Yozgat’ta günlük neşriyat yapan altı gazete bulunuyor. Gazetecilik, laf olsun diye değil, her anlamda gerçekten çok zor bir meslektir. Bilgi birikimi, ilim, irfan, tecrübe, dil bilgisi, konjonktür bilgisi, reel politika, analiz yeteneği, yorum kabiliyeti, retorik, sosyoloji, mantık, psikoloji… Kısacası sayamayacağımız pek çok alandan anlamak zorundasınız.
Bu mesleği icra eden, planlayan ve sahada uygulayan tüm meslektaşlara selam olsun.
Hele bu işi Yozgat’ta yapıyorsanız, tüm bunlara ek olarak bir de dedikodu ve lafazanlarla uğraşmak zorundasınız demektir.
Basın; kitaplarda, yasalarda ya da anayasada yazılı olsun ya da olmasın, her zaman önemli bir güçtür.Tarih boyunca kalem, silahtan daha etkili ve daha muteber sayılmıştır.
Gazeteci akıl gözüyle görür, gönül gözüyle yorumlar, vicdan terazisinde tartar ve kamuoyuna sunar.
Son yıllarda sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte yeni bir durum ortaya çıkmıştır.
Sosyal medya, gazetelere kıyasla çok daha hızlı bir iletişim aracı hâline gelmiştir.
Yozgat’ta, başta bürokrasi olmak üzere siyasetçiler ve STK’lar, basınla ilişkilerinde oldukça duyarlı ve hassastırlar. Zaten olması gereken de budur.
Benim bu yazıda asıl anlatmak istediğim konu ise, yerel basının içinde bulunduğu ekonomik ve fizikî şartların iyileştirilmesi gerektiğidir.
Başlıktan da anlaşılacağı üzere, “Basın öne eğilmesin” diyorum.
Yerel gazeteler, manevi anlamda Yozgat’ta çok büyük bir sorun yaşamıyor olabilir; ancak maddi anlamda ciddi zorluklar içerisinde görevlerini ifa etmeye çalışıyorlar.
Bu şartlar altında “Yozgat’ta gazetecilik bir meslek midir, geçim kaynağı mıdır, ekmek parası mıdır?” sorusu, mesleğin erbapları için önemli bir tartışma konusudur.
Yerel basın, Basın İlan Kurumu ve İletişim Başkanlığı’ndan bir miktar maddi destek alıyor olsa da “yırtık büyük, yamalık küçük” kalıyor.
Bu şartlar altında basının ayakta durabilmesi neredeyse imkânsız hâle gelmiştir.
Günlük basılan gazete sayıları ile dağıtılan gazetelerin rakamları karşılaştırıldığında, gazetelerin geri dönülmez bir yük altında olduğu açıkça görülmektedir.
Yerelde haber üretmek, haber yazmak, köşe yazısı kaleme almak, bilgi paylaşmak; bazılarını memnun ederken bazılarını da tedirgin edebilir.
Gazetecilik, İstanbul, Ankara veya İzmir’de olduğu gibi Yozgat’ta ne yazık ki aynı özgürlük ikliminde yapılamamaktadır.
Küçük şehirde herkes birbirini tanır. Mesleki kaygıyla yazılmış bir haber, sosyal hayatta ciddi karşılıklara sebep olabilmektedir.
Bu noktada Yozgat’ta görev yapan gazeteciler arasında ülke çapında tanınan, bu mesleğin duayeni sayılan bir isim olarak Osman Hakan Kiracı beyefendiyi örnek göstermek gerekir.
Yozgat’ın hafızası konumundaki bu büyüğümüze saygı ve hürmetlerimi sunuyorum.
Zira, marifet iltifata tabidir. Hak edene hakkını teslim etmek boynumuzun borcudur.
Yozgat’ta basın sektörünün değeri ve kıymeti ne yazık ki yeterince anlaşılamamıştır.
Makam ve mevki sahipleri, bu işi şerefiyle, izzetiyle ve onuruyla yapanları el üstünde tutmalıdır.
Kalbinden geçeni değil, memleketin ihtiyacını yazan arkadaşlarımızın emeklerini, alın terlerini ve mesailerini alkışlıyorum.
Yozgat’ta “Basın öne eğilmesin” demek kolaydır; ancak uygulamak son derece zordur.
Selametle.