enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,1851
EURO
52,9418
ALTIN
6.741,71
BIST
14.351,74
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat
Parçalı Bulutlu
18°C
Yozgat
18°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Hafif Yağmurlu
16°C
Cumartesi Karla Karışık Yağmurlu
2°C
Pazar Yağmurlu
4°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
5°C

 “Devletin gücü milletin umududur”

 “Devletin gücü milletin umududur”
30.04.2026
A+
A-

Her şeyi devletten beklemek gibi tarihsel ve toplumsal bir gerçeğimiz var.
Çünkü vatandaşın “hacet” kapısı devlettir.

Ülkemizde yaşayan vatandaşların hayalleri, devletten beklenti üzerine kuruludur. Bizim insanımız, devlet denilen sistematik ve metodolojik yönetimi kutsal bir yapı olarak bilir, görür ve değerlendirir.

Dünyaya baktığımızda ülkelerin savunma bütçelerini artırdığını, güvenliklerini güçlendirmeye çalıştığını görüyoruz. Devletler geleceğe hazırlanıyor. Ancak güçlü devlet yalnızca askerî imkânlarla değil, milletinin umuduyla ayakta kalır. Toplumun geleceğe güvenle bakması, devlet gücünün en sağlam temelidir.

Bu ülkenin ekonomik omurgasını, Ahi Evran geleneğinden gelen esnaf oluşturur. Sabah dükkânını açan, akşam emeğinin hesabını yapan, vergisini ödeyen ve istihdam sağlayan esnaf, ekonominin canlılığını temsil eder.

Ekonomik dalgalanmaların yaşandığı dönemlerde esnafın ayakta kalması yalnızca ticaret açısından değil, toplumsal denge açısından da önem taşır. Esnaf güçlü olduğunda ekonomi canlı kalır; ekonomi canlı kaldığında devlet yapısı daha sağlam olur.

Esnafın yanında üretici ve çiftçi bulunur. Toprağın üretimde kalması, şehirlerin geleceğinin güvencesidir. Üretimin devamlılığı yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir meseledir.

Bir diğer temel alan eğitimdir. Eğitim, devletin geleceğe yaptığı en büyük yatırımdır. Fırsat eşitliğinin korunduğu, nitelikli insan yetiştiren bir eğitim sistemi, ülkelerin gerçek gücünü oluşturur. Güvenliğin kalıcı temeli, iyi yetişmiş insan kaynağıdır.

Sağlık sistemi de güçlü toplumun vazgeçilmez unsurudur. Sağlığa erişimin sürdürülebilir olması, toplum huzurunun ve üretim gücünün devamını sağlar. Güçlü devlet anlayışı, insan sağlığını koruyan yapılarla tamamlanır.

Elbette ordu, devletin güvenliğinin temel direğidir. Ancak güvenlik; üretimin, bilginin, emeğin ve toplumsal dayanıklılığın üzerinde yükseldiğinde kalıcı olur.

Son dönemde sıkça dile getirilen tasarruf kavramı da bu çerçevede değerlendirilmelidir. Tasarruf anlayışı, toplumun yükünü artırarak değil; kamu yönetiminde verimliliği güçlendirerek anlam kazanır.

Millet zaten imkânları ölçüsünde dikkatli yaşamayı öğrenmiştir. Kamu yönetiminde sadeleşme, kaynakların etkin kullanımı ve israfın azaltılması, devlet gücünü daha da artıracaktır.

Türkiye’nin ihtiyacı tartışmaların büyümesi değil; üretimi destekleyen, esnafı güçlendiren, eğitimi geliştiren, sağlığı koruyan ve toplumsal güveni besleyen bir yönetim anlayışının güçlenmesidir.

Çünkü bir ülkeyi ayakta tutan yalnızca ekonomik göstergeler değil, milletin geleceğe duyduğu inançtır.

Umut korunduğunda devlet güçlenir. Toplum geleceğe güvenle baktığında yarınlar daha sağlam kurulur.

Selametle.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.