enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
43,0437
EURO
50,5222
ALTIN
6.181,64
BIST
11.855,80
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat
Çok Bulutlu
4°C
Yozgat
4°C
Çok Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
5°C
Salı Açık
6°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
8°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
8°C

“Fotoğrafla itibar olmaz”

“Fotoğrafla itibar olmaz”
05.01.2026
A+
A-

Toplumda; siyaset, ticaret ve sosyal alanda ünlü, meşhur, bilinen, tanınan önemli bir isimle ya da birkaçıyla fotoğraf çektirip, bunu ofisinde ya da evinde herkesin görebileceği bir yere koyunca, o marka isimde bulunan zat-ı muhteremin bir ömür boyu oluşturduğu kazanımların kendisine o çekilen fotoğrafla geçeceğini varsayanların tam ortasında yaşıyoruz.

Bugün siyaset sahnesindeki en büyük kirlenme; ideallerin yerine gösterişin, liyakatin yerine etiketin, emeğin yerine “yakınlık görüntüsü”nün konulmasıdır. İşte tam da bu noktada, siyasetin yalnızca makamlardan ibaret olmadığını; şahsiyet ve sadakatle ayakta durduğunu hatırlamak gerekir.

Unutmayalım: Toplumun özü insandır. İnsan düzelmezse, hiçbir kanun, hiçbir anayasa, hiçbir program bizi kurtaramaz. İnsan ahlakı yozlaştığında ekonomi de bozulur, siyaset de çürür, sosyal hayat da çöküşe sürüklenir. Tarih boyunca bütün büyük medeniyetler, kendi içlerinden filizlenen yozlaşma yüzünden çökmüştür. Roma’nın çöküşünde lüks ve sefahat kadar, çıkar peşinde koşan aristokrasinin toplumu kemirmesi etkili olmuştur. Osmanlı’nın son döneminde de liyakat yerine iltimasın, ahlak yerine menfaatin öne çıkması devletin direncini kırmıştır.

Bugün bizde de benzer bir tablo var: Fotoğrafla siyaset yapanlar, makamın gölgesinde güç devşirenler, geniş mezhep sahipleri… Gerekirse bir cuma mesajıyla kendilerini iktidarın yamacına iliştirir, gerekirse bir Atatürk rozeti takıp “çağdaşlık” rolüne bürünürler. Bu türden kimliksiz, kıblesiz siyaset tüccarları her dönemde vardır ve olacaktır.

Bal Arıları ve Sinekler; Ne yazık ki iktidarlar büyüdükçe bal arılarının yerini sinekler alır. Arılar üretir, çoğaltır, fayda sağlar. Sinekler ise hazır olana üşüşür, kokuya gelir, çürümeyi hızlandırır. AK Parti’nin kuruluş felsefesi işte bu sineklere karşıydı; köhnemiş zihniyete, çıkar şebekelerine ve dar çıkar lobilerine savaş açarak doğmuştu. Ancak iktidar uzadıkça, yolun başında dava uğruna yola çıkanların yerini, yolda bulduklarını davaya yamamaya çalışanların alması, siyasetin tabiatından kaynaklanan bir zaafı ortaya koyuyor.

Bu sadece bugünün meselesi değildir. Dün de aynı kirli zihniyet, önceki iktidarları tüketmişti. Bugün de aynı kişiler, aynı yöntemlerle, yalnızca ideoloji değiştirmiş gibi görünerek varlıklarını sürdürmektedir. Dün bir başka partiyle fotoğraf çektirenler, bugün Erdoğan’ın gölgesine sığınmaya çalışıyorlar. Tek ölçüleri, iktidarın ideolojisine göre renk değiştirmektir.

Sistem mi, İnsan mı? Buradan çıkarılması gereken ders şudur: Asıl mesele parti programları, tüzükler ya da sistem tartışmaları değildir. En kolay yol, suçu partilere atmak, onları günah keçisi ilan etmektir. Oysa partiler yalnızca birer amblemdir; onu yücelten de kirleten de insandır.

İdeal devlet, erdemli bir toplum üzerine inşa edilmedikçe hiçbir sistem çare olmaz. Montesquieu’nun dediği gibi: “Kanunlar ne kadar iyi olursa olsun, onları uygulayacak olan insanlar bozulmuşsa, o kanunlar da birer kâğıt parçasından ibarettir.” Türkiye’nin de asıl meselesi budur: Ahlakı zayıf bir toplumun, hangi parti iktidara gelirse gelsin, aynı kirliliği üretmeye devam etmesi.

Asıl Mücadele; Bugün verilen mücadele, bir fotoğrafın, bir makamın, bir ofisin mücadelesi değildir. Bugün mücadele; siyasetin özünü çürüten bu asalak zihniyete karşıdır. Eğer bu ülke huzura kavuşacaksa, sineklerin değil bal arılarının çoğalmasına; gösterişle değil üretimle, çıkarla değil adaletle büyüyen bir siyasetin yeniden inşasına bağlıdır.

AK Parti, yola çıkarken işte bu sözü vermişti. Şimdi bu sözü yeniden hatırlamanın, siyasetle itibar arasındaki bağları temizlemenin zamanıdır. Çünkü siyaset; itibar satıcılarının değil, ahlakın, erdemin ve samimiyetin omuzlarında yükselecek bir değerdir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.