enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
42,9562
EURO
50,5750
ALTIN
5.966,21
BIST
11.261,52
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat
Hafif Kar Yağışlı
-6°C
Yozgat
-6°C
Hafif Kar Yağışlı
Cuma Az Bulutlu
-6°C
Cumartesi Az Bulutlu
-2°C
Pazar Az Bulutlu
4°C
Pazartesi Çok Bulutlu
5°C

“2025 gitsin, bir daha gelmesin;”

“2025 gitsin, bir daha gelmesin;”
31.12.2025
A+
A-

Büyük hayaller kurmak bir yana, bugünü sağ salim bitirmeye odaklandık.
Bu yıl bize alışmayı, kabullenmeyi öğretti.
Ama aynı zamanda direnmeyi ve küçük kaçışlar bulmayı da.

2025’e bir facia ile girdik.
Bolu Kartalkaya’daki otel yangını gerçekten yılın en büyük felaketiydi.
78 can gitti. 34’ü çocuk…

İhmal zinciri…
Millî yas…
Bir kez daha “önlenebilirdi” cümlesinin ağırlığıyla baş başa kaldık.

Çok geçmeden sarsıcı bir felaket daha geldi.
Hem de benzeri.
Mart’ta Uludağ’da bir otelde çıkan yangında millî sporcu Berkin Usta, annesi ve babası hayatını kaybetti.
Yine yangın…
Sanki felaketler değil, ders almamak birbirini tekrar ediyordu.

Herkes biliyor ama kimse sorumlu değil.
Gözümüzün önünde inkâr edenleri izledik.
Tutuklamalar oldu, cezalar verildi.
Ama hepimizin aklında aynı soru kaldı:
“Ne zaman affedilirler?”

Yaz aylarında Ege-Akdeniz ve Eskişehir Seyitgazi’de büyük orman yangınları çıktı.
Seyitgazi’de müdahale sırasında orman işçileri ve AKUT gönüllüleri şehit düştü.
“İhmal mi var?” tartışmaları alevlendi.

Hatay’da temel eğitimdeki iki asker yüksek ateşten şehit oldu.
Konya’da 4 katlı bina çöktü, şüpheli ölümler gündemi sardı.
Şarkıcı Güllü balkondan düşerek hayatını kaybetti, kızı tutuklandı.
Felaketler, ihmal zinciriyle ilerledi.

Silivri açıklarında 6,2’lik Marmara depremi İstanbul’u sarstı.
“Büyük olanın habercisi mi?” korkusu uykuları kaçırdı.
Balıkesir Sındırgı aylarca sallandı; 6,1’lik sarsıntılar, binlerce artçı, hasarlı binalar…
Yine deprem değil, önlem eksikliği korkuttu.

Yıl ilerledikçe felaketlere bir de hukuka ve adalete dair tartışmalar eklendi.
Af geldi, kapılar açıldı ama vicdanlar rahat olamadı.
Yılın sonlarına doğru yargı paketleri tartışıldı.
Cezaevlerindeki doluluk, infaz indirimleri, kısmi düzenlemeler…
Binlerce kişi serbest kaldı ya da erken tahliye oldu.

Hukuki tartışmalar bir yana, insani boyutu da vardı.
Ama her af, aynı korkuyu büyüttü:
“Ya kaldıkları yerden devam ederlerse?”

Ve ne yazık ki bu korku boş çıkmadı.
Af tartışmalarının hemen ardından kadın cinayetleri yine gündemi sardı.
Uzaklaştırma kararları, şikâyet dosyaları, önceki cezalar…
Hiçbiri yeterli olmadı.
Bu sene de kadınlar hayatta kalamadı.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre;
2025’in ilk 11 ayında 260 kadın erkekler tarafından öldürüldü.
267’si şüpheli şekilde hayatını kaybetti.
İlk kez şüpheli ölümler, cinayetleri geçti.
Kadınlar en çok evlerinde ve yakınları tarafından öldürüldü.
Bir kısmı daha önce ceza almış veya tahliye olmuş faillere aitti.

Rakamlar büyüdü, vicdan küçüldü.

Ve cinayeti normalleştiren sözde kadın programları…
Geçtiğimiz onlarca yıl gibi bu sene de kadın cinayetlerinin artması malzeme olmaya devam etti.

Tam burada televizyon ve medya devreye girdi.
Gündüz kuşağı “kadın programları”…
Şiddeti önlemek iddiasıyla başlayan yayınlar, artık cinayeti sıradanlaştırdı.
Sunucular savcı, konuklar sanık gibi…
Stüdyolar mahkeme salonuna döndü.
Parmak sallayanlar, canlı yayında yargılayanlar, saatlerce cinayetleri didikleyenler…

İyi niyetle başladığı söylenen bu programlar, kadına şiddete çanak tuttu.
Bir cinayet anlatılırken, bir başkasının provası yapıldı sanki.
Bu sene de gören olmadı.

Sonuç olarak medya etiği, yılın en büyük yaralarından biri oldu.

Yıl sonunda patlayan uyuşturucu operasyonları…
Medya dünyasından magazin ve eğlence sektörüne kadar uzandı.

