enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
44,4200
EURO
51,2209
ALTIN
6.418,21
BIST
12.698,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat
Az Bulutlu
12°C
Yozgat
12°C
Az Bulutlu
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C
Pazar Yağmurlu
8°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
6°C
Salı Hafif Yağmurlu
10°C

“Tasarruf mecburiyete dönüştü”

“Tasarruf mecburiyete dönüştü”
29.03.2026
A+
A-

Ne değişik bir varlık insanoğlu… Alım gücü olan, rakamlarla ve etiketlerle işi olmadan ne istiyorsa alıyor. Alım gücü olmayan yahut zorlanan vatandaş ise indirim takip ediyor. Farkındaysanız artık orta kesim insan kalmadı. Fakirler ve zenginler diye iki grup var. Orta direk diye nitelendirilen, kendi yağıyla kavrulan kesim artık alım gücü olmayan ya da zor geçinen gruba çoktan geçmiş durumda. İndirimde oluşan uzun kuyrukların sebebi de bu. O zaman da ya ürün kalmamış ya da karaborsa baş göstermiş oluyor.

Birkaç gündür altın fiyatlarının düşmesiyle halk, kuyumcuların önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Tabii ki “altın yok” denildi. Zam gelince piyasada altınlar şıkır şıkır ortaya konuluyor; düşüşe geçince hooop, sümen altı. Bu ülkede hizmet vatandaşa yapılmıyor mu? Müşteri velinimet değil miydi?

Şimdi de petrol zamları var. Bu ne demek oluyor? Ulaşım ve nakliye ücretlerindeki artış, cep yakacak. Cüzdanı kabarık olanlar, alım-satım dengesinde çok da sarsılmayacak. Ancak fakir, daha da fakirleşecek.

Zamlar her gün yeni bir eşiği aşarken, maaşlar aynı yerde sayıyor. İnsanlar, ihtiyaç listesine göre değil; cebindeki paranın ederi kadar ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. Toplum öyle bir hâle geldi ki, cebindeki paraya değil; sakladığı altına güveniyor. Bu yalnızca ekonomik değil; sosyolojik bir kırılma. İnsanlar, kazanma telaşından çok kaybetmemenin endişesini taşıyor.

Bu çok büyük bir kriz. Bilinmezlik krizi, kaybetme korkusu. Yine de kabul edelim, Türkiye bu işi çok iyi başarıyor. Asgari ücretle, emekli maaşıyla hayatını idame ettirme çabası takdire şayan. Bu zamlar ve enflasyon sanki işlemiyormuşçasına kanaat ediliyor. Bir kilo yerine yarım kilo alınır, dışarıda içilen çay evde demlenir, eskisi atılmaz. Peki, bu tasarrufun sebebi nedir, hiç düşündünüz mü?

Biz yetiştirilirken kusur, eksik evden dışarı çıkarılmazdı. Açlık dile getirilmezdi. “Kol kırılır, yen içinde kalır” mantığıyla büyütüldük. Atalarımız da atasından böyle gördü. Hiç söylemeyiz eksiğimizi, gediğimizi dışarıya. Hep kan kustuk, kızılcık şerbeti içtik biz. Gururlu bir milletiz; el açmayız. Küçük şeylerle mutlu olduk.

Ancak unutulmaması gereken bir gerçek var.  Sürekli idare eden bir toplum, bir süre sonra yaşamaz; sadece sürdürür. Oysa insan, sürdürmek için değil; gerçekten yaşamak için var. Üzücü ve garip olan ise şu; İdare ederek ayakta kalan bir toplumun en büyük kaybı, bir gün artık ayakta kalmayı bile başarı saymasıdır.

Selametle.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.