Ne çok konuştuk ve hâlâ da konuşuyoruz, değil mi?
Ortadoğu’nun girilmedik sokağı, bilinmedik saklısı, yağmalanmadık petrolü, gazı, madeni, vurulmadık dağı, obası kalmadı…
Neredeyse her akşam televizyon ekranlarında gösterile gösterile, hepimizin zihnine nakşedilmiş Ortadoğu haritasında ezberlenmedik şehir, adı öğrenilmedik nehir kalmadı…
Ne demografi, topografi, sosyoloji, psikoloji, arkeoloji, antropoloji, ne enerji ne metalurji, ne rüzgâr ne güneş kalmadı; hepsine ya çöktüler ya da çökerttiler…
Ne var ki, bunca malumata rağmen dünyalılar Ortadoğu’nun ne olduğunu hâlâ yeterince öğrenebilmiş, anlayabilmiş değiller…
İddialı, hatta mesnetsiz bir cümle olarak değerlendirebilirsiniz. Lakin eğer gerçekten tanınsaydı Bereketli Hilal, eğer sahiden bilinseydi Mezopotamya, eğer gerçekten öğrenilseydi Ön Asya; bugün olanların hiçbirisinin olmaması gerekirdi…
Bölge, aptal ve azgın Yahudilerin istimaline bırakılmazdı…
Dünyanın bütün müminleri, filozofları, âlimleri, tarihçileri biliyordu ki; ister bireysel ister cemaat olarak Yahudi’nin olduğu yerde barış, huzur, istikrar vs. olmamış ve olamazdı…
Ortadoğu dünyanın merkezidir.
(İnanmayan, İbn Haldun’un değerlendirmelerine bakabilir.)
Biz biliriz ki; bir bütünün merkezi dağılırsa bütün parçalanır… Merkez virüs kaparsa bütün hastalanır… Merkez düşerse bütün hepten yerlerde sürünür…
Bir kez muvazenesini kaybetsin: “Ortadoğu’da yerde duran her taş (bile), birinin canını almak için bekleyen bir Azrail’e dönüşür.” (Bülent Akyürek)
Böyleyken Ortadoğu’daki bir kargaşanın, kaosun, sarsılmanın, dağılmanın dünyayı altüst edeceği niçin görülmez? Anlaşılsaydı şayet, bütün insanlık bu diyarda savaş yapmak yerine bölgenin tamamını “insanlığın/dünyanın yaşayan ortak hazinesi” olarak belirleyip cam fanuslar içinde tutması gerekmez miydi?
Yoksa dünya, onlarla iş tuttuğu için Yahudi aptallığı pandemisine mi tutuldu?
Bütün olanlara rağmen bilinmesi gereken hayati bir konu var:
Nasıl ki merkezi dağılan bir bütün parçalanırsa, yeni bir yapı oluşturmak da ancak merkezden hareketle mümkün olabilir.
Tarih de bize bunu söylüyor…
Bütün kadim öğretiler, nebevî dinler, büyük medeniyetler hep bu merkezden, Ortadoğu’dan / Ön Asya’dan kurulmuştur. (Sakın ABD demeyin… İngiliz hapishane kaçkınlarının ve Londra sokaklarında yatacak yer bulamayan serserilerin kurduğu ABD’nin bu vadide adı bile okunmaz.)
Bu son söylediklerimizle bir şeyi, bir ülkeyi mi kastettiğimizi sormuyorsunuzdur herhâlde…
Veya sorun ve cevabın peşine düşün…
Selametle.