enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
48,4354
EURO
56,2404
ALTIN
6.898,85
BIST
14.012,42
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat
Açık
23°C
Yozgat
23°C
Açık
Pazar Açık
25°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
20°C
Salı Parçalı Bulutlu
19°C
Çarşamba Açık
21°C

“Eli memnun etmeyi bırakın”

“Eli memnun etmeyi bırakın”
05.09.2026
A+
A-

Kendinize iyi bakın;

Bazen hayatımızda hiçbir şeyi değiştirmemişizdir ama içimizde bir şeylerin değiştiğini hissederiz.

Daha çabuk yoruluruz.
İnsanların sözlerinden daha fazla etkileniriz.
Eskiden önemsemediğimiz şeyler canımızı sıkmaya başlar.
Sabah kalktığımızda üzerimizde bir ağırlık vardır ve nedenini tam olarak anlatamayız.

Sonra kendimize şu soruyu sorarız:

Benim neyim var?”

Belki de mesele sadece sende değildir.

Spiritüel açıdan baktığımızda insan yalnızca beden ve zihinden ibaret değildir. Hayatımızda yaşadığımız her dönem, iç dünyamızda da bir iz bırakır. Bazen hayat hızlanır, bazen kendi içimize çekiliriz. Bazı dönemlerdeyse eski düzen artık bize dar gelmeye başlar.

İşte o zaman huzursuzluk, isteksizlik ve ağırlık hissi ortaya çıkabilir.

Bu her zaman kötü bir şey olacak demek değildir. Bazen ruhumuz, değişmesi gereken bir şeyi fark ettirmeye çalışıyordur.

İçinde bulunduğumuz dönem, yaşadığımız stres, belirsizlikler, ekonomik kaygılar, ilişkiler, gelecek düşüncesi ve sürekli maruz kaldığımız bilgi akışı bizi sandığımızdan çok daha fazla etkiliyor.

Gün içinde yüzlerce insanla konuşuyor, binlerce görüntü görüyor, sürekli bir şeyler öğreniyor, karşılaştırıyor ve tüketiyoruz.

Beynimiz de bütün bunları ayıklamaya çalışıyor.

Bir süre sonra insan sadece bedenen değil, zihnen de yoruluyor.

NEDEN İNSANLAR BİRBİRİNDEN BU KADAR ETKİLENİYOR?

Çünkü insan sadece kendi yaşadıklarından etkilenmez.

Spiritüel öğretilerde, bulunduğumuz ortamın ve ilişkilerimizin enerjisinden etkilendiğimiz kabul edilir. Bir insanın yanında neden bazen hafiflemiş, bazen de tükenmiş hissettiğimizi düşünün.

Her karşılaşma bize bir şey gösterir.

Kimi insan bize sevgiyi öğretir, kimi sınır koymayı. Kimi de artık taşımamamız gereken yükleri fark ettirir.

Çevremizdeki insanların kaygısını, korkusunu, öfkesini ve huzursuzluğunu fark etmeden üzerimize almaya başlayabiliriz.

Özellikle hassas dönemlerden geçiyorsak, başkasının söylediği tek bir cümle bile gün boyunca aklımızda dönüp durabilir.

“Ya gerçekten öyleyse?”

Bazen bizi yoran şey olayın kendisi değil, o olayı zihnimizde tekrar tekrar yaşamamızdır.

Bir konuşma biter ama kafamızda devam eder.

Bir problem çözülür ama biz hâlâ onu düşünürüz.

Bir insan hayatımızdan çıkar ama onun bıraktığı düşünceler bizimle kalır.

Bu yüzden bazen kapıyı kapatmak yetmez.

İçeride kalan düşünceyi de bırakmak gerekir.

Peki neden son zamanlarda her şey daha kötüymüş gibi geliyor?

Çünkü zorlandığımızda dünyayı kendi ruh hâlimiz üzerinden okumaya başlarız.

İçimiz sıkışıksa güzel bir haber bile bize ulaşmayabilir.

Kaygılıysak geleceğin kötü olacağını düşünürüz.

Yorgunsak küçük bir problem bile gözümüzde büyür.

Spiritüel açıdan bu dönemleri bir arınma ve farkındalık süreci olarak da görebiliriz. İçimizde biriken korkular, kırgınlıklar ve geçmişten taşıdığımız yükler görünür hâle geldiğinde kendimizi daha hassas hissedebiliriz.

