraz da makam gördüklerinde en temel ahlaki ilkelerinden bile vazgeçebilecek derecede alçalan, tiksinti verici, dehşet bir mekanizma inşa edildi.

Bu düzeneği yıkmadan, paraya tamahı olmayan temiz vatan evlatlarını sisteme dahil etmeden bu bataklıktan çıkamayız.

Temiz yürekli, dürüst, kaliteli yazarlarımızı tenzih ederim; ama birçoğu maalesef fanatizmin kurbanı oldu. E. Hoffer’ın ifadesiyle söyleyecek olursam; gerçekleri olduğu gibi görme yeteneksizliği veya görmek istememe durumu, avanak bir kitleyi de beraberinde getirdi.

Bu durum aynı zamanda fanatizmin de bir göstergesidir. Hoffer’e göre fanatik kişi daima eksik ve güvensizdir. Destek bulduğu bir şeye ihtirasla yapışır ve kendi değerini ispat etmek için de canını feda etmekten kaçınmaz.

Bu da insanın aklını kullanmasına engel teşkil ediyor. Hâl böyle olunca da hiçbir meseleye akli, vicdani ve insani bir zeminde yaklaşamıyorsunuz.

Neyse, lafı uzatmadan, son zamanlarda seslendiğim gibi Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a tekrar sesleniyorum:

Din, iman, dava vs. üzerinden makam ve mevki elde etmenin yollarını arayan, aç komşusuna bir lokma ekmeği dahi çok gören, heyecanını yitirmiş, doymak bilmeyen vicdansız insanlarla yolunuzu tez vakitte ayırmalısınız.

Ve yola, hangi kesimden olursa olsun ehliyet ve liyakat sahibi, ehl-i vicdan sahibi, küçük hesaplar yapmayan, ahlak sahibi, kaliteli, temiz, vatansever insanlarla devam ediniz.

Sonuç; Bu işe hemencecik olağanüstü kongre ile başlamalısınız.

Selametle.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.