enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
43,6519
EURO
51,9975
ALTIN
7.109,17
BIST
13.886,03
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat
Yağmurlu
8°C
Yozgat
8°C
Yağmurlu
Cuma Hafif Yağmurlu
11°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
8°C
Pazar Parçalı Bulutlu
14°C
Pazartesi Çok Bulutlu
14°C

“Sosyal çürüme alarm veriyor”

“Sosyal çürüme alarm veriyor”
12.02.2026
A+
A-

Yakın bir zamanda “Milli Bir Mesele Olarak Sosyal Çürüme” başlıklı bir rapor yayımlandı. Akdeniz Üniversitesi’nden Prof. Dr. Suat Kolukırık tarafından kaleme alınan rapor, yaşanan sosyal çürüme konusunda çok ciddi veriler sunuyor.

Suat Hoca, “Sosyolojik savaşın en stratejik hedeflerinden birinin, toplumun güven duyduğu kurumları işlevsiz hâle getirmek ya da itibarsızlaştırmak” olduğunu ifade ediyor. Ona göre bürokratik kapasitenin kırılması, adalet mekanizmasının aşındırılması, eğitim sisteminin işlevsizleştirilmesi, sivil toplumun parçalanması ve kurumsal erozyon, toplumsal çözülmeyi hızlandıran bir katalizör işlevi görmektedir.

Bu durum; kültürel değerlere olan kayıtsızlık, aile yapısının zayıflatılması, toplumsal dayanışmanın çözülmesi ve tüketim ile haz kültürünün yaygınlaştırılması olarak karşımıza çıkıyor.

O kadar mühim tespitler ki bunlar…

Raporda yer alan şu veriler bile durumumuzun ne denli vahim bir noktada olduğunu göstermesi bakımından önem arz ediyor:

Türkiye’de son 10 yılda “insanlara güven” oranı %45’ten %22’ye düşmüş. Gençlerin %62’si “kimseye güvenemem” noktasına gelmiş. Kurumlara güven ortalaması ise 10 üzerinden 4,1.

Boşanma oranları ise hazin; son 20 yılda yaklaşık %35 artmış. Evlilik yaşı 28–32 bandına yükselmiş.

Gençlerin %71’i “ülkede gelecek göremiyorum” diyor. %48’i “kimlik karmaşası ve yaşam amacı kaybı” yaşadığını söylüyor. %60’tan fazlası ise sosyal medya etkisiyle kimlik baskısı altında, karmaşık bir hayat anlayışı içerisinde.

Ülkede kültürel etkinliklere katılım son yıllarda %30 azalmış durumda. Gençlerin %53’ü Türk kültürüne dair temel unsurları “yeterince bilmediğini” ifade ediyor.

“Toplumsal dayanışma önemli midir?” sorusuna verilen olumlu cevaplar ise son yıllarda %63’ten %38’e düşmüş.

Bakınız, bu oranlar sorunun ne denli derin ve içinden çıkılmaz bir hâl aldığını gösteriyor. Yetkililerin de zaman zaman çıkıp bu veriler üzerinden yakındıklarına şahit oluyoruz.

Oysa yetkililer, yakınmaktan öte bu vahim sorunu çözmek için acilen bir şeyler yapmak zorundadır.

Bu ülkenin çocukları, eğitimde yapılan onca reforma rağmen neden hâlâ kendi değerlerinden, tarihinden ve kültüründen uzak bir anlayış içerisinde?

Ve bu insanlar neden birbirlerinden uzak, dayanışma duygusundan yoksun bir hayat yaşamak durumunda kaldılar?

Geçenlerde sosyal medyada yayımlanan bir videoya denk geldim. İlkokul çağındaki çocuklar, okulu arkalarına alarak bahçede kendilerine Lvbel C5 konseri veren bir gence eşlik ediyorlardı. İşin ilginç tarafı, neredeyse tüm öğrenciler şarkıda geçen sözleri ezbere biliyorlardı.

Demem o ki; okul, böyle bir zamanda okul olma işlevini yitirmek üzeredir. Zira bu çocuklar artık okullarda sosyalleşmiyor. Okul, çocukların dünyasında yer etmiyor. Ve geriden geliyor.

Eğitim meselesini çok önce ele almalıydık. Ve buraya ait bir sistem kurmalıydık. Çocuklarımızı maalesef küresel elitlerin propagandalarına maruz bıraktık.

Suat Hoca’nın bu noktada sunduğu öneri ise çok önemlidir. Diyor ki:

“Eğitim ve kültürel alan bağlamında; eğitim sisteminde millî kültür–evrensel değer dengesi yeniden kurulmalıdır. Medya okuryazarlığı, dijital okuryazarlık ve dezenformasyon okuryazarlığı zorunlu hâle getirilmelidir. Okullarda aidiyet, kimlik ve toplumsal sorumluluk odaklı müfredat güçlendirilmelidir. Gençlere yönelik liderlik, gönüllülük ve sivil katılım programları yaygınlaştırılmalı; kültür ve sanat politikaları ile toplumsal hafıza ve ortak kimlik desteklenmelidir.”

Bakan Yusuf Tekin’in gayretlerini takdir ediyorum; ancak iş işten geçmek üzere.

Eğitim konusunda millî bir seferberlik ilan edilse yeridir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.