enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
44,3179
EURO
51,1779
ALTIN
6.511,18
BIST
13.047,72
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat
Hafif Yağmurlu
7°C
Yozgat
7°C
Hafif Yağmurlu
Cumartesi Hafif Yağmurlu
10°C
Pazar Yağmurlu
10°C
Pazartesi Yağmurlu
9°C
Salı Yağmurlu
10°C

“Nice bayramlara…”

“Nice bayramlara…”
20.03.2026
A+
A-

“Hayat bayramdır” sözü, ilk bakışta derinlikten yoksun bir klişe gibi görünmektedir. Biz bu ifadeyi, insanın üzerine çöken ağırlığa karşı yöneltilmiş radikal bir varoluş itirazı olarak dile getiriyoruz. İnsan artık hayatı bayram olarak yaşamamaktadır. Hayat, günümüzde bir deneyim olmaktan çıkmış, bir performans alanına indirgenmiştir. İnsan, yaşamak yerine kendini sürekli üretmek, kanıtlamak ve optimize etmek zorunda hissetmektedir.

İnsan artık yalnızca dış baskılar altında değildir. Otoriteler, hapishaneler, güçler ve iktidar merkezleri insanın içine yerleşmiştir. İnsan, kendisini denetlemekte, kendisini yargılamakta ve kendisini tüketmektedir. İnsanın krizi, özgür olmaması değildir. İnsanın krizi ve trajedisi, özgür olduğunu sanarak kendi üzerinde tahakküm kurmasıdır. İnsanın kendi kendini köleleştirmesi, en büyük felaketidir.

Hayat bayramdır” demek, yüzeysel bir mutluluk çağrısı değildir. Bu, hayatı yeniden insana iade etme girişimidir. Bayram, tüketim kültürünün yeme, içme ve giyme üzerinden ürettiklerini tüketmenin doğurduğu sahte neşe değildir. Bayram, insanın kendisiyle, doğayla, başkalarıyla ve varoluşla kurduğu sahici ilişkinin adıdır. Bayram, hayatın metalaşmasına karşı açılmış kısa ama yoğun bir özgürlük aralığıdır.

Bayram değerlidir, ancak bayramda durmak yeterli değildir. “Hayat bayramdır” sözünün derin bir ağırlığı vardır. Hayat çoğu zaman ağırdır, kırıcıdır, hatta anlamsızdır. İnsan, anlam arayan bir varlık olarak, anlamsız bir evrende yaşamaktadır. Anlamın arayışında olmak, bir teslimiyet, yorgunluk ve yılgınlık gerekçesi değildir. İnsanın en radikal eylemi, hazır olan anlamsızlığa rağmen yaşamayı seçmesidir. “Hayat bayramdır” demek, anlamsız olana karşı bir başkaldırıdır. Bu, hayatın anlamının dışarıdan dayatılmasını reddetmek ve onu içeriden kurma cesareti göstermektir.

Hayatın bayram olması, hayatı yaşama cesaretidir. Hayatı sevmek, kaderi sevmek değildir. Hayatı yaşama cesareti, kaderi aşmak ve dönüştürmek için hayat okyanusunda özgürce yüzmek ve dans etmektir. İnsanın asli görevi, hayatı kendince, kendine göre yeniden kurmaktır. “Hayat bayramdır” demek, yazgıyı kabullenmek değil; yazgının sınırlarını zorlamak ve o sınırların ötesine geçmektir. Hayatı yaşama cesareti, sınırların, kalıpların, kimliklerin, kurumların ve kalıplaşmış kaynakların ötesine geçmek için hayatı bir macera coşkusuyla yaşamaktır.

“Hayat bayramdır” ifadesi bireysel bir ruh hâli değildir. Bireysel bir ruh hâline indirgenmesi hâlinde, bu söz bir kaçış zihniyetinin ifadesine dönüşebilir. Açlığın, ayrımcılığın, fanatizmin, ırkçılığın, savaşın, sömürünün, yoksulluğun, şiddetin ve aşağılanmanın olduğu bir dünyada “hayat bayramdır” demek; eğer bu gerçekliklerin görmezden gelinmesine yol açıyorsa, ahlaki olarak sorunludur. “Hayat bayramdır” sözü, ancak ahlaki ve akli sorumlulukla birlikte anlam kazanmaktadır.

Gerçek bayram, herkes için mümkün olmadıkça kimse için sahici değildir. Bu nedenle “hayat bayramdır” sözü aynı zamanda bir adalet çağrısıdır. Hayatı savunmak, yalnızca kendi yaşam sevincini korumak değildir; başkalarının hayatının değersizleştirilmesine karşı çıkmaktır. Kadınların, çocukların, yaşlıların ve diğer canlıların hayatının değersizleştirilmesine karşı çıkmaktır. Hayatı köklü bir şekilde savunmak, bireysel bir tutum olmanın ötesinde kolektif bir etik duruştur.

Hayat, hiçbir ideolojinin, hiçbir dogmanın, hiçbir kutsalın aracı değildir. Hayat, kendinde bir değerdir. Onu küçümseyen, erteleyen ya da başka amaçlara feda eden her düşünce, aslında yaşam karşıtı bir düşüncedir. “Hayat bayramdır” demek, bu yaşam karşıtı düşüncelere karşı açık bir reddiyedir.

İfade etmek istediğimiz temel tez şudur: Hayat bayram değildir, ancak hayatın bayrama dönüştürülmesi mümkündür. Hayatın dönüştürülmesi; ne piyasanın ürettiği hazlarla, ne otoritenin sunduğu güvenlikle, ne de dogmaların vaat ettiği kurtuluşlarla mümkündür. Hayatın bayrama dönüştürülmesi, insanın kendi varoluşunu geri almasıyla mümkündür.

İnsan, hayatı yeniden sahiplenmediği sürece bayram yalnızca takvimlerde kalır. İnsan hayatı sahiplendiğinde ise bayram; anılarda, anlarda ve anlamlarda yerini bulur. İnsanın hayatı sahiplenmesi hâlinde, en sıradan an bile bir özgürlük anına; en basit karşılaşma bile bir anlam deneyimine; en kırılgan yaşam bile bir bayrama dönüşebilir. Hayatı savunma ve yaşama cesareti olanlar için hayat bayramdır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.