enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
43,4110
EURO
52,1009
ALTIN
7.312,98
BIST
13.106,99
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat
Az Bulutlu
5°C
Yozgat
5°C
Az Bulutlu
Pazartesi Çok Bulutlu
6°C
Salı Çok Bulutlu
8°C
Çarşamba Az Bulutlu
7°C
Perşembe Az Bulutlu
9°C

“Görev istenmez, verilir”

“Görev istenmez, verilir”
18.01.2026
A+
A-

AK Parti’de “Tayyip Bey sonrası” üzerinden yürütülen tartışmalar, sadece siyasi bir arayış değil; liderlik, dava bilinci ve Türkiye tasavvurunun da yeniden okunmasını zorunlu kılıyor. Bu yazı, o tartışmaya içeriden bir bakış sunuyor.

Son günlerin, hatta son ayların en önemli gündem başlıklarından biri; sınıfsal olarak İslami hassasiyet taşıyan ve toplumun en alt kesiminden en üst kesimlerine kadar uzanan bir tartışmadır.

AK Parti’de, Tayyip Bey sonrasına dair yürütülen bu tartışma hem siyasi gündemi hem de ülke gündemini oldukça meşgul etmektedir. Biz de kendi zaviyemizden bir bakış, bir görüş ve bir durum değerlendirmesi yapalım istedim.

Öncelikle Tayyip Bey’i, yani “Tayyip Bey okuryazarlığını” iyi bilmek, iyi anlamak ve ona göre yorumlamak gerekmektedir. Tayyip Bey’in çocukluğu, gençliği ve bugüne kadar ortaya koyduğu siyasi, insani, ahlaki ve İslami görüş ile davranış biçimleri iyi analiz edilmelidir.

Toplumu bilen, anlayan; toplumun en alt kademesinde yer alan, varoşlarda yaşayan fakir, fukara, garip gureba kesimlerle ilişkisini son derece başarılı, sağlıklı ve büyük hedeflerine uygun biçimde derleyip toparlamış ve uygulamıştır.

İkincisi; Tayyip Bey’in özel hayatı, aile hayatı, sosyal ilişkileri, arkadaşlıkları; sözünde ve vaadinde durma kabiliyeti başka hiçbir insana nasip olmayacak derecede şeffaf, açık, berrak ve tutarlıdır. Aynı zamanda son derece başarılıdır.

Üçüncüsü; siyasi hayatının her safhasında ortaya koyduğu düşünce, fikir, ideoloji ve siyasi hedefleri toplumun gerçekleri ve ihtiyaçlarıyla doğru orantılıdır. Buradan şunu da ifade etmek isterim: Tayyip Bey = Türkiye. Bunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Neden böyle söylüyorum? Toplumun en üst tabakasında yer alan beyaz yakalı elitlerden, orta kesimde yer alan mücadele azmi ve çalışkanlığıyla temayüz etmiş insanlara; toplumun en alt kesiminde, hayat standardı son derece düşük olan vatandaşlara kadar herkes, Tayyip Bey’in yüzüne baktığında kendisinden bir parça görebilir, ona yakınlık hissedebilir ve onunla sosyal-siyasal bir bağ kurabilir.

Bugün Tayyip Bey’in oğlu Necmettin Bilal Erdoğan’a bakanlar; onun simasında, hal ve hareketlerinde Tayyip Bey’in gençliğini, ideallerini, hedeflerini, sosyal, siyasal, dini ve kültürel anlayışını rahatlıkla görebilir.

Şunu açıkça ifade edelim: Tayyip Bey sonrasına dair cümle kuran, fikir beyan eden; AK Parti içerisinde kriz, kaos, bunalım ve buhran bekleyenlere buradan net bir şekilde sesleniyorum:
“Buradan size ekmek çıkmaz.”

İşte “Tayyip Bey okuryazarlığı” dediğim şey tam da burada devreye girer.

Hatırlayalım: Tayyip Bey, belediye başkanlığı döneminde şiir okuduğu için cezaevine girdiğinde; yerine toplumda karşılığı olmayan, kimsenin tanımadığı Ali Müfit Gürtuna’yı belediye başkan vekili yapmış, ardından İstanbul halkının belediye başkanı seçilmesine vesile olmuştur. Bunu yaparken de iki dostun birbirine çay-kahve ikram etmesi kadar doğal ve kolay bir şekilde davranmıştır.

Bir başka örnek; 12 Aralık 2002’de AK Parti’nin ilk hükümeti kurulurken Sayın Abdullah Gül’e başbakanlığı, 2007 yılında ise Cumhurbaşkanlığı görevini yine Sayın Abdullah Gül’e büyük bir olgunlukla teslim etmiştir. Bundan hiçbir zaman gocunmamıştır. İşte liderlik tam olarak budur.

Şimdi şu soruyu sormak gerekir: Ali Müfit Gürtuna’ya ve Abdullah Gül’e ülkenin en önemli makamlarını emanet eden bir lider, günü geldiğinde kendi evladına —dört dil bilen, iki üniversite bitirmiş Necmettin Bilal Erdoğan’a— ülkesine, milletine ve AK Parti’ye hizmet etme noktasında görev verdiğinde neden sorun olsun?

Ben böyle bir sorunun olacağına ihtimal vermiyorum. Belki erken, belki yersiz ya da gereksiz bir değerlendirme olarak görülebilir; ancak bu işin mutfağında olan, Türkiye tasavvurunu ve geleceğini hesap eden insanlarla yaptığım istişarelerden sonra şunu rahatlıkla söyleyebilirim:
Belki de bunu ilk yazanlardan biri olacağım.

Necmettin Bilal Erdoğan’ın; Tayyip Bey’den daha iyi, daha başarılı bir şekilde Türkiye’yi ileriye taşıyacağına, AK Parti’yi güçlendireceğine; siyasal, toplumsal, vicdani, ahlaki ve İslami konularda hem eğitimi hem de yaşı itibarıyla başarılı olacağına inanıyor ve güveniyorum.

Bu bir teselli değildir, bir avunma değildir. Bu; İslami, ahlaki ve insani hassasiyetleri olanların, davasına inananların ortaya koyması gereken bir duruş, bir anlayış, bir hedef ve bir planlama meselesidir.

AK Parti içerisinde bu konuda lehte ya da aleyhte fikir beyan edenler olduğunu görüyorum. Bugün endişe taşıyanların büyük bir kısmının, dava bilincinden ziyade makam ve mevki kaybetme korkusuyla hareket ettiğini maalesef gözlemliyorum.

Elbette Tayyip Bey, yüzyılda gelmiş önemli bir liderdir. Buna dair hiçbir kuşkum yoktur. Ülkemize kazandırdığı hizmetlerin, eserlerin ve başarıların içinde bulunmuş ve emek vermiş biri olarak bu düşüncelerimi paylaşmak benim için bir dava bilinci meselesidir.

Tayyip Bey’in hizmetlerini daha ileri taşıyacağına inandığım Necmettin Bilal Erdoğan Beyefendi’ye olan inancım, desteğim ve güvenim tamdır.

Son olarak şunu da ifade edeyim: Tayyip Bey hayattayken, makamı ve gücü bu kadar kuvvetliyken bu tartışmaları başlatanlar bilsinler ki, “yel kayadan bir şey koparamaz.”

Bizim anlayışımızda görev istenmez, görev beklenmez. Bir makama gelmek için belden aşağı vurulmaz, ayak oyunları yapılmaz, kimsenin omzuna basılmaz.
Bizde görev verilir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.