Son günlerde çocukların çocuklara saldırdığı haberleri izlerken insanın aklına ister istemez şu soru geliyor; Biz çocuklarımızı neye hazırlıyoruz; hayata mı, hayatın bütün zorluklarından uzak bir konfora mı?
Bir çocuğun eline pahalı bir telefon, bol harçlık, sınırsız özgürlük verip “Ben yaşayamadım, sen yaşa” demek gerçekten sevgi mi? Yoksa farkında olmadan geleceğin mutsuz, doyumsuz ve öfkeli yetişkinini mi yetiştiriyoruz?
Her istediği alınan çocuk, bir süre sonra istemeyi değil, her istediğinin hakkı olduğunu düşünmeyi öğreniyor. Beklemeyi bilmiyor. “Hayır” duymuyor. Kaybetmeye tahammül edemiyor. Peki, okulda karşısına istediği olmadığında ne yapacak?
İşte asıl mesele burada başlıyor.
Şiddet yalnızca okul kapısında, sokakta ya da bir ekranın içinde başlamıyor. Bazen evde kurduğumuz bir cümlede, çocuğun yanında yaptığımız bir tartışmada, birlikte izlediğimiz bir görüntüde filizleniyor. “Çocuktur, anlamaz” dediğimiz çocuk, aslında sandığımızdan çok daha fazlasını anlıyor; hatta bazen bizim unuttuğumuz kadarını içinde büyütüyor.
O hâlde sormayalım mı; Çocuğumuz kaç lira harçlık alıyor? Telefonunda ne izliyor? Hangi oyunları oynuyor? Kimlerle vakit geçiriyor? Dışarıda ne kadar kalıyor? Öfkelendiğinde ne yapıyor? Ve en önemlisi, başkasının canının da kendi canı kadar kıymetli olduğunu biliyor mu?
Çocuk, evin küçük misafiri değil, hayatın ortağı. Markette poşet taşımayı, fiyat karşılaştırmayı, ev işine yardım etmeyi, beklemeyi, paylaşmayı, “hayır” demeyi öğrenmeli. Hayat, her istediğimizi önümüze sıcak servis etmiyor.
Atalarımız boşuna “Ağaç yaşken eğilir.” dememiş. İyi insan olmak da bir ders gibi son gece çalışılarak öğrenilmiyor. Öfke kontrolü olmayan, içine kapanan, davranışları değişen çocuğun üstünü “Bir şey olmaz” diyerek örtmeyelim. Dişimiz ağrıdığında doktora gidiyorsak, ruhumuzun yardım istediği yerde uzmana başvurmaktan utanmayalım. Bu zayıflık değil, sorumluluk.
Dersler telafi edilir, sınavlar yeniden yapılır. Ama vicdanın telafisi bazen mümkün olmaz. Çocuklarımıza önce başarıyı değil, insanlığı öğretelim. Merhameti, empatiyi, sınırı ve sevgiyi birlikte büyütelim. Sporla, sanatla, kitapla, hobilerle hayatlarına yeni kapılar açalım. Öğretmenlerimizle el ele verelim; evde başlayan eğitim, okulda güçlenir.
Dilerim çocuklarımızın elleri şiddete değil kardeşliğe, dilleri kırmaya değil güzel sözlere, kalpleri öfkeye değil merhamete uzansın. Çocuklarımızın geleceği korkuyla değil; sevgiyle, sağlıkla, güvenle ve iyi insan olmanın huzuruyla büyüsün.
Selametle…