Orta Doğu’daki savaşın gölgesi Ankara’ya kadar uzandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi dün alışılmadık bir atmosferde toplandı. Kapılar kapandı, kulisler boşaltıldı, basın koridorlardan çıkarıldı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrasında tırmanan gerilim konusunda milletvekillerini bilgilendirdi.
Ancak bu, sıradan bir bilgilendirme toplantısı değildi. Meclis Genel Kurulu, Numan Kurtulmuş başkanlığında önce açık oturumla başladı, ardından kapalı oturuma geçildi. İçtüzük gereği yalnızca yeminli stenografların kaldığı salonda yaklaşık dört saat süren görüşmeler yapıldı. Tutulan tutanaklar ise 10 yıl boyunca mühürlü kalacak.
Bu tablo bile başlı başına bir mesaj veriyor. Ankara, bölgesel krizi yalnızca diplomatik bir gelişme olarak değil, doğrudan ulusal güvenliği ilgilendiren stratejik bir mesele olarak değerlendiriyor.
Açılış konuşmasında Meclis Başkanı Kurtulmuş’un kullandığı ifadeler dikkat çekiciydi. Uluslararası sistemin “ağır bir çözülme sürecine girdiğini” vurgulayan Kurtulmuş, yaşananların geçici bir kriz olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.
İsrail’in saldırgan politikalarını eleştirirken kullandığı şu cümle, aslında Ankara’nın genel yaklaşımını da özetliyordu:
“Ateşin büyümesi, onu uzaktan izleyenleri de bir gün içine çeker.”
Türkiye’nin diplomasi merkezli bir politika izlediğini belirten Kurtulmuş, ancak milli güvenlik söz konusu olduğunda Ankara’nın tereddüt göstermeyeceğini de açık biçimde ifade etti.
Bu vurgu özellikle iki noktaya işaret ediyor:
Bölgesel savaşın Türkiye’ye sıçrama ihtimali
Terör örgütlerinin kriz ortamından faydalanma riski
Kapalı Oturumun Hassasiyeti
AK Parti Grup Başkanvekili Muhammed Emin Akbaşoğlu’nun önergesiyle oturum kapalı hâle getirildi. Güvenlik tedbirleri ise olağanüstü düzeydeydi.
Genel Kurul’a bitişik odalar boşaltıldı
Elektronik sinyalleri kesen jammer sistemleri devreye alındı
Ziyaretçi ve basın tamamen uzaklaştırıldı
Bu tür uygulamalar genellikle istihbarat veya askerî hassasiyet içeren konuların konuşulduğu toplantılarda görülür. Dolayısıyla görüşmelerde yalnızca diplomatik değerlendirmeler değil, askerî ve istihbarat boyutunun da ele alındığı anlaşılıyor.
Bölgesel Savaş Senaryoları
Bakan Fidan’ın sunumunda diplomatik çabaların yanı sıra muhtemel senaryoların da değerlendirildiği belirtiliyor. ABD ve İsrail saldırılarının “bölgesel istikrarsızlığı derinleştiren bir strateji” olarak nitelendirildiği kulislerde dile getiriliyor.
Bazı milletvekillerine göre Fidan, oldukça detaylı bir brifing verdi.
Dikkat Çeken Bir Detay
Meclis kulislerinde konuşulan bir başka konu ise oturuma katılımın beklenenden düşük olması. Bazı muhalif milletvekillerinin toplantıya katılmaması, siyasi çevrelerde eleştiri konusu oldu.
Bu durum, Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren bir güvenlik başlığında bile siyasetin zaman zaman gündem yoğunluğu nedeniyle parçalanabildiğini gösteriyor.
Ankara Dengeli Ama Hazır
TBMM’deki bu kapalı oturumun verdiği temel mesaj şu:
Türkiye savaşa taraf olmak istemiyor; ancak gelişmeleri uzaktan izleyen pasif bir aktör de değil.
Ankara’nın stratejisi üç temel eksende şekilleniyor:
Diplomasiyi ön planda tutmak
Sınır güvenliğini güçlendirmek
Bölgesel istikrarsızlığın Türkiye’ye sıçramasını engellemek
Sessiz Alarm
Orta Doğu’daki savaşın giderek genişleyen bir cepheye dönüşme riski var. Gazze’den Lübnan’a, Suriye’den İran’a uzanan gerilim hattı aslında tek bir krizin farklı sahaları gibi ilerliyor.
TBMM’deki kapalı oturum bu nedenle yalnızca bir bilgilendirme toplantısı değil. Ankara’nın bölgesel yangına karşı verdiği sessiz bir alarm niteliğinde.
Selametle…