Seçimi ne zaman yaparsanız yapın, Yozgatlının gönlünde, aklında, kalbinde ve siyasetinin merkezinde Recep Tayyip Erdoğan hâlâ müstesna yerini koruyor.
Neden biliyor musunuz?
Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi hikâyesini sadece kazandığı seçimlerle anlatmak eksik olur.
Sadece eleştirileriyle anlatmak da eksik olur.
Çünkü ortada Türkiye’nin son otuz yılına yayılan bir siyasi yürüyüş var.
İstanbul’dan başlayan…
Siyasi yasakla kesilen…
2002’de iktidara ulaşan…
2014’te Cumhurbaşkanlığına çıkan…
15 Temmuz’da en ağır siyasi krizlerinden birini yaşayan…
2018’de yeni sistemin merkezine yerleşen…
2023’te yeniden seçilen…
Ve 2024’te sandığın uyarısıyla karşılaşan bir yürüyüş.
Rakamlar ortada.
Seçimler ortada.
Kırılma noktaları ortada.
Tartışmalar ortada.
Gerisini tarih yazacak.
Ama bir gerçek bugünden görülebiliyor:
Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin yakın siyasi tarihinin yalnızca bir aktörü değil; son otuz yılının en belirleyici siyasi figürlerinden biri hâline geldi.
Ve onun siyasi hikâyesini anlamak, biraz da Türkiye’nin değişimini anlamaktır.
BU UZUN YÜRÜYÜŞÜN SIRRI NE?
İşte asıl soru burada.
Erdoğan’ı yalnızca “karizmatik lider” diyerek açıklamak yeterli mi?
Değil.
Teşkilatçılık var.
Saha siyaseti var.
Seçmenle doğrudan iletişim var.
Yerel yönetim deneyimi var.
Güçlü siyasi organizasyon var.
İttifak siyaseti var.
Krizlerden sonra yeniden pozisyon alma becerisi var.
Ve değişen Türkiye’nin siyasi taleplerini okuyarak söylemini yenileme çabası var.
Belki de Erdoğan’ın siyasi hikâyesinin en önemli özelliği burada.
1994’te İstanbul…
1997’de yasak…
2001’de yeni parti…
2002’de iktidar…
2003’te Başbakanlık…
2014’te Cumhurbaşkanlığı…
2015’te siyasi sınav…
2016’da 15 Temmuz…
2017’de sistem değişikliği…
2018’de yeni sistemin ilk Cumhurbaşkanlığı…
2023’te yeniden Cumhurbaşkanlığı…
2024’te sandıktan gelen uyarı…
2024: SANDIĞIN HATIRLATTIĞI GERÇEK
31 Mart 2024 yerel seçimleri…
AK Parti açısından önceki genel seçimlerdeki tablo ortaya çıkmadı.
Muhalefet, İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerde belediye yönetimlerini korudu.
AK Parti ise Türkiye genelinde belediye seçimlerinde önemli oy kaybı yaşadı.
Bu sonuç, uzun süre iktidarda kalan bir siyasi hareket açısından sandığın hâlâ en önemli ölçü olduğunu bir kez daha gösterdi.
Çünkü siyaset değişkendir.
Dün kazanılan seçim, yarının sonucunu garanti etmez.
Bir seçim kazanmak başka.
İktidarı korumak başka.
Erdoğan’ın siyasi hikâyesini farklılaştıran noktalardan biri de burada.
2002’de yüzde 34,28…
2007’de yüzde 46,58…
2011’de yüzde 49,83…
AK Parti, üç genel seçimde de tek başına iktidar oldu.
YSK’nın seçim arşivi bu yükselişi açık biçimde gösteriyor.
Bu dönemde Erdoğan’ın siyasetinin temel unsurları da belirginleşti:
Güçlü teşkilat…
Saha siyaseti…
Doğrudan seçmen iletişimi…
Yerel yönetim tecrübesinin ülke siyasetine taşınması…
Yozgatlı, Özal’lı, Mesut’lu, Tansu’lu yılları çok iyi bilir.
Neler çektiğini, neler yaşadığını, ne bedeller ödediğini…
Daha neler neler…
Selametle.