Arifler derler ki, “İmtihan nedir?” sorusuna, “Zorluklara sabretmek” diye cevap verirler.
İmtihan, mesul olduğumuzdur. Sorunun çalıştığın yahut çalışmadığın yerden gelmesinin önemi yoktur; çünkü nereden nereye kadar mesul olduğun bellidir.
Felsefeciler insanın sorumluluğunu tarif ederken meşhur bir cümle kurarlar:
“İnsanın sorumluluğu ağaç dikmektir, orman oluşturmak değil.”
Ve yine, “Dijtiğin ağaçla orman kurduğunu hayal etmektir.”
“Herkesin imtihanı farklı farklıdır, sen kendi imtihanını vermeye bak” diyen ne güzel demiş. İnsan pek meraklıdır, başkasının imtihanına girmeye. Hâlbuki onun mesuliyeti ile senin mesuliyetin farklı değildir, ama senin imtihanınla onun imtihanı farklıdır.
Ah, bir anlasan da rahatlasan ne güzel olur. Hasetten de, kinden de arınmanın yolu, kendi kuyundan nasıl çıkacağını hesaplamak, sadece onunla meşgul olmaktır.
Günümüzde en büyük imtihan, toplumun pür dikkat takip ettiği yer yargıdır.
Etrafımızda hemen herkesin ağzından düşürmediği sohbet konusu, adalet duygusunun ve yargılamaların, verilen kararların değerlendirilmesi hususudur.
Meşhur bir hikayedir ve günümüzde yargıyı eleştirenlerin anlattığı, Osmanlı döneminde yaşandığı iddia edilen bir olaydır. Ben de noktasına virgülüne dokunmadan sizlere sunuyorum:
Adamın biri, Müslüman mezarlığına ölü bir köpek gömer. Görenler onu, zamanın Kadısına şikayet ederler. Kadı adamı çağırır ve işin aslını sorar.
Adam:
-“Doğrudur, öyle yaptım, çünkü köpeğin bana vasiyeti böyleydi, onun vasiyetini yerine getirdim.” der.
Kadı:
-“Sen bizim aklımızla alay mı ediyorsun efendi?” diye çıkışır.
Adam:
-“Hayır efendim, aynı zamanda Kadıya da 10.000 dirhem vermemi vasiyet etti.” der.
Bunu duyan Kadı hemen:
-“Rahmetli köpeğin ölümü bizi ziyadesiyle üzdü.” der.
İnsanlar, Kadının değişen bu tavrına hayret ederler.
Kadı onlara der ki:
-“Bu durum sizi hayrete düşürmesin, bu köpeğin geçmişini araştırdım, Ashab-ı Kehf köpeği Kıtmir’in soyundan geldiğini keşfettim.”
“Kadıyı satın aldığın gün, adalet ölür.
Adaleti öldürdüğün gün, devlet de ölür.”
Tarih boyu insanoğlu makamla, parayla ve kadınla imtihan oldu ve oluyor.
“Altın ateşte insan mihnette belli olur” der eskiler.
Yine, “Kulun imtihanı ne kadar ağırsa sevabı da o kadar çok olur” derler.
“Ağzıma geleni, aklımdan geçeni konuşurum” diyebilirsiniz ama sonuçları ağır imtihan olur.
İnsan, imtihanın sonunda ahirette ya cennetlik ya da cehennemlik olacak.
Cehennemde odun da yok, ateş de yok, herkes onu da dünyadan götürecek.
Selametle…