Bu, zayıf olduğumuz anlamına gelmez.

Sadece zihnimizin yorulduğunu gösterir.

Yorulan bir zihin de her şeyi olduğundan daha ağır algılayabilir.

BAZEN KAPILAR KAPANMIYOR, BİZ ESKİ KAPILARDA BEKLİYORUZ

Hayatta bazı dönemler vardır.

Bir şeyler bitiyor gibi görünür.

Bir ilişki değişir.
Bir iş değişir.
Bir çevre değişir.
Bir plan gerçekleşmez.

İlk anda bunu kayıp gibi görürüz.

Oysa bazı kapanışlar, yeni bir başlangıç için yer açar.

Her kapanan kapının ardından mutlaka başka bir kapı açılacak diye bir kural yoktur.

Ama bazen kapanması gereken bir kapının önünde o kadar uzun süre bekleriz ki önümüzdeki yolu göremeyiz.

Belki de bazı dönemlerde yapmamız gereken yeni bir şey bulmak değil, artık bize iyi gelmeyen şeyi bırakmaktır.

Tasavvufun diliyle insanın yolculuğu biraz da bırakmayı öğrenmektir. Tutunduğumuz her şey gerçekten bize ait olmayabilir. Bazen bir kapının kapanması ceza değil, yön değiştirmektir.

Bir şey gitmek zorunda kalıyorsa, belki de onunla birlikte eski bir hâlimizin de gitmesi gerekiyordur.

KENDİNE BİRKAÇ DAKİKA VER

Her gün biraz sessiz kal.

Telefonu bir kenara bırak.

Herkesin fikrinden biraz uzaklaş.

Sürekli ne olması gerektiğini düşünmek yerine kendine “Ben şu anda gerçekten ne hissediyorum?” diye sor.

Çünkü bazen hayatımızı değil, hayat hakkındaki düşüncelerimizi düzeltmemiz gerekir.

Nefesini yavaşlat.

Bedenini dinle.

Aklından geçen her düşünceye inanmak zorunda olmadığını hatırla.

Her korku gerçek değildir.

Her düşünce bir işaret değildir.

Her kapanış da son değildir.

Bazen hayatın senden istediği şey daha fazla mücadele etmek değil, biraz durmaktır.

Bir köşeye çekil. Nefesini yavaşlat. İçinden geçenleri susturmaya çalışma; sadece izle. Kalbinin ne söylediğini duymaya çalış.

Spiritüel yolculuk her zaman daha fazlasını yapmak değildir. Bazen biraz eksilmek, sadeleşmek ve akışa bırakabilmektir.

Çünkü durduğumuzda bazı şeyleri daha net görürüz.

Ve belki de o zaman fark ederiz:

Kapılar kapanmıyordur.

Sen sadece hangi kapının artık sana ait olmadığını öğreniyorsundur.

Çünkü bazı kapanışlar kayıp değildir.

Bazıları, ruhunun başka bir yöne çağrılmasıdır.

Belki de şu anda yaşadığın ağırlık, hayatın sana “dur, bak ve bırak” deme şeklidir.

Ve bazen insan bıraktığı anda, önünde zaten açık olan kapıyı görür.

YIL SONUNA KADAR KENDİNİ KORU

Eylül’den yıl sonuna kadar kendimizi daha bilinçli korumamız gereken bir süreçte olduğumuzu hissedebiliriz. Bunu korkuyla değil, farkındalıkla yapmak gerekir.

Her duyduğuna inanma. Her ortamda kalma. Her insanın yükünü üzerine alma.

Enerjini tüketen ilişkilerden biraz uzaklaş. Gereksiz tartışmalara girme. Sürekli kötü haber, kaygı ve korku üreten içerikleri hayatında azalt. Evinde, bedeninde, zihninde ve ruhunda dinlenebileceğin alanlar oluştur.

Her gün birkaç dakika nefesine dön. Dua et, niyet et, sessiz kal. Sana iyi gelen insanlarla ve alanlarla bağını güçlendir.

Çünkü korunmak, dünyadan kaçmak değildir.

Kendi merkezinde kalabilmektir.

Yılın sonuna kadar en önemli mesele, dışarıda ne olduğundan çok içeride ne taşıdığını fark etmek olabilir.

Gökyüzü değişir, dönemler değişir, insanlar değişir.

Sen de kendi ışığını korumayı öğrenirsin.

Selametle

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.