Skandallar, sadece bireysel utanç değildi; medya etiğinin çöküşüydü.
Haber yerine magazin, gerçek yerine manipülasyon, tıklanma ve izlenme telaşı…

Google, içerik kalitesini yok sayıp erişime ve etkileşime prim verdi.
Muhteva zayıf olsa da viral olan kazandı.
Okuma telaşı bitti, izlenme ve etkileşim telaşı başladı.
Bilgi değil, gürültü kazandı.

Ekonomi bu yıl da nefes aldırmadı.
Enflasyon yüzde 30’ların altına indi ama alım gücü eridi.
Asgari ücret açıklandı, arttı, sonra o da eridi.
Market etiketleri güncellendi, maaşlar yerinde saydı.

“Nasıl geçineceğiz?” sorusu tarih oldu.
Yerini “Nasıl alışacağız?” aldı.

Orta hallinin cenaze namazı kılındı.
Fakir, zengin taklidi yaptı.
Zengin ekranlara çıkıp “geçinemiyorum” diye ağladı.
“Kime güveneceğiz?” sorusu büyüdü.
Güven erozyonu, toplumun en derin yarası hâline geldi.

Kuraklık kapımızı çaldı.
Su kaynakları bitme noktasına geldi.
Yağışlar yetersiz kaldı.
Türkiye meyvesiz, kirazsız kaldı…
Toprak da yoruldu.

Sağlık sistemi yorgun düştü.
Şiddet olayları devam etti, personel açığı kapanmadı.
Enflasyon ilaç ve tedavi maliyetlerini artırdı, erişim zorlaştı.
Aile hekimliğinde hasta yükü arttı, koruyucu hizmetler sınırlı kaldı.
Şehir hastaneleri tartışmaları sürdü, finansman sorunları gündemden düşmedi.

Bir yanda yapay zekâ teşhis ve tedavide yardımcı oldu, robotlar ameliyatlara girdi.
Öte yanda sistemsel eksiklikler, personel yetersizliği ve erişim sorunları devam etti.

Sosyal medya en olmazsa olmazımız oldu.
Haberleri oradan öğrendik, öfke ve üzüntüyü oradan paylaştık.
Yangın anında canlı yayınlar, cinayet haberleri anında yayıldı.
Ama aynı platformlar dezenformasyon ve linç kültürüyle doldu.
Yapay zekâ destekli içerikler, deepfake’ler…
Gerçeği ayırt etmek zorlaştı.

Yapay zekâ türkü söyledi, hâlimize ağladık.
Onunla evlenen bile oldu.

Teknolojik gelişmeler de oldu.
Türksat 6A hizmete girdi.
Türkiye, kendi haberleşme uydusunu üreten ülkeler arasına katıldı.
5G testleri başladı, uzay çalışmaları hızlandı.

Ama teknoloji ilerlerken, dünya liderleri hâlâ ilkel savaşın derdindeydi.
Hırs, entrika, güç oyunları…

“Terörsüz Türkiye” süreci 2025’in ana gündem maddesi oldu.
PKK’nın fesih kararı, silah bırakma törenleri…
Yılların kanlı mücadelesinin sonuna gelindi.
Bu çaba kıymetliydi.

Ama sahadaki gerçekler tam bitmedi.
IŞİD operasyonları, uyuyan hücreler…
PKK, YPG, SDG…
İsimler değişti, tehditler bitmedi.
Yıl boyunca operasyonlar sürdü.
Teröristler etkisiz hâle getirildi.
Ama acı haberler de geldi.

Dünya Trump’ın esiri oldu.
Donald Trump yeniden başkan oldu; tam bir baş belası olarak döndü.
Epstein dosyalarında adı yokmuş gibi, dünyaya kafa tutmaya devam etti.
Suriye bahaneli, Epstein uzantılı Barrack’ı da ülkemize gönderdi.

Gazze’de kırılgan ateşkes sağlandı ama dram bitmedi.
Yılların yıkımı, kıtlık ilanları, çocuklar öldü; dünya izledi.
Ateşkes ihlalleri, insani yardım engelleri devam etti.

Ukrayna’da savaş sürdü.
Putin’in kişisel hırsının bedelini yine masumlar ödedi.
Oradaki savaş maalesef artık haber değeri bile taşımadı.

Ama hayat hep karanlık değildi.
Bu kaosun ortasında insanlar kültürel bir harmoni aradı, sofralarını zenginleştirdi.
Kuru fasulye–pilav–turşu üçlüsü hâlâ baş tacıydı ama yanına rizotto, kimchi, avokado tost gibi dünya tatları eklendi.
Evde fermente gıdalar yapıldı.
Kore usulü turşular, İtalyan makarnaları denendi.

Türk kahvaltısı zaten dünya trendiydi; şimdi evlerde füzyon kahvaltılar moda oldu.
Menemenin yanına humus, simidin yanına matcha…

Yoga ve meditasyon devam etti ama bu kez yerel ritüellerle birleşti.
Hamam kültürü geri döndü.
Küçük mutluluklar, büyük kaçış oldu.
Hem geleneksel köklerimizi koruduk hem dünyaya açıldık.

2025, suçla başladı; umutla karışık bir afla bitti.
Arada kalanlar: adalet arayanlar, hayatta kalmaya çalışan kadınlar…
Ve geçim derdiyle boğuşanlar…

Bir savaşı daha geride bıraktık.